Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9134 E. 2026/2977 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9134
Karar No
2026/2977
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1829 E., 2022/1120 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1 ve 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine hükmün kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, B sınıfı sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın hızının sınırların üzerinde olduğuna, sanığın kendisine yönelik 'DUR' levhasına uymayarak anayola kontrolsüz çıkarak kazaya sebebiyet verdiğine, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğuna ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kazanın meydana gelmesinde ölenin yoğun kusurunun bulunduğuna, ölenin olay anında kask takmadığı ve sanığın aracına çarpması sonucu kendi kusurundan dolayı öldüğüne, unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporlarının hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 20.06.2020 tarihinde saat 13.50 sıralarında, sanık ... sevk ve idaresindeki 32... plaka sayılı kamyonet ile gündüz vakti, yerleşim yeri içerisinde, bölünmüş, 2 şeritli, yol platform genişliği 6,5 metre olan, asfalt kaplama, düz ve eğimsiz, açık havada, hız limitinin 50 km/s olan, kuru zeminli ve görüşün açık olduğu dört yönlü kavşakta, Isparta 3930. Sokak istikametinden 4028. istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiği sırada kamyonetin sol ön kısmı ile ..... Cadde üzerinde ...'in sevk ve idaresindeki tescilsiz motorlu bisiklet ile çarpışması sonucu ...'in ölümü ile sonuçlanan olayda; kaza tespit tutanağında; 32... plaka sayılı kamyonet sürücüsü olarak sanık ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 57/1-b (trafik zabıtası veya ışıklı işaret cihazları veya trafik levhası bulunmayan kavşaklarda bölünmüş yola çıkan sürücülerin bu yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi) maddesinde yazılı kuralı ihlal ettiği, tescilsiz motorlu bisiklet sürücüsü ...'in ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiği, soruşturma evresinde adli trafik bilirkişisi tarafından 11.08.2020 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda, 32... plaka sayılı kamyonet sürücüsü olarak sanık ...'nin 2918 sayılı Kanun'un 47, 52/1-a-b, 57/1-a ve 57/1-b-5 maddelerinde yazılı kuralları ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğu, tescilsiz motorlu bisiklet sürücüsü ...'in ise herhangi bir ihlalinin bulunmadığından kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, kovuşturma evresinde adli trafik bilirkişisi tarafından 16.12.2020 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda, 32... plaka sayılı kamyonet sürücüsü olarak sanık ...'nin 2918 sayılı Kanun'un 57/1-a maddesinde yazılı kuralı ihlal ettiği, tescilsiz motorlu bisiklet sürücüsü ...'in ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının mütalaa edildiği, kovuşturma evresinde alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 11.02.2021 tarihli raporunda; sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile gündüz vakti, meskun mahaldeki yolu takiben seyir halindeyken yaklaştığı olay mahalli kavşağa, istikametine hitap eden ‘DUR’ levhasına riayet etmeden, yaklaşan araçlara dikkat etmeden, kontrolsüzce seyrine devam ettiği esnada seyrine göre sol tarafından gelen, önünü kapattığı ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı ölen ...'in kullandığı motorlu bisiklet ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu, ölen ... sevk ve idaresindeki motorlu bisiklet ile gündüz vakti, meskun mahaldeki yolu takiben seyir halindeyken, olay mahalli kavşağa yaklaştığı esnada istikametine göre sağ tarafından gelen sanık sürücü ...'nin kullandığı kamyonet ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda oluşa etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığının mütalaa edildiği, İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'nin, ...'in ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, sanığın dur levhasının olduğu yerden sokaktan caddeye çıkarken sağına ve soluna bakmadan durmadan, direk hızını azaltmadan caddeye çıkarak kazanın oluşumuna sebebiyet vermesi nedeniyle kazada bilinçli taksirle hareket ettiği kabulü ile 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesin tarafından verilen karar kaldırılarak yapılan yargılama sonucunda, "Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli ve tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde alt sınırdan çok fazla uzaklaşılmak sureti ile hüküm kurularak sanık hakkında fazla cezaya hükmolunmasının, Trafik kazası tespit tutanağına göre olay yerindeki hız limitinin 50 km/h olduğu, sanığın aşamalardaki savunmasında hızının miktarına ilişkin bir açıklamasının bulunmadığı gibi kavşağa yaklaşırken hızını azalttığını belirttiği, sanığın olay sırasında hızının mahal şartlarının iki katından fazla olduğuna dair başka bir tespitinde bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan olaya ilişkin görüntülerin bulunduğu CD'nin dairemizce birden fazla izlenilmesi sonucunda, sanığın hızının olay yerindeki hız limitinin iki katı veya fazlası olduğunun tespit edilemediği, mahkemenin bilinçli taksir olarak belirttiği 'sanığın dur levhasının olduğu yerden sokaktan caddeye çıkarken sağına ve soluna bakmadan durmadan, direk hızını azaltmadan caddeye çıkarak kazanın olmasına tam kusurlu olarak neden olduğu' gerekçesinin sanığın olaydaki taksiri olduğu ve bilinçli taksir niteliğinde bulunmadığı halde, sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanarak sanığın fazla ceza ile cezalandırılmasına karar verilmesinin, Kabul ve uygulamaya göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/20 09... /9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan 'failin güttüğü amaç ve saik' gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesinin, Sanığın meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olması nedeni ile sürücü belgesinin TCK'nın 53/6 maddesi gereğince geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, sürücü belgesinin geri alınıp alınmayacağı yönünde bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesi ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 53/6 ve 63 maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, B sınıfı sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve tutuklulukta geçen sürenin hükmolunan hapis cezasından mahsubuna karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9134, K. 2026/2977, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9134-e-2026-2977-k-a84ceb3c2872