Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/12987 E. 2023/5110 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12987
Karar No
2023/5110
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde takibe dayanak çekin teminat çeki olduğu iddiasına dayalı borca itiraz uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile davacı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir. Kararın muteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı muteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. İTİRAZ Muteriz borçlu itiraz dilekçesinde;davalı şirket arasında; "Kırıkkale(Merkez) Atıksu Arıtma Tesis Yapım ve İşletim İşi" yapımı konusunda 28.05.2012 tarihinde taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, dava dilekçesi ekinde bir örneği sunulan 20.03.2014 tarihli protokole göre; taşeronluk sözleşmesinin 11. maddesinde davalıya verilmesi gereken teminat mektubu yerine; muhatap bankası T.Halk Bankası A.Ş. Çukurambar Şubesi olan, 3642293 seri numaralı 1.200.000,00 TL miktarlı çekin tarihsiz ve teminat amaçlı düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, devir ve ciro edilmeyeceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, dolayısıyla takibe konu çekin kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içermediğini ve kambiyo senedi vasfını taşımadığını, icra takibinin İİK'nın 170/a maddesi uyarınca iptali gerektiğini belirterek takibin iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; davacı şirket ile aralarında "Kırıkkale(Merkez) Atıksu Arıtma Tesis Yapım ve İşletim İşi" ve sonrasında ''Menderes İlçesi İçmesuyu Şebeke ve İletim Hattı İnşaatı '' sözleşmelerinin akdedildiğini, Kamu İhale Kanunu uyarınca idarece açılan ihalelerin kazanıldığını, bu sebeple idare ile akdedilen tüm işin 4734 Sayılı Kanun başta olmak üzere Kamu İhalelerine özgü mevzuat hükümlerine uygun olmasının zorunlu olduğunu, 4734 Sayılı Kanun'da teminat mektubunun "Bankalar tarafından verilen teminat mektupları ile Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından kefalet sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerini '' ifade eder şeklinde tanımlandığını, alt sözleşmelerin de aynı şekilde mevzuat hükümlerince akdedildiğini, KİK standart formlarında da aynı şekilde mevzuat uyarınca teminat mektubu formları mevcut olup, çekin veya senedin kabul edilmediğini, bu bağlamda davacının işin yapımı esnasında kendisinden alınması gereken teminatın da mevzuat uyarınca bankalardan verilecek teminat mektubu olmasının zorunlu olduğunu, bu sebeple kendisinden teminat olarak takip konusu çekin alınması hukuken mümkün olmayıp banka teminat mektubu alındığını, davacı ek olarak vermiş olduğu ve Özkan Ayazoğlu tarafından imzalanmış olan sözleşmeye dayanarak takip konusu çekin ihale konusu teminat olduğunu iddia etmiş ise de iş bu iddianın kötü niyetli olarak yapıldığını, zira söz konusu 20.03.2014 tarihli protokolün kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, idarece kabulü olmadığından geçerliliğinin bulunmadığını, taşeronluk sözleşmesinde teminatın niteliği açıkça belirtildiği gibi davacı şirketin de basiretli bir tacir olarak iş bu mevzuat hükümlerine vakıf olduğunu, davacı tarafından sunulan 20.03.2014 tarihli protokolün muhatap kısmında müvekkili şirket ünvanının tam olarak yazılmadığını ve şirket kaşesinin dahi bulunmadığını, protokolün imzalanıp imzalanmadığının dahi belli olmadığını, davacı ile akdedilen sözleşme kapsamında işin yapımı esnasında davacının iş planının geriden gelmesi kendisine fazlaca ödeme yapılmış olması sebebiyle çekin davacının borcuna karşılık alındığının taraflarca kararlaştırıldığını, tüm bu hususların davacı ile karşılıklı görüşüldüğünü, iyi niyet çerçevesinde devam eden ve devam edecek işlerin varlığı nazara alınarak ek bir sözleşme, protokol vs. yapılmadığını, nitekim davacı ile daha sonra belirttikleri Menderes İlçesi İçme Suyu Şebeke İletim Hattı Sözleşmesinin dahi akdedildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının iddiaları düşünüldüğünde teminat senedi olarak çek verilmiş olmasının çekin kambiyo vasfına helal getirmediğini, her çekin senedin altında hukuki bir ilişki bulunduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dayanağı çekin ön veya arka yüzünde senedin teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi alacaklının çekin teminat çeki olduğu yönünde bir kabul beyanının da bulunmadığı, yine takibe dayanak çekin teminatı olduğu ileri sürülen "Taşeronluk sözleşmesi" başlıklı 28.05.2012 tarihli imzası taraflarca inkar edilmeyen sözleşmenin 11. maddesinde "Taşeron tarafından sözleşme imzalanmadan önce lehtarı Binaş İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret A.Ş. olacak şekilde 1.200.000,00-TL tutarında 24.05.2014 tarihine kadar geçerli ve genel müdürlük teyitli kesin teminat mektubu verecektir" ibaresi, ekinde sunulan 20.03.2014 tarihli protokolde de "...taşeron Asilpet Petrol Ürn. Gıda İnş. Taah. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti iles Binaş İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret A.Ş. arasında 25.01.2014 tarihinde imzalanan protokole istinaden 24.05.2014 tarihine kadar geçerli olan genel müdürlük teyitli teminat mektubu yerine .... Halkbank Çukurambar /Ankara şubesi ...hesabına bağlı 3642293 nolu 1.200.000,00 TL tutarlı çek vadesiz olarak Kırıkkale Merkez Atıksu Arıtma Tesisi ve İşletim İşi kapsamında teminat için verilmiştir." ibarelerinin bulunduğu, takip dayanağı çeke protokolde açıkça atıfta bulunulmuş ise de protokol altındaki imzanın Özkan Ayazoğlu'na ait olduğu, bu imzanın protokol içeriğinden şirket adına atıldığının görüldüğü, ancak Özkan Ayazoğlu'nun Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen evraklara göre yönetim kurulu üyesi olduğu, bu yönde şirket adına imzaya yetkili kişinin protokol tarihinde Sıddık Ayazoğlu olduğu, şirketin imzaya yetkilisi tarafından imzalanmayan protokol dikkate alınarak çekin teminat amaçlı verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, alacaklının kabul beyanı da bulunmadığından çekin ödeme aracı olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği, takip durdurulduğundan davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği yönündeki gerekçeyle "İtirazın REDDİNE, Asıl alacağın (1.200.000,00 TL) %20'si oranında hesaplanacak olan tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Muteriz borçlu istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece 20.03.2014 tarihli protokol kapsamında takibe konu çekin teminat olarak alındığının kabul edildiğini, ancak bu protokol altında davalı(alacaklı) şirket adına imzası bulunan Özkan Ayvazoğlu'nun şirket adına imza ve temsil yetkisi olmadığı gerekçesiyle protokolün dikkate alınamayacağı, bu protokole göre de çekin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilemeyeceği gerekçe gösterilerek ret kararı verildiğini, davalının 20.03.2014 tarihli protokolü inkar etmediğini, sadece; bu protokolün teminatla ilgili kanunun emredici hükümlerine uygun olmaması nedeniyle idarece kabulünün mümkün olmadığını iddia ettiği, bunun dışında ayrıca; şirket adına imzalandığının belirli olmadığını, protokol altında şirketin kaşesinin ve isminin olmadığını ileri sürdüğünü, oysa, 20.03.2014 tarihli protokolün içeriği incelendiğinde; davalının adına düzenlendiğinin açıkca görüldüğünü, Özkan Ayvazoğlunun da davalı şirket adına bu protokolü imzaladığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde; 20.03.2014 tarihli protokol altında imzası bulunan Özkan Ayvazoğlu'nun şirket adına attığı imzayı inkar etmediği gözetilerek haklı davalarının kabulü gerekirken ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde de yer verildiği üzere; takip konusu çekin teminat amaçlı olarak alındığını gösteren 20.03.2014 protokol altında imzası bulunan Özkan Ayvazoğlu'nun davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, taşeron sözleşmesi ve 20.03.2014 tarihli protokol içeriği birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu çekin taşeron sözleşmesinin teminatı olarak düzenlenmesi, davalı tarafın kabulünde olan taşeron sözleşmesindeki teminat miktarı ile 20.03.2014 tarihli protokol kapsamında davalı (alacaklı) tarafa teslim edilen takibe konu çekteki miktarın aynı olması (1.200.000 TL), davalı(alacaklı) şirket emrine teminat amaçlı düzenlenen çekin şirket yönetim kurulu üyesine teslim edilmesinde hukuken engel bulunmaması, 20.03.2014 tarihli protokolün daha çok taşeron sözleşmesinde belirlenen teminatın davalı(alacaklı) tarafa teslimine yönelik olması karşısında dava ve takip konusu çekin teminat çeki olduğunun kuşku götürmeyecek şekilde ispatlandığını, ayrıca taşeron sözleşmesiyle işin yapımı müvekkili şirket tarafından üstlenildiğinden, yani işi yapan müvekkili şirket; parayı ödeyecek olan ise davalı şirket olduğundan, buna göre yaptığı işin bedelini para yada evrak(çek,senet vs) olarak davalıdan alması gereken müvekkili şirket olduğundan, bu bağlamda taşeron sözleşmesi kapsamında davalı tarafa ödenecek bir miktar olamayacağından, kararın gerekçesinde yer aldığı şekilde çekin ödeme aracı olarak düzenlendiğinden de bahsedilemeyeceğini, bu durumda müvekkili şirketin takibe konu çeki alacaklı şirkete teslim esnasında teminat amaçlı verdiği iradesini açıkca ortaya koyan yazılı belgeler karşısında, takip konusu çekin borç ikrarını içermediğini, taşeron sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğinin tartışmasız olduğunu, dava dilekçesinde açıkca; kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içermeyen, dolayısıyla kambiyo senedi vasfı taşımayan çek dayanak alınmak suretiyle başlatılan icra takibinin İİK'nın 170/a maddesi uyarınca iptalinin gerektiği talep ve dava edilmiş olup, davanın şikayet niteliğinde olduğu, borca itiraz mahiyetinde bulunmadığından inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu çek üzerinde teminat olgusuna ilişkin herhangi bir ibare olmadığı, borçlu tarafça ibraz edilen sözleşme altında "..hesabına bağlı 3642293 nolu 1.200.000,00 TL tutarlı çek vadesiz olarak Kırıkkale Merkez Atıksu Arıtma Tesisi ve İşletim İşi kapsamında teminat için verilmiştir." şeklinde bir ibare bulunmakta ise de bu ibare altında alacaklı şirket kaşesi bulunmadığı gibi söz konusu ibarenin şirket yetkilisi tarafından da imzalanmadığı, alacaklı tarafından bu iddianın kabul edilmediği, borçlu tarafından ileri sürülen iddiaların İİK'nın 169/a maddesinde sayılan nitelikte yazılı belgelerle kanıtlanamadığı, bununla birlikte yargılama sırasında mahkemece tedbiren takip durdurulduğundan alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı borçlu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Muretiz borçlu, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin Kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde takibe dayanak çekin teminat çeki olduğu iddiasına dayalı borca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 169., 169/a., 170/a ve TTK'nın 818/1-e, 687/1. maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup muteriz borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12987, K. 2023/5110, T. 19.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2022-12987-e-2023-5110-k-66dcfb92e1ea