Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/5898 E. 2025/2444 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/5898
Karar No
2025/2444
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/164 E. 2022/1011 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/511 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 58/6-7. Maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Hükmün tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 15.03.2022 tarih, 2022/164 Esas, 2022/1011 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.07.2022 tarih, 2022/99416 nolu onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda çözülmesi gereken meselenin, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğinin tespitine ve buna bağlı olarak sanığın hukuki durumunun takdirine ilişkin olduğu, koruma tedbiri olan arama ile ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde "Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir." hükmüne, aynı Kanun'un 119. maddesinde de, "Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir." hükmüne, yer verildiği, el koyma ile ilgili olarak da Kanun'un 127. maddesinde "(1)Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (3) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar." hükmü bulunduğu, bu düzenlemelere göre konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama işleminin ancak hakim kararı ile ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de Cumhuriyet Savcısının yazılı emri ile icra edilebileceği, elkoyma işleminin de yine ancak hakim kararı ile ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri ile icra edilebileceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/20-851 esas, 2018/619 karar sayılı kararında da özetle, "aramaya rızanın bulunması halinin hakimden arama kararı ya da Cumhuriyet savcısından yazılı emir alınması gerekliliğini ortadan kaldırmayacağı" nın belirtildiği, Ceza muhakemesinin amacının hiç bir tereddüde yer vermeden maddî gerçeğin ortaya çıkarılması olduğu, ancak hukuk devletinde, “her ne pahasına olursa olsun” maddî gerçeğin araştırılması kabul edilmediğinden, delil elde edilmesine ve değerlendirilmesine bir takım sınırlamalar getirilmekte olduğu ve buna delil yasakları denildiği, bu meyanda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir” hükmüne yer verilerek hakimin ancak hukukun izin verdiği usullerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, yine Kanun'un 206/2-a. maddesinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması halinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı, somut olayda ise kolluğun suçu 21/03/2017 günü saat 13:00 sıralarında öğrendiği, aynı gün ihbardan 9 saat sonra hakim kararı veya Cumhuriyet Savcısı yazılı emri olmaksızın gece vakti sanığın evine girerek arama ve elkoyma işlemi yaptığı, yukarıda izah edildiği üzere, sanığın evinde arama yapılabilmesi için hakim kararı alınmasının kanuni zorunluluk olduğu ve bu kararı temin edecek kadar da bir süre bulunduğu halde, soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısı'nın sanığın evine girilerek arama yapılmasına dair verdiği sözlü talimat kanuna aykırı olup, bu emir üzerine yapılan arama ve elkoyma işleminin de hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğu, yargılamaya konu suçun ispatı için -aramaya rıza olsa dahi suça konu yerde kazı yapılıp yapılmadığının hukuka uygun şekilde tespit edilmesinin elzem olduğu, yukarıda açıklandığı üzere hukuka aykırı olarak yapılan arama işlemi ve bu işlemin icrasına dair tutanak hükme esas alınmadığında, sanığın soyut ikrarı dışında cezalandırılmasına yetecek derecede, kesin ve yeterli delil mevcut olmadığı gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm kaldırılarak beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/5898, K. 2025/2444, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-5898-e-2025-2444-k-a67db2a4a3e1