Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/1560 E. 2024/7195 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/1560
Karar No
2024/7195
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/724 - 2021/2168 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında İmar Kirliliğine Neden Olma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 184/5. maddesi delaleti ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4, maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkemece verilen mahkumiyet kararının hukuka ve toplumsal adalete aykırı bulunduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık tarafından, nitelikli doğal koruma alanında kalıp, tapuda babası adına kayıtlı taşınmaz üzerine iki katlı bina inşa edildiği iddiasıyla dava açıldığı, dosya kapsamında mevcut taşınmaz kaydının beyanlar hanesinde "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı bulunmaktadır" şeklinde 22.12.2017 tarihli şerh bulunduğu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 05.07.2021 tarihli cevabi yazısında, davaya konu yerin mevcut durumda Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 01.11.2016 tarih ve 59 sayılı kararı ve 06.12.2016 tarih ve 12556 sayılı Bakanlık Olur'u ile Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı sınırları içerisinde yer aldığı, söz konusu karardan önce ise Mülga İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.02.1996 tarih ve 5576 sayılı kararı ile tescil edilen ve anılan Kurulun 21.07.2011 tarihli ve 7377 sayılı kararı ile de tesciline devam ettirilen 3. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde yer aldığının belirtildiği, sanığın savunmasında taşınmazı 2016 yılında yaptığını, tutanak tarihinde balkonda tadilat yapılmakta olduğunu beyan ettiği, ilk derece mahkemesince yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, suça konu yapının arazinin doğal yapısını ve silüetini bozacak nitelikte olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, "Her ne kadar sanık hakkında tek eylemi ile fikri içtima içerisinde imar kirliliğine neden olma ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırılık suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de taşınmazın doğal, arkeolojiik sit alanları içerisinde kalmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin imara aykırılık suçunu oluşturabileceği kanaatine varılmakla, sanığın 7143 sayılı Kanunla 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. madde kapsamında gerekli müracaat ve işlemleri tamamlayarak suça konu taşınmaza ilişkin yapı kayıt belgesi aldığı" değerlendirilerek sanık hakkında açılan ceza davasının 5237 sayılı TCK'nın 184/5 maddesi delaleti ile 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, "İstinaf aşamasında dosyaya getirtilen kayıtlar ile davaya konu imalatların yapıldığı taşınmazın Mülga İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 14.02.1996 günlü ve 5576 sayılı kararı ile tescil edilen ve mülga Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.07.2011 tarihli ve 7377 sayılı kararı ile de tesciline devam ettirilen 3. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde yer alıp, Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 01.11.2016 tarih ve 59 sayılı kararı ve 06.12.2016 tarih ve 12556 sayılı Bakanlık Olur'u ile tescil edilen "Sürdürülebilir Koruma Kontrollü Alan" içerisinde yer aldığı, ilgili kaydın tapuya 22.12.2017 tarihinde beyanlar hanesine şerh edildiği, ilgili kararların mahallinde ilan edildiğine ilişkin tutanakların bulunduğu, Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 01.11.2016 tarih ve 59 sayılı kararı ve 06.12.2016 tarih ve 12556 sayılı Bakanlık Olur'u ile tescil edilen Sürdürülebilir Koruma Kontrollü Alan ilanına ilişkin tutanakların 08.05.2017 - 22.05.2017 tarihleri arasında mahallinde askıda kaldığı, sanığın davaya konu binayı 2016 yılında yaptığını beyan etmesine rağmen davaya dayanak 08.08.2018 tarihli tutanak ve eki fotoğraflardan inşai faaliyetin devam ettiğinin anlaşıldığı, tüm bu tespitler karşısında sanığın davaya konu yerin sit alanında kaldığını bildiğinin kabulü gerektiği, yine 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği kabul edilmiş, sanığın, 08.08.2018 tarihinde tespit edildiği şekilde, öncesinde 3. derece doğal sit, en son Sürdürülebilir Koruma Kontrollü Alan içerisinde yer alan taşınmazda, iki katlı toplam kullanım alanı 254,27 metrekare olan bina yaparak yetkili kurullardan izin almadan doğal sit alanına fiziki ve inşai müdahelede bulunduğu, mahallinde yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi heyet raporu ile yapılan inşaatın arazinin doğal yapısı ve silüetini bozacak, dönüşümü mümkün olmayan etkilere yol açabilecek nitelikte olduğu" sabit görülerek üzerine atılı 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Marmaris 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/1560, K. 2024/7195, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-1560-e-2024-7195-k-e278c4dd772c