Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6885 E. 2025/8085 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6885
- Karar No
- 2025/8085
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/93 E., 2021/296 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin 30.05.2016 tarihli kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve katılanın temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 18.12.2019 tarihli bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma ilâmına uyularak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; yüklenen suçu işlediğine dair şüpheden uzak hiçbir delil bulunmadığı hâlde mahkûmiyetine karar verildiğine, re'sen nazara alınacak diğer nedenlerle de usûl ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; "Toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre, Sanığın daha önce müştekiye yönelik tehdit, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak ve hakaret suçlarından yargılandığı, müsnet suçlardan yeterli delil mevcut olmadığı görüşü ile beraatine karar verildiği, katılan ve C.Savcısı tarafından dosyanın temyiz edildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesince eylemlerin sübuta erdiği görüşü ile kararın bozulduğu, yapılan son yargılama aşamasında sanık yine suçlamaları kabul etmemekle beraber uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve iddia makamı mütalaasına uygun olarak mahkumiyet yönünde aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir." ibarelerine dayalı olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Şikâyetçinin 29.09.2014 tarihli şikâyeti üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda sanık hakkında düzenlenen 21.12.2015 tarihli iddianamenin kapsamına göre sanığın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu 28.09.2014 tarihinde işlediğinin iddia edilmiş olması karşısında, dosyada mevcut 27.04.2016 tarihli adlî sicil ve arşiv kaydı sorgulaması sonuçlarına ilişkin evrak içeriğinde yazılı temyiz incelemesine konu suç tarihinden sonra 2015 yılında kesinleşen ilâmların tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasını öneren Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 230. maddeleri uyarınca, sanık hakkında bozma sonrası verilecek yeni hüküm kesinleşmesi hâlinde infaza verilecek hüküm olacağı için kararın dayandığı tüm delillerin, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsîleştirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılama süreci özetlenmek ve bozma ilâmına atıf yapılmakla yetinilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddesi kapsamında gerekçesiz hüküm kurulması,
2. Kabul ve uygulamaya göre de: a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık, bozma öncesi 27.04.2016 duruşmada, mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde hükmedilecek cezanın ertelenmesini talep etmesine rağmen sanığa hükmolunan 1 yıl 8 hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilip verilmeyeceği tartışılmadan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 230/1-d maddesine uyulmaması,
b) Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile hükümden önce 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle yapılan değişikliğin dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.