Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8383 E. 2024/5036 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8383
Karar No
2024/5036
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3510 E., 2022/952 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince; davacının kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığından bahisle 20.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden faizine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığını, istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, 5271 sayılı Kanuna göre 142 maddesine göre hükmün kesinleşmesinden sonra tazminat dava süresinin başlayacağı, somut olayda davanın süresinde olduğunu, davanın kabulü gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/157 Esas, 2019/318 Karar sayılı ceza dosyasında; zimmet suçundan yakalama kararına istinaden 13.03.2009 tarihinde Adana'da yakalandığını, 1 gün nezarette kalıp ertesi gün Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yapılan kimlik tespiti ertesinde Muğla'ya sevk edilmek üzere Adana E Tipi Ceza İnfaz Kurumu'na konulduğunu, 04.06.2009 tarihinde davacının mahkemesince tutuklanmasına karar verildiği, 02.07.2009 tarihinde tahliyesine karar verildiği, davacının 13.03.2009 - 02.07.2009 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 12.10.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, davanın 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, davacının 5271 Sayılı Kanun'un 141/1-d maddesi gereğince ''Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen'' kişiler kapsamında olduğu, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/422 E. Sayılı dosyasında yargılanan davacı hakkında çıkarılan yakalama emrinin 13.03.2009 tarihinde Adana'da davacının yakalanması ile infaz edildiği, aynı tarihte Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yapılan kimlik tespiti ertesinde Muğla'ya sevk edilmek üzere Adana E Tipi Ceza İnfaz Kurumuna gönderilerek tutuklanmasına karar verildiği, aylar sonra 04.06.2009 tarihinde Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince 2005/422 E. Sayılı dosyasında celse açılarak sorgusunun yapıldığı görülmekle somut olayda davacının makul süre içerisinde yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığı anlaşılmakla birlikte 5271 Sayılı CMK'nın 142/1 maddesine göre koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği, CMK'nın 223/1. maddesinde ancak; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararının hüküm olabileceğinden bahsedildiği bu kapsamda davaya konu olay açısından baktığımızda tazminatı hükmün değil verilen bir kararın, ''tutuklama kararının'' olduğu, davanın 20.02.2021 tarihinde açıldığı, davacı hakkındaki tutuklama kararının Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesince 2005/422 E. Sayılı dosyasında 04.06.2009 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği iş bu tarihten itibaren işleyecek olan hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedileceği, somut olayda da davalının davayı vekili aracılığıyla takip edip davanın reddi kararı verildiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin reddi yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 17 Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8383, K. 2024/5036, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-8383-e-2024-5036-k-eeeff35bbbe8