Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8507 E. 2025/2857 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8507
- Karar No
- 2025/2857
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/4575 E., 2022/1643 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, yapılan incelemede işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız soruşturma, kovuşturma, gözaltı ve tutuklama nedeniyle 1.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın düşmesinin davacının eylemlerinden kaynaklanmadığına, düşme sebebiyle de tazminatın ödenmesi gerektiğine, CMK 141/3 maddesi kapsamında tazminat verilmesi gerektiğine, davanın kabul edilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, davacının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/07/2008 tarih ve 2008/71 sorgu sayılı kararı ile "Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs" suçlarından tutuklandığı, diğer yargılandığı suçlardan ise tutuklu olmadığının anlaşıldığı, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/16 Esas ve 2019/293 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, davacı sanığın tutuklu kalmış olduğu bu suçlardan, Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 13/10/2017 gün ve 4561 sayılı kararıyla "demansiyel sendrom denilen akli arızaya musab olduğu, iyileşmesinin beklenemeyeceği, mahkemece dinlenmesinde fayda bulunmadığı"nın oy birliğiyle tesbit edildiği belirtilmekle kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından, hakkındaki kamu davalarının CMK 74/5 ve 223/8-1.cümlesi gereğince düşürülmesine karar verildiği, bu durumda CMK'nın 141/1-e maddesinde belirtildiği şekilde davacı sanık hakkında verilen bir beraat kararı bulunmadığından ve yine CMK'nın 144/1-c bendi gereği hakkındaki kamu davası düşürülenlerin tazminat talebinde bulunamayacağı dikkate alınarak, davacının tazminat davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacının kanunda belirtilen koşullar dışında yakalandığı, tutuklandığı ve tutukluluğunun devamına karar verildiği, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmadığı, haksız yere yargılamanın uzatıldığı, koruma tedbirleri dolayısıyla davacının yaşamının tehlikeye atıldığı, hâkim ve savcı sorumluluğu gerekçe gösterilerek (CMK 141/1-a,b,e ve CMK 141/3) tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs suçlarından 01.07.2008 tarihinde gözaltına alındığı, gözaltında kaldığı süre içinde 04.07.2008 tarihinde rahatsızlanması sebebiyle hastaneye kaldırıldığı, 05.07.2008 tarihinde savcılık tarafından ifadesinin alındığı ve davacının rahatsızlanması gerekçe gösterilerek sorulması gereken soruların gözaltı süresinin dolacağı gerekçesiyle sorulmadığı ve mahkemece değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle nöbetçi hâkimliğe sevk edilerek 06.07.2008 tarihinde tutuklandığı, tutuklandıktan sonra bulunduğu cezaevinde 17.09.2008 tarihinde merdivenlerden düşmesi sonucu Kocaeli Tıp Fakültesi Hastanesine sevkinin yapıldığı, hayati tehlikenin bulunması sebebiyle entübe edildiği ve 21.09.2008 tarihli Cumhuriyet Savcılığına gönderilen epikrizde özetle; davacının nörolojik yönden sözlü uyaran ile gözlerini açtığı ancak emirlere uymadığı, halen ventilatöre bağlı olduğu, tıbbi tedavisinin ve hayati tehlikesinin devam ettiğinin belirtildiği, bu rapor üzerine davacının 21.09.2008 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetine karar verilerek hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, 11.09.2013 tarihinde mahkeme heyetince davacının tedavi görmekte olduğu İstanbul Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine gidildiği, davacının kimlik tespiti yapıldığında kimlik bilgilerinin hatırlamadığını beyan ettiği ve davacının tutuklandığı, mahkumiyet hükmünün Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/04/2016 gün ve 2015/4672 - 2016/2330 sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada adli tıp kurumuna sevk edilen sanık hakkında 4. Adli tıp ihtisas kurulunun 13/10/2017 gün ve 4561 sayılı kararı ile demansiyel sendrom denilen akli arızaya musab olduğu, iyileşmesinin beklenemeyeceği, mahkemece dinlenmesinde fayda bulunmadığının oybirliğiyle tespit edildiği belirtilmekle kovuşturma şartı gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından davacı hakkındaki kamu davasının CMK 74/5 ve 223/8-1.cümlesi gereğince düşürülmesine" karar verildiği ve kararın 04.11.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; 1. Davacının 5271 sayılı CMK'nın 141/1-a,b bentleri kapsamında da tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, 2.Yukarıda açıklandığı üzere davacının gözaltına alınmasının, tutuklanmasının ve yargılanmaya devam edilmesinin 5271 sayılı CMK'nın 141/3 maddesi kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, 3.5271 sayılı sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, kamu davasının CMK 74/5 ve 223/8-1.cümlesi gereğince düşürülmesinin, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.03.2025 tarihinde karar verildi.