Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/10015 E. 2023/4857 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/10015
- Karar No
- 2023/4857
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/257 E., 2022/334 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 18.02.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Kocaeli Üniversitesi Hukuk fakültesinde öğrenci iken 23/05/2006 tarihinde gözaltına alındığını, 24/05/2006 tarihinde Kocaeli Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/264 sorgu nolu kararı ile tutuklandığı, 7 ay 2 gün tutuklu kaldığını ve 25/12/2006 tarihinde bihakkın tahliyesine karar verildiğini, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 26/02/2009 tarihinde mahkumiyet kararı verildiğini, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17.12.2012 tarihli kararıyla kararın onandığını, onama kararı akabinde Anayasa Mahkemesine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile bireysel başvuruda bulunulduğunu, davacının (sanığın) mahkumiyet kararı verilmesinden sonra 14/02/2013 tarihinde teslim olup cezaevine sevk edildiğini, Anayasa Mahkemesine yapılan 2013/560 esas sayılı bireysel başvuru neticesinde; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı akabinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2015 tarih, 2013/689 esas sayılı kararıyla tahliye edildiğini, 17.12.2015 tarihli kararıyla da beraatine karar verildiğini, beraat kararının 24/12/2015 tarihinde kesinleştiğini, davacının 26 ay 29 gün cezayı infaz ettiğini, davacının toplamda 34 ay 1 gün haksız şekilde cezaevinde kaldığını, davacının silahlı örgüt üyeliği gibi ciddi bir suçlama nedeniyle tutuklanması sebebiyle öğrencilik hayatının alt üst olduğunu, derslerine devam edemediğini, sınavlara katılamadığını, cezaevi koşulları nedeniyle derslerinde başarılı olamadığı ve okulla ilişkisinin kesildiğini, ancak daha sonra af kanunundan faydalanılarak yeniden kayıt yaptırdığını, 2012 yılında mezun olduğunu, 29.11.2012 tarihinde İstanbul Barosu Staj Listesine yazıldığını, hakkındaki mahkumiyet kararının onaylanması ile 07.03.2013 tarihinde staj listesinden silindiğini, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı sonrası tekrar staj için başvurduğunu ancak hakkındaki mahkümiyet kararı henüz oradan kaldırılmadığı için talebin 03/12/2015 tarihinde reddedildiğini, yapılan yeniden yargılama sonrasında 28.01.2016 tarihinde yeniden staja başladığını, tutuklanmamış olsaydı avukat olarak çalışıyor olacağını, TBB avukat yanında çalışan ücretli avukatlara ödenecek ücrete ilişkin İstanbul Barosu yönergesine göre 2000 TL ücret alacağını, maddi tazminatın bu yönerge gereği aylık 2000 TL üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, davacın ceza yargılaması sırasında 11.200 TL vekalet ücreti ödediğini, çalışamadığı günler için aylık 2000 TL ödenmesini, haksız tutuklama nedeniyle 100.000 TL maddi ve 400.000 manevi TL manevi tazminatın ödenmesini, maddi ve manevi tazminata 23/05/2006 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili 18.03.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya yetki ve süre yönünden itiraz ettiklerini, aynı konuda başka davanın açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının taleplerinin yasa kapsamı dışında kaldığını, talep edilen zararların ispatlanmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğu, davanın reddini talep etmiştir. 3.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/293 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/293 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davalı vekii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18.04.2022 tarihli ve 2020/12161 Esas, 2022/2970 Karar sayılı kararıyla; "1- Davacının tutuklandığı tarihte üniversite öğrencisi olduğu, infaz tarihlerinde ise İstanbul Barosuna kayıtlı stajyer avukat olduğu dikkate alındığında, 23.05.2006 - 25.12.2006 ile 14.02.2013 - 13.07.2015 dönemlerine ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın gelir kaybı olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının stajını başarı ile bitireceği sabit olmadan, stajını bitirerek bir avukat yanında çalışmaya başladığı varsayımıyla hareket edilerek İstanbul Barosu tarafından belirlenen asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminatın fazla tayini, 2-Davacı tarafça dava dilekçesinde hükmolunacak tazminatlara gözaltı tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulması karşısında, davacının 23.05.2006 - 25.12.2006 tarihleri arasında 216 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, 14.02.2013 - 13.07.2015 tarihleri arasında 879 gün hükümlü olduğu dikkate alındığında, her bir dönem için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat miktarları belirlenip, belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren faiz işletilmemesi, 3-Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5.Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. 6.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/257 Esas, 2022/334 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2022 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davacı vekilinin temyiz sebepleri; 1.Davacının hukuk fakültesinden geç mezun olması ve stajını geç tamamlaması sebebiyle uğranılan maddi zararların ödenmesi gerektiğine, 2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, 3.Sair nedenlere, İlişkindir. B. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddi gerektiğine, 2.Hükmedilen maddi tazminat miktarının fazla olduğuna, 3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, 4.Sair nedenlere, İlişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü; Davacının yargılanmış olduğu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere verilen cevap ve eklerin incelenmesinde; davacının 23/05/2006 tarihinde gözaltına alındığı, 24/05/2006 tarihinde tutuklandığı, 25/12/2006 tarihinde tahliye edildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. Maddesi ile Görevli)'nin 26/02/2009 tarih, 2006/127 esas ve 2009/61 karar sayılı ilamı ile Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 17/12/2012 tarih, 2010/14410 esas, 2012/15255 sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verildiği, davacının kararın kesinleşmesinin ardından 14/02/2013 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı, akabinde Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali sonrasında yeniden yargılama neticesinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/369 esas sayılı dosyasında davacının (sanığın) 13/07/2015 tarihinde tahliyesine karar verildiği, 17/12/2015 tarih, 2015/369 esas ve 2015/347 kararı ile davacının (sanığın) beraatine karar verildiği, kararın 25/12/2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın tutukluluğunun başka bir cezasından mahsup edildiğine dair bir karara rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Davacının tutuklandığı tarihte üniversite öğrencisi olduğu, infaz tarihlerinde ise İstanbul Barosuna kayıtlı stajyer avukat olduğu dikkate alınarak hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, anılan bilirkişi raporu uyarınca davacının 23/05/2006-25/12/2006 tarihleri arasındaki gözaltı ve tutuklu kaldığı süreler için maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.900,01 TL maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 23/05/2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile haksız zenginleşmeye de sebep vermeyecek şekilde 4.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 23/05/2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacının 14/02/2013-13/07/2015 tarihleri arasındaki hükümlü olduğu süreler için; maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 24.825,12 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 14/02/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile haksız zenginleşmeye de sebep vermeyecek şekilde 35.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 14/02/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/369 Esas – 2015/347 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 23.05.2006 - 25.12.2006 tarihleri arasında 216 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezandırılarak mahkumiyetine karar verildiği, mahkumiyet hükmünün temyizde onanmak suretiyle kesinleşmesi üzerine 14.02.2013 - 13.07.2015 tarihleri arasında 879 gün olarak infaz gördüğü, davacının toplamda 1095 gün tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığı, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru neticesinde hak ihlali olduğu gerekçesiyle davacı hakkında yeniden yargılama yapıldığı ve davacının beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 24.12.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama ve infaz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden A.1.Davacının hukuk fakültesinden geç mezun olması ve stajını geç tamamlaması sebebiyle uğranılan maddi zararların ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacının tutuklandığı tarihte üniversite öğrencisi olduğu, infaz tarihlerinde ise İstanbul Barosuna kayıtlı stajyer avukat olduğu anlaşılmıştır. Davacının okulu ve stajını başarı ile bitireceği sabit olmadığından davacının tutuklulukta ve infazda geçirdiği dönem için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. A.2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; A.2.1. Davacının 23.05.2006 - 25.12.2006 tarihleri arasında 216 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı kaldığı döneme ilişkin yapılan incelemede; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması bozmayı gerektirmiştir. A.2.2. Davacının 14.02.2013 - 13.07.2015 tarihleri arasında 879 gün infaz görülen döneme ilişkin yapılan incelemede; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, infaza neden olan olayın cereyan tarzı, infazda kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması bozmayı gerektirmiştir. A.3.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde gerekçenin (A.2.) paragrafında açıklanan husular dışında herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.2. Hükmedilen maddi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Gerekçe bölümünün (A.1.) paragrafında açıklandığı üzere davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz nedeni reddedilmiştir. B.3. Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Gerekçe bölümünün (A.2.) paragrafında açıklandığı üzere davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz nedeni reddedilmiştir. B.4.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde gerekçenin (A.2.) paragrafında açıklanan husular dışında herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A.2.) paragrafında açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/257 Esas, 2022/334 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.