Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6880 E. 2025/302 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/6880
Karar No
2025/302
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1715E. - 2021/2687K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.02.2020 tarihli ve 2019/531 E., 2020/93 K. sayılı ilamıyla sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 51, 52, 53 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine , 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, karara karşı sanık müdafinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, zamanaşımı süresinin dolduğuna, inşaat ruhsatına dayanılarak binanın yapıldığına, istinaf dilekçesinin yalnızca erteleme hükmüne yönelik olduğuna ceza miktarına yönelik bir istinaf olmadığına, sair ve resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bodrum Belediye Başkanlığı görevlilerince 23.03.2018 tarihinde yerinde yapılan inceleme neticesinde; Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 03.07.1987 tarih ve 3492 sayılı kararı ile tescilli 3.derece arkeolojik sit alanı içinde kalan Bodrum Akyarlar Mahallesi 2625 parsele yapı ruhsatı yenilenmeksizin ruhsatsız olarak 7,50 x 10,50 metre ölçülerinde bodrum kat, aynı ölçülerde zemin kat ve 7,50 x 7,50 metre ölçülerinde 1.kat betonarme karkası ve kabası tamamlanmış inşaat yapılmakta olduğunun belirlendiği ve yapının mühürlendiği, 24.04.2018 tarihinde yapılan kontrolde ise mühürün bozularak inşai faaliyete devam edildiği ve binanın kaba ve ince sıvaları ile badanasının tamamlanmış olduğunun tespit edildiği, sanığa verilen inşaat ruhsatının 04.09.1992 tarihli ve 92/86 sayılı inşaat ruhsatının ise süresinin dolmuş olduğundan hükümsüz olduğunun belirtildiği, sanık hakkında yürütülen soruşturma neticesinde 2863 sayılı Kanun'un 65/b, TCK'nın 203, 184/1, 44/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Bodrum tapu sicil müdürlüğünden celp olunan tapu kaydına göre; taşınmazın 3.derece arkeolojik sit alanında kaldığının beyanlar hanesine yazılarak tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Sanık aşamalardaki benzer savunmasında; arsayı 2002 yılında satın aldığını, 2004 veya 2005 yıllarında ... ve birinci katının betonarme kısmını yaptığını, daha sonra maddi durumu elvermediği için yarım kaldığını, 2017 yılında binanın geri kalanını yapıp bitirdiğini suç kastı olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 27.12.2019 havale tarihli heyet bilirkişi raporuna göre; sanık tarafından ruhsat yenilenmeden onaylı mimari projesine aykırı olarak bodrum kat ilavesi yaptığı ve projesinde 47,46m2 olarak görünen konutu 213,75 m2 olarak yaptığının, ruhsatsız olarak yapılan imalatın 2863 sayılı Kanunun 9 ve 16. maddeleri kapsamında izinsiz inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; "Dava konusu olan taşınmaz 3. Derece arkeolojik sit alanı içinde bulunduğu, 3. Derece arkeolojik site ilişkin kararın mahallinde usulüne uygun olarak ilan edildiği, ayrıca taşınmazın tapu kaydında 3. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunduğunun şerh edildiği anlaşılmıştır. Keşif ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere sanık taşınmaz üzerine ruhsatsız olarak daha önce mevcut olan temelin üzerine betonarme bina vasfında inşaat yaptırdığı, bu kapsamda sanık bina vasfında olmak üzere inşaat yapmak suretiyle inşai ve fiziki müdahale de bulunduğu, yapılan inşai ve fiziki müdahalenin basit onarım ve tadilat kapsamında olmadığı, böylelikle sanığın üzerine atılı olan 2863 sayılı yasaya muhalafet ve imar kirliliğine neden olmak suçlarını işlediği sabit olduğu, her ne kadar sanık tarafından dava konu yere ilişkin yapı kayıt belgesi dosyaya sunulmuş ise de yapı kayıt belgesinin 2863 sayılı yasa yönünden geçerli olmadığı, Yargıtay 12. Ceza dairesinin 2018/1889 esas, 2019/1564 sayılı kararının da bu yönde olduğu, suç tarihinin 2018 yıl olması nedeniyle yapı kayıt belgesinin imar kirliliğine neden olma suçu yönünden de geçerliğinin bulunmadığı, bu kapsamda sanığın üzerine atılı olan 2863 sayılı yasaya muhalafet ve imar kirliliğine neden olmak suçlarını işlediği sabit olduğundan" gerekçeleriyle sanığın TCK'nun 44. maddesi uyarınca daha ağır yaptırım içermesi nedeniyle eylemine uyan 2863 sayılı yasanın 65/1. madesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ancak zincirleme suç hükümlerinin kararda tartışılmadığı görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, TCK'nın 43. maddesi uygulanmasına binaen sanığın ek savunması alınarak yürütülen yargılama neticesinde,"... sanık hakkında düzenlenen iddianamede inşai faaliyete devam edilerek binanın bitirildiği belirtildiği halde ilk derece mahkemesince sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmadan mahkumiyet kararı verildiği, verilen mahkumiyet kararında suçun sübutu ile ilgili herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, Dairemizce zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle duruşma açıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında dava konusu binayı kendisinin yaptırdığını kabul ettiği, ilk derece mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre 3. Derece Arkeolojik Sit Alanında bina yapılmasının 2863 Sayılı Yasanın 9 ve 16. maddeleri kapsamında izinsiz inşai müdahale olduğunun belirlendiği, ilk derece mahkemesince hüküm kurulurken alt sınırdan ceza tayin edilmiş ise de sanık tarafından toplam 240 m² inşaat yapılması, yapılan binanın nitelik ve niceliği ile orantılı olarak ve tutanak tutulduktan sonra inşai faaliyete devam edilmesi nedeniyle kastının yoğunluğu da göz önünde bulundurularak TCK'nın 3/1 ve 61. maddeleri gereğince alt sınırdan ayrılarak ceza tayini gerektiği, yine sanığın tutanak düzenlendikten sonra inşai faaliyete devam etmesinin suçun zincirleme olarak oluşmasına yol açtığı," gerekçeleriyle sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan kurulan Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde suçu işlediği sabit görülerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiğ anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık tarafından atılı suçun 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme şekilde icra edildiği, suç tarihinin en son suçun işlendiği “24.04.2018” tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında “23.03.2018” şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/6880, K. 2025/302, T. 09.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-6880-e-2025-302-k-70a78f3f201d