Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1244 E. 2026/5733 K. – Müstehcenlik
Konu: Müstehcenlik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1244
- Karar No
- 2026/5733
- Karar Tarihi
- Konu
- Müstehcenlik
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/771 E., 2019/602 K. SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan Kurum vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 43/1, 62/1, 53/1, 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan Kurum vekilinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5, 43/1, 62/1, 52/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri; eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sübuta, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine ve suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın, suç tarihinde 13 yaşındaki mağdura cep telefonunda depoladığı ve üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri izlettiği iddiasına konu olayda, sanığın cep telefonunda yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda suça konu müstehcen içeriklerin tespit edildiği, dosyada mevcut sağlık raporları uyarınca sanığın yargılamaya konu suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında müstehcenlik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesi gereğince mahkûmiyet hükmü kurulurken, anılan maddede hapis cezası yanında adli para cezasının da öngörüldüğü gözetilmeden yazılı şekilde sadece hapis cezası tayin edilmesi neticesinde eksik cezaya hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan Kurum vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1. Müstehcenlik suçu, genel olarak toplumun ar ve haya duygularını inciten, cinsel arzuları tahrik ve istismar etmeye elverişli içeriklerin üretilmesi, bulundurulması, yayılması veya başkalarının erişimine sunulması suretiyle işlenebilen ve koruduğu hukuki değer itibarıyla bireylerin cinsel dokunulmazlığının yanı sıra toplumun genel ahlakını da güvence altına almayı amaçlayan bir suç tipidir. 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen suç ise, üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma veya başkalarının kullanımına sunma şeklindeki seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesiyle oluşmaktadır.
Buna karşılık, 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen suç; aynı Kanun'un 226. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen ürünlerin içeriklerinin çocuklar tarafından görülmesinin, dinlenmesinin veya okunmasının sağlanması ya da bu içeriklerin basın ve yayın yolu ile yayımlanması veya yayımlanmasına aracılık edilmesi suretiyle oluşmaktadır. Anılan suç tiplerinin maddi unsurları ve suçun tamamlanma anları farklı olup, 5237 sayılı TCK'nın 226/3. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen suçun oluşumu için söz konusu içeriklerin çocuklar tarafından görülmesinin, dinlenmesinin veya okunmasının sağlanması ya da basın ve yayın yolu ile yayımlanması veya yayımlanmasına aracılık edilmesi zorunlu olmadığı gibi, 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için de üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arz edilmesi, satılması, nakledilmesi, depolanması, ihraç edilmesi, bulundurulması veya başkalarının kullanımına sunulması şart değildir. Bu nedenle, anılan suç tiplerinin maddi unsurları, seçimlik hareketleri ve suçların tamamlanma anları nazara alındığında, aynı fiille her iki suçun birlikte işlenmesi mümkün olmadığından, aralarında 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima ilişkisinin bulunduğundan söz edilemez.
Bu açıklamalar gereğince;
Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, sanığın üretiminde çocukların kullanıldığı müstehcen içerikleri depolaması ile bu içerikleri 13 yaşındaki mağdura izletmesine ilişkin eylemlerin bir bütün olarak 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğu belirlenmiş ise de, sanığın depolamaya ilişkin eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 226/3-2. cümlesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu da oluşturduğu, dolayısıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 226/3-2. cümlesi ve 226/5. maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yalnızca 5237 sayılı TCK'nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Adli emanette kayıtlı eşyalar hakkında bir karar verilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan Kurum vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.06.2026 tarihinde karar verildi.