Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/646 E. 2023/6089 K. – Tehdit, Kişilerin
Konu: Tehdit, Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/646
- Karar No
- 2023/6089
- Karar Tarihi
- Konu
- Tehdit, Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/629 E., 2016/154 SUÇ : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, bozma İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/629 E., 2016/154 sayılı asıl karar ve 08.03.2016 tarihli ve 2015/629 E., 2016/154 sayılı ek kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli 2015/629 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 52 nci maddesi uyarınca 2.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesi, 08.03.2016 tarihli, 2015/629 Esas, 2016/154 Karar sayılı ek kararı sanık müdafiinin tehdit suçundan verilen verilen karara karşı temyiz başvurusu hakkında, verilen adli para cezasının niteliği ve miktarı göz önüne alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 296 ıncı maddesi uyarınca “temyiz talebinin reddine” karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.02.2021 tarihli ve 2016/150926 sayılı, tehdit suçu yönünden temyiz isteminin reddine dair ek kararın onanması, kişilerin huzur ve sükunu nu bozma suçu yönünden dosyanın basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Sanık ile katılanın eskiden beri ailecek görüştüklerini, katılana attığı mesaj içeriklerinde, her iki suçun da unsurlarının oluşmadığına, tehdit suçunun denetim geçmeden kesin hüküm niteliğinde olmasının hak ihlali niteliğinde olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III.GEREKÇE A)Tehdit Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin Reddine Dair Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarları gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. B) Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden; Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ''kişilerin huzur ve sükununu bozma'' suçuna ilişkin olduğu, "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçu için 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ''01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür. V. KARAR A.Tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesi, 08.03.2016 tarihli, 2015/629 Esas, 2016/154 Karar sayılı ek kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın , Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan hüküm yönünden; Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli, 2015/629 Esas, 2016/154 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2023 tarihinde karar verildi.