Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/739 E. 2026/4515 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/739
- Karar No
- 2026/4515
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2551 E., 2025/3192 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Dairemizin bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli 2018/2 44... /57 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli 2018/2 44... /57 Karar sayılı kararının katılan vekilinin istinafı üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 01.03.20 23... /8 18... /1082 Karar sayılı kararı ile "Olayda, 2002 yılında belediyeye ruhsat için başvuran sanığın 4 kat için yapı izin belgesi aldığı, 2017 yılında ise yeniden belediyeye başvurarak ilave iki kat için yapı izin belgesi aldığı halde fazladan bir kat daha kaçak inşaat yaptığı ve sonra bu kaçak kat için belediyeye başvurup yapı kayıt belgesi aldığı, ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 12.12.2016 tarihli yazısı ile sanığa ait taşınmazın herhangi bir tescilli yapıya cephe vermediğinden inşaatla ilgili idarelerce izin verilebileceği yönünde Belediye'ye yazı yazıldığı ve buna istinaden sanığa ruhsat verildiği belirtilmiş ise de, ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 12.12.2016 tarihli yazısı sanık yönünden olmayıp başkaca bir taşınmaz ve kişi yönünden olduğu, bu hususun aynı kurumun 21.07.2017 tarihli yazısında da belirtildiği, Ayrıca kaçak yapılan son kat yönünden her ne kadar sanık sonradan yapı kayıt belgesi almış ise de, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği anlaşıldığından, tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı müsnet suçtan mahkumiyeti yerine hatalı gerekçeyle beraatine karar verilmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmitir.
3. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.20 23... /2 24... /401 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, sanığın istinaf talebi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 25.04.20 24... /9 50... /1555 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 4.Bölge Adliye Mahkemesi ... Savcısının temyiz talebinin kabulü ile Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26.06.2025 tarihli 2024/3845 Esas ve 2025/5710 Karar sayılı kararı ile " İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilerek ve bu şekilde yargılamaya devam edilerek 25.04.2024 tarihli inceleme konusu esastan ret kararlarının verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 53, 58. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtay ... Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz nedenleri; eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, suça konu taşınmazın herhangi bir tescilli yapıya cephesinin olmadığına, taşınmazın koruma altında olup olmadığı hususunun yetkili makamlara sorulduğu, sanığa inşaat yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirtildiği, sanığın belediye tarafından verilen inşaat ruhsatına güvenerek işlem yaptığına, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından da inşaat izni verildiğine, manevi unsurun oluşmadığına, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, olaya ilişkin tutanaklar, tespitler ve sanığın söz konusu inşaatı ruhsata bağlı olarak yapmış olması gözönüne alındığında, sanığın doğrudan hareket etmeyip, ek kat yapmak için Belediye'ye başvurduğu ve bu konuda ruhsat aldığı, Belediye Başkanlığı ile ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arasında bu kapsamda yazışma yapıldığı ve ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 12.12.2016 tarihli cevabi yazısında sanığa ait taşınmazın herhangi bir tescilli yapıya cephe vermediği, bu nedenle söz konusu inşaata ilgili idarelerce izin verilebileceği yönünde Belediye Başkanlığı'ndan yazı yazıldığı, buna istinaden sanığa ruhsat verildiği ve sanığın söz konusu inşaatı yaptığı, bu yönüyle sanığın kendi başına hareket etmeyip gerekli müracaatlarını yaparak taşınmazına inşaat yaptığı, bu nedenlerle suç işleme kastıyla hareket etmediği kanaatine varıldığından beraatine dair hüküm tesis edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; 2002 yılında belediyeye ruhsat için başvuran sanığın 4 kat için yapı izin belgesi aldığı, 2017 yılında ise yeniden belediyeye başvurarak ilave iki kat için yapı izin belgesi aldığı halde fazladan bir kat daha kaçak inşaat yaptığı ve sonra bu kaçak kat için belediyeye başvurup yapı kayıt belgesi aldığı, ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 12.12.2016 tarihli yazısı ile sanığa ait taşınmazın herhangi bir tescilli yapıya cephe vermediğinden inşaatla ilgili idarelerce izin verilebileceği yönünde Belediye'ye yazı yazıldığı ve buna istinaden sanığa ruhsat verildiği belirtilmiş ise de, ... Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 12.12.2016 tarihli yazısı sanık yönünden olmayıp başkaca bir taşınmaz ve kişi yönünden olduğu, bu hususun aynı kurumun 21.07.2017 tarihli yazısında da belirtildiği, ayrıca kaçak yapılan son kat yönünden her ne kadar sanık sonradan yapı kayıt belgesi almış ise de, 3194 sayılı İmar Kanununa 11.05.2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği anlaşıldığından, tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Yasanın Kanuna muhalefet suçunu işlediği sabit görülmüş ve mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE VE KARAR Sanığın özel mülkiyete tabi ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi 3 31... parselde bulunan, ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 09.11.2002 tarih ve 1307 sayılı kararı ile kentsel sit alanı olarak tecsil edilen taşınmazı üzerinde bulunan mevcut binaya izinsiz kat ilavesi yaptığından bahisle hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla, 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında kentsel sit alanında bulunan taşınmaz üzerinde izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın savunmasında dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini ileri sürdüğü göz önüne alınarak, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gibi kurumlardan sorulması, sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay ... Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.