Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6892 E. 2023/5746 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6892
Karar No
2023/5746
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/193 E., 2019/1373 K. HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 17.06.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 26.06.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 24.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı örgüt suçundan 06.06.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını belirtmiş, bu kapsamda yapılan harcamalar ve manevi zarar için 31.885,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 23.05.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın hizmet kusuruna dayalı açılması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, tutuklama işlemi ve müteakip işlemlerin İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu, davacının gözaltına alıınması ve bilahare hakkında beraat kararı verilmesinin davanın olağan akışı içerisinde meydana geldiğini, yapılan işlemlerde kanuna aykırılık bulunmadığını, istenen tazminat tutarının yüksek olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. 3. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2018/113 Esas, 2018/246 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2019/193 Esas, 2019/1373 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin reddini, davacı vekilinin temyiz istemi bakımından ise davacı lehine eksik tazminata hükmolunduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Davacı vekilinin temyiz istemi, ceza davasında avukata ödenen vekalet ücretinin, cezaevi harcamalarının, davacının psikolojik ve saçkıran tedavi masraflarının, internet ve telefon aboneliklerine ödenen ücretin ve ailesinin cezaevi ziyaretlerinden doğan masrafların maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir. 2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davanın görevli ve yetkili mahkeme açılmadığına, tazminat koşullarının oluşmadığına, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğun ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Silivri Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Dava tarihi itibariyle davacının yerleşim yerinin "Silivri" olduğu anlaşılmakla, CMK'nın 142/2 maddesi uyarınca davaya bakmaya Mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarih ve davacı hakkındaki beraat kararının kesinleştiği tarih olan 09/02/2018 tarihi birlikte değerlendirildiğinde, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/121 Esas, 2018/17 Karar sayılı dava dosyası kapsamı itibariyle davacının terör örgütüne üye olmak suçundan 06/06/2017-12/06/2017 tarihleri arasında gözaltında ve 12/06/2017-29/12/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2018 tarihinde kesinleşen 01/02/2018 tarih ve 2017/121 Esas, 2018/17 Karar sayılı kararıyla beraatine karar verildiği, buna göre davacının 06/06/2017-29/12/2017 tarihleri arasındaki gözaltı ve tutukluluğunun hukuki dayanağının kalmadığı sabittir. ... Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu 15.000,00 TL bedelli avukatlık ücret makbuzu 02/03/2018 tarihli, dolayısıyla beraat kararının kesinleşme tarihi sonrasına ilişkin olduğundan ve beraat kararında ayrıca vekâlet ücretine hükmedildiğinden vekâlet ücretine dayalı tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde konu ettiği 8.000,00 TL kantin ve kıyafet harcamaları bedeli, dışarıda da harcama yapılacak ihtiyaçlardan olduğundan, 315,00 TL Vodafone telefon hattına ilişkin fatura gideri ve 620,00 TL internet hattına ilişkin fatura gideri hatların kapatılması olanaklı olduğundan anılan tazminat kalemlerine yönelik maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin müvekkilinin ailesinin ceza infaz kurumuna geliş ve gidişi için yaptığını belirttiği yol, yemek, barınma giderleri, doğrudan davacıya ait giderlerden olmadığından ve buna göre davacı tarafından talep edilemeyeceğinden anılan tazminat kalemlerine yönelik maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin, müvekkilinin psikolojik tedavisi ve saç, sakal kıran hastalığı için yaptığını belirttiği 750,00 TL tedavi giderinin, doğrudan haksız tutuklama ile bağlantısı bulunmadığından ve buna göre de hukuken tazmini olanaklı olmadığından anılan tazminat kalemlerine yönelik maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. ... Yukarıda yer verilen hükümler ve deliller doğrultusunda davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, manevi tazminat kurumunun amacı dikkate alınarak manevi zararına ilişkin belirlenen 30.000,00 TL manevi tazminatın tazminine, maddi tazminata ilişkin talebin ve manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurma netice ve kanaatine varılmıştır." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 20.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/121 Esas – 2018/17 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 06.06.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında 206 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 09.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Tebliğnameye yönelik olarak 1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 17.06.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 26.06.2019 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, davalı vekilinin hükmü katılma yolu ile temyiz ettiği kabul edilmekle, tebliğnamedeki temyiz kesinlik sınırı ve hükmedilen tazminat miktarı nedeniyle hükmün davalı bakımından kesin olduğundan bahisle ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından, tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. B. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak 1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2. Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre, davacının cezaevi harcamaları, davacının psikolojik ve saçkıran tedavi masrafları, internet ve telefon aboneliklerine ödenen ücret ve ailesinin cezaevi ziyaretlerinden doğan masraflar koruma tedbirleri nedeniyle talep edilebilecek maddi tazminat kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, bu kalemlerin maddi tazminat olarak ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 3. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmış olup, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. C. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak 1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davanın süresinde açıldığı, mükerrer dava bulunmadığı, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin tazminat koşullarının oluşmadığına ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmış olup, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.04.2019 tarihli ve 201/193 Esas, 2019/1373 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/6892, K. 2023/5746, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-6892-e-2023-5746-k-af0728fb0099