Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/6025 E. 2025/5736 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6025
- Karar No
- 2025/5736
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1829E., 2023/497K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2020/1257 Esas, 2022/734 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 53, 52/2-4 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Ceza Mahkemesince sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca doysa üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "Sanık hakkında açılan davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereğince davanın asli zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Düşme kararı verildiğinden katılan kurum lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,", şeklinde Yerel Mahkeme hükmündeki hukuka aykırılığın düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğine,zamanaşımı süresinin işlemediğine , sanığın cezalandırılması gerektiğine resen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Mersin İli, Silifke İlçesi, ... Mahallesinde, 3.Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı içinde bulunan arazide sulama havuzu ve meyve bahçesi yaptığının tespiti üzerine yürütülen soruşturma neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/1., 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmasında 2009 yılında meyve bahçesi ve sulama havuzu yaptırdığını, ecrimisil ödeyerek ekim yaptığını, suçlamaya konu yerin hazine arazisi olduğunu bildiğini ancak sit alanında kaldığını bilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; "....Her ne kadar sanık aşamalarda alınan savunmalarında suça konu alanda tarım yapması nedeniyle ecri misil bedelini ödediğini suça konu alanı sit alanı olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de; sanıktan alınan ecri misil bedelinin 2010-2015 yılları arasındaki işgallerine ilişkin olması, sanığın ecri misil bedeli ödemiş olduğu suça konu alanın kendisine satışının yapılmasını talep etmesi, satış talebinin suça konu alanın arkeolojik ve doğal sit alanı içerisinde kalması nedeniyle uygun bulunmadığının sanığa bildirilmesi, suça konu alanın mutat vasıtalar ile mahallinde sit alanı olduğunun ilan edilmesi karşısında sanığın kendisini cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanığın 3. derecede arkeolojik ve doğal sit alanı sınırları içerisinde kalan alanda nitelikli arazi düzeltmesi yapmak taş duvar ve teraslama yapmak, sulama havuzu yapmak, tarımsal amaçlı kullanılacak hale getirmek ve keşif tarihi itibariyle de devam ettiği görüldüğü üzere araziyi tarımsal amaçlı olarak kullanmak suretiyle ve suça konu alana izinsiz olarak fiziki ve inşai müdahalede bulunarak suça konu alanın doğal yapısını nitelikli ve kalıcı olarak değiştirdiği ve tahrip ettiği sabit olduğundan." gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; " 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesine aykırılık suçunun ani hareketli suç tiplerinden olduğu, sit alanında gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahalelerin yapıldığı anda suçun oluşacağı, kullanıma devam edilmesi ile suçun temadi etmeyeceği dikkate alınarak yapılan incelemede; Sanık savunması, dosyaya celp edilen belgeler ve inşaat ve ziraat mühendisi bilirkişinin raporlarına göre suça konu taşınmazda bulunan yığma taş duvarların ne zaman örüldüğü belirlenememiş olsa da, uydu görüntülerinde Eylül 2004 tarihinde arz üzerinde herhangi bir müdahale bulunmadığı, Şubat 2013 tarihinde ise gerek meyve bahçelerinin gerekse duvarların ve havuzun mevcut olduğu, bu iki tarih aralığında elde edilen başkaca görüntü bulunamadığı, limon ağaçlarını 8-10 , zeytin ağaçlarının ise 10-15 yaşlarında olduğuna dair değerlendirmelerin yapıldığı, iş makineleri ile tesviye yapılıp ziraat alanı haline getirildikten sora ekim işlerinin yapıldığının kabulü halinde ilk fiziki müdahalenin daha önce gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Sanığa isnat edilen suçun 2863 sayılı yasanın 65/1 maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına ve TCK'nın 66/1-e maddesine göre tabi olduğu 8 yıllık dava asli zaman aşımı süresi suç tarihi olarak sanığın lehinde zeytin ağaçlarının ekim tarihi olarak kabul edildiğinde bu tarihten itibaren zaman aşımını kesen bir sonraki işlem olan iddianamenin 10/12/2020 düzenlenme tarihine kadar zaman aşımını durduran veya kesen başkaca bir işlem olmaksızın geçmiş olmakla davanın bu nedenle düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi," gerekçeleriyle sanık hakkında açılan kamu davasının TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Dosya kapsamında 13.07.2021 tarihinde icra edilen keşif üzerine aldırılan bilirkişi raporuna göre uydu görüntülerinde Eylül 2004 tarihinde arazi üzerinde herhangi bir müdahale bulunmadığı, Şubat 2013 tarihinde ise gerek meyve bahçelerinin gerekse duvarların ve havuzun mevcut olduğu, bu iki tarih aralığında elde edilen başkaca görüntü bulunamadığı, limon ağaçlarını 8-10, zeytin ağaçlarının ise 10-15 yaşlarında olduğuna dair değerlendirmelerin yapıldığı dikkate alındığında iddianame konusu edilen aykırılıklardan en son havuzun yapıldığı tarihin bilirkişi raporuna göre Şubat 2013 de mevcut olduğunun tespiti karşısında sanık aleyhine suç tarihinin Şubat 2013 olarak kabulü halinde dahi 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin Şubat 2025 tarihinde dolmuş olduğu gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından,yapılan yargılama sonunda sanık hakkında açılan kamu davasının, zamanaşımının dolduğu gerekçe gösterilerek düşmesine karar verilmesinde, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.