Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8293 E. 2024/7475 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8293
- Karar No
- 2024/7475
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/759 E. 2021/1727 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarih, 2013/241 Esas, 2013/602 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 06/03/2015 tarih, 2014/10446 Esas, 2015/4255 Karar sayılı bozma ilamında;" 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği; Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen "maliklere tebliğ" usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete'de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı; Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 30/09/1996 tarih ve 3106 sayılı kararı ile sınırları belirlenen, anılan Kurulun 17/06/2010 tarih ve 4177 sayılı kararı ile sit sınırları güncelleştirilen 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan 7x9 metre ölçülerindeki binayı tamamlayarak kullanıma hazır hale getirdiği iddiasıyla hakkında dava açıldığı, sanığın atılı suçlamayı ikrar ettiği, Belediye Başkanlığınca 10/07/2010-09/08/2010 tarihleri arasında, bölgenin sit sınırlarının güncelleştirilmesine ilişkin kurul kararının, mahallinde mutat vasıtalarla ilan edildiği anlaşılmakla; mahkemece, taşınmazda keşif icra edilerek, davaya konu müdahalelere ilişkin olarak inşaat bilirkişiden rapor alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonrası sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/512 Karar sayılı kararının 29.06.2016 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 28.09.2017 tarihinde 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediği ve Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 09.10.2020 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2021/759 Esas, 2021/1727 Karar sayılı kararı ile açıklandığı anlaşılmış olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.10.2022 tarihli, 2021/125361 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanığın suç tarihi itibariyle arkeolojik sit statüsü olan suça konu yere yapı yaptığı, mahkemece 08.02.2016 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına ve dosyada mevcut fotoğraflara göre bu alana müdahale yapıldığı ve söz konusu yapının yetkili kurullardan izin alınmadan ve toprağa fiziki müdahalede bulunmak suretiyle yapıldığı, sanığın da dava konusu eylemi gerçekleştirdiğini ikrar ettiği, bu hali ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.