Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/2575 E. 2024/7848 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2575
- Karar No
- 2024/7848
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/539 E.,- 2023/4 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün suçtan zarar gören vekili tarafından, temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli 2014/557 Esas, 2015/366 Karar sayılı ilamıyla; sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/4, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52 maddeleri uyarınca 3.020,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.06.2022 tarihli ve 2018/2748 Esas, 2022/4793 Karar sayılı ilamıyla; Sanık hakkında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun 03/07/1987 tarih 3492 sayılı kararı ile kentsel ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli yerde bulunan, aynı zamanda aynı kurulun 07/03/1986 tarih 2031 sayılı kararı ile kültür varlığı olarak tescil edilen mülkiyeti hazineye ait 34 pafta, 186 ada, 12 parseldeki taşınmazda izinsiz olarak klima taktırdığı iddiası ile açılan kamu davasında; mahallinde icra edilen keşif neticesinde inşaat mühendisi ve arkeolog tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda suça konu klimaların keşif tarihi itibariyle kaldırılmış olduğu ve herhangi bir zarar oluşmadığının tespit edildiği dikkate alınarak sanık hakkında manevi unsur yokluğundan beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 2010 yılı olarak belirtilmesi,", Gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde sanığın üzerine atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla CMK' nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, karara karşı katılan vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteği; sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve fiziki müdahale sonucu zarar oluştuğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık hakkında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun 03/07/1987 tarih 3492 sayılı kararı ile kentsel ve III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli yerde bulunan, aynı zamanda aynı kurulun 07/03/1986 tarih 2031 sayılı kararı ile kültür varlığı olarak tescil edilen mülkiyeti hazineye ait 34 pafta, 186 ada, 12 parseldeki taşınmazda izinsiz olarak klima taktırdığı iddiası ile açılan kamu davasında; mahallinde icra edilen keşif neticesinde inşaat mühendisi ve arkeolog tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda suça konu klimaların keşif tarihi itibariyle kaldırılmış olduğu ve herhangi bir zarar oluşmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde, sanık hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında mahallinde icra edilen keşif neticesinde inşaat mühendisi ve arkeolog tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda suça konu klimaların keşif tarihi itibariyle kaldırılmış olduğunun ve herhangi bir zararın da oluşmadığının tespit edildiğinin belirtilmiş olması sebebiyle sanığın üzerine atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığına kanaat getirilerek CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine dair karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilinin 22.12.2014 tarihli dilekçe ile davaya katılma talebinde bulunduğu halde, adı geçen kurumun katılan olarak kabulüne yönelik bir karar verilmediği anlaşılmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/11/2006 tarihli, 2006/2-249-247 sayılı, 15/07/2008 tarihli, 2008/9-95-195 sayılı ve 19/10/2010 tarihli, 2010/9-149-105 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, Kültür ve Turizm Bakanlığının suçtan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca, açılan davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; Bozma üzerine yürütülen yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığının Yerel Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suçtan zarar gören vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2024 tarihinde karar verildi.