Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/4427 E. 2013/10930 K.
Konu: Mala Zarar Verme, Kasten Yaralama, Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/4427
- Karar No
- 2013/10930
- Karar Tarihi
- Konu
- Mala Zarar Verme, Kasten Yaralama, Hakaret
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama, hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye ..., şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun ... şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, ... ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir. Somut olayda; katılan ...’ın Yeniköy ile Beypınarı köyü arasındaki tarlasında bulunan su kaynağındaki suyun Yeniköy köyü halkı tarafından kanal kazılarak köy içme suyu depolarına götürüldüğü, katılan ...’ın Kaymakamlık Makamına başvurarak tarlasına ve suyuna yapılan tecavüzün önlenmesini talep ettiği, müdahalenin önlenmesi yönünde karar verildiği, Saimbeyli Belediyesine ait kepçe ile kepçe operatörü katılan ...’ın ve diğer katılan ...’ın men kararının icrasına başladığı sırada olay yerine Yeniköy köyü halkından olan sanıkların geldiği, sanıkların Saimbeyli Kaymakamlık Makamının men kararının icrasını engellemeye yönelik olarak katılanlarla tartışmaya başladığı ve tartışmanın büyümesi üzerine sanıkların katılanları darp ederek yaraladıkları, ayrıca katılanlara yönelik olarak “ananızı avradınızı sinkaf ederiz“ şeklinde hakaret ettikleri ve yine sanıkların ellerindeki taşları ...’ın kullanımında olan belediyeye ait kepçeye attıkları ve bu şekilde kepçenin camlarını, arka sol fren lambasını, sol dikiz aynasını ve kalorifer kapağını kırdıklarının anlaşıldığı, bu suretle atılı suçları işlediklerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'un, katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik hakaret suçu yönünden verilen hükümlerin incelenmesinde; 5271 Sayılı CMK'un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK'un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 2- Sanıklar hakkında, mala zarar verme suçu yönünden verilen hükümlerin incelenmesinde; TCK’nın 152/1-a maddesi ile doğrudan uygulama yapılması yerine yazılı şekilde uygulama yapılıp eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 3- Sanıklar hakkında, katılanlara yönelik Yaralama suçu yönünden ve sanıklar ... ile ... hakkında katılanlara yönelik hakaret suçu yönünden verilen hükümlerin incelenmesinde; Sanıklar hakkında katılanlar ... ve ...’a yönelik işledikleri yaralama suçundan verilen hapis cezasında takdiri indirim maddesinin uygulama maddesi olan 5237 Sayılı TCK'nun 62/1 maddesinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar hakkında hükmolunan ceza ertelendiği halde denetim süresi tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Cezası ertelenen sanıkların TCK 51/3.maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.