Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/925 E. 2025/6597 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/925
Karar No
2025/6597
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3468 E. 2024/3614 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2015 tarih, 2014/196 Esas, 2015/381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/b, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli parası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2018 tarih, 2017/669 Esas, 2018/64 Karar sayılı kararı ile önceki hükmün aynen açıklanması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/b, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli parası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.02.2020 tarih, 2018/1640 Esas, 2020/424 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 3.Hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine dairemizin 26/05/2022 tarih, 2021/9146 Esas, 2022/4095 Karar nolu bozma ilamında; "Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkumiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi," gerekçesiyle hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarih, 2022/2136 Esas, 2022/3342 Karar sayılı kararı ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 5.Dairemizin 11.07.2024 tarih, 2023/79 Esas, 2024/3871 Karar sayılı bozma ilamı ile; "... sanık hakkında III. derece doğal sit alanında mevcut binaya ek izinsiz uygulamalarda bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup.." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 6.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarih, 2024/3468 Esas, 2024/3614 Karar sayılı kararı sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 20.02.2025 tarih, 2025/11900 sayılı ve düşme görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın yurt dışında olmasının sonucu değiştirmeyeceğine, sit kararının mahallinde ilan edildiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiğine, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiğine, sanığın cezalandırılması gerekirken beraatine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ilgili belgeler getirtildiği, bölgenin sit alanı ilan edildiğine ilişkin Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28.04.2002 tarihli ve 1322 sayılı kararının ilanının sanığın taşınmazı 28.06.2012 tarihinde satın almasından önce; Kaymakamlıkça 10.07.2002 tarihinde, Belediye Başkanlığınca 15.07.2002 tarihinde yapıldığı, Resmi Gazete'de ilan yapılmadığının anlaşıldığı, dosyaya sunulan pasaport örneklerindeki giriş-çıkış kayıtları ve savunmalara göre; devamlı ikametgahının Almanya Ülkesinde olması, sit kararının sanık taşınmazı almadan önce mahallinde ilan edilmesi nedeniyle sanık ...'ın onarım yaptırdığı yapının bulunduğu bölgenin 3. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığını, bu nedenle yapılacak inşai müdahaleler için ilgili Koruma Bölge Kurulundan izin alınması gerektiğini bilmediğine ilişkin savunmasının aksine delillerin bulunmadığı, tüm bu nedenlerle atılı suçu işleme kastı bulunmayan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, sanığın 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2015 tarih, 2014/196 Esas, 2015/381 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmesi ile zamanaşımı süresinin durduğu, durma süresi de hesaba katıldığında zamanaşımının henüz dolmadığı anlaşıldığından, Tebliğnamedeki düşme isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 2863 sayılı Kanun'un 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında III. derece doğal sit alanında mevcut binaya ek izinsiz uygulamalarda bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin araştırıldığı, cevabi yazılarda kararın mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiğine dair ilan tutanaklarının gönderilmiş olduğu, bu hali ile sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği dosya kapsamında, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/925, K. 2025/6597, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-925-e-2025-6597-k-a2fb58a5a085