Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7092 E. 2025/6241 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7092
- Karar No
- 2025/6241
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3832 E., 2019/1378 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, mahalli Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükmün bozulması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, olası kast hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık müdafiinin temyiz isteği, eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 29.maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü gece vakti, cadde üzerinde aracını sağ şeritte park etmiş, geçimini erkeklerle para karşılığı cinsel ilişkiye girmek suretiyle karşılayan sanığın idaresindeki otomobilin şoför koltuğunu inmek için açtığı sırada, idaresindeki motosikletiyle yakın mesafeden geçmekte olan sürücü .. ve yolcular .. ile ..'in kendisini uyardıkları, aralarında sözlü tartışma çıktığı, akabinde sanığın idaresindeki otomobille, motosikleti takibe başladığı, olay mahalline gelindiğinde, motosikletin sağa dönüş yaparak, iki yönlü sokağa girdiği, bu sırada hızını arttıran sanığın, aracının ön sağ kısmıyla, hemen önündeki motosikletin sol arka kısmına çarpmasının ardından savrulan motosikletin, sağ tarafta park halindeki araca çarpmasıyla, bir kişinin ölümü, bir kişinin vücudunda kırık oluşacak, bir kişinin ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda; mahkemece, asli kusurlu şekilde olaya sebebiyet verdiğinden bahisle kendisi hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2019 tarihli ve 2019/1-121 Esas-2019/518 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: ''Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır.'' denilmektedir. Yukarıda bahsedilenlerin ışığında tüm dosya kapsamından, olay öncesi birbirini tanımayan sanık ve mağdurların arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumetlerinin olmadığı, olayın gerçekleşme şekli, olayın mahal şartları gözetildiğinde sanığın maktulü kasten öldürdüğüne diğerlerini ise kasten yaraladığına dair soyut iddialar dışında anılan suçtan mahkumiyetine yeter hiçbir kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği, ancak; ısrarlı takibini mahal şartlarının üzerindeki hızıyla sürdüren sanığın, kazanın gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen öndeki aracı güvenli mesafede takip etmeyerek, yerleşim yerindeki hızını, trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamayarak, çarpışmayı önlemek ya da çarpışma şiddetini azaltmak için fren tedbirini uygulamayarak tehlikeli seyrine devam etmek suretiyle neticeye sebebiyet verdiği, bu eylemleri sırasında ölüm/yaralanma neticesinin meydana gelmeyeceğine güvenerek hareket ettiğinden, olayda olası kastla öldürme/yaralama suçunun oluşmadığı ancak öngörmekle birlikte istemediği ölüm/yaralama hadisesine sebebiyet verdiği için eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu sabit görülmekle, bu hususta bozma öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2025 tarihinde karar verildi.