Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6864 E. 2023/1650 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6864
Karar No
2023/1650
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 20.12.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kamuoyunda "... Askeri Casusluk ve Fuhuş" yargılaması olarak bilinen soruşturma kapsamında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve açıklanması saklı gizli bilgileri temin etme suçlamalarıyla yargılandığını, müvekkili hakkında soruşturma aşamasında 14.09.2012 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı tedbiri konulduğunu, yargılamanın ... 12. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldığını, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması sonucunda dosyanın ... 5. Ağır Ceza Mahkemesine tevdi edildiğini, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarih ve 2014/100 esas, 2016/37 karar sayılı dosyasında yargılandığını ve beraat ettiğini, müvekkili hakkındaki beraat kararının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarih, 2016/6202 esas, 2016/5088 karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, maddi ve manevi yönden oldukça yıprandığını belirtmiş netice itibarıyla; Oyak Genel Müdürlüğü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile yazışma yapılarak müvekkilin koramiral ve/veya oramiral rütbelerine erişmesi durumunda sahip olacağı maddi hak ve gelirlerinin belirlenmesine, maddi zararların belirlenmesi maksadıyla dosyanın bilirkişiye tevdiine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu aşamada müvekkilin 10.560,00 TL avukatlık ücret giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, müvekkilinin mağduriyetleri, maruz bırakıldığı travmatik ve yıkıcı manevi sonuçlar ile ortaya çıkan ... problemleri, ... yerinde FETÖ/PDY'nin tasfiye amaçlı baskı ve yıldırmaları nedeniyle emekli olmamış olsaydı, generalliğe terfi edebileceği hususları dikkate alınarak 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesine, maddi ve manevi tazminatlara yönelik olarak haksız fiilin başlangıç tarihi olan ihbar e-postasının atıldığı 10 Ağustos 2010 veya kurgu soruşturmanın başlatılması tarihi olan 29 Ağustos 2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 31.01.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasada belirtilen süre içinde açılmadığını, öncelikle davanın süre yönünden reddini talep ettiklerini, davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının terfi etme ihtimalinin engellendiği hususu gerekçe gösterilerek meydana gelebilecek muhtemel zararların karşılanmasına yönelik olarak tazminat talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğu, kabul edilemez boyutta olduğu ve hükmedilecek manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, istenilen miktarın gerçekten sosyal ve ekonomik yaşam standartlarının çok üstünde olduğunu, hüküm altına alınacak tazminat miktarına uygulanacak faizin başlangıç tarihinin ... bu davaya ilişkin hükmün kesinleşme tarihi olması gerekirken, davacının şahsına yönelik henüz hukuka aykırı bir işlemin bulunmadığı ihbar e-postasının atıldığı tarihten başlatılmasının talep edilmesi ve ayrıca manevi tazminat miktarına faiz uygulanmasının talep edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve reddedilen kısım üzerinden hesaplanacak nisbi avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2017 tarihli ve 2017/9 Esas, 2017/204 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/2833 Esas, 2019/113 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddi gerektiğine, 2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, 3.Faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren olması gerektiğine, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarih, 2014/100 esas, 2016/37 karar sayılı dosyasında yargılanarak beraatine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesince onanarak 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın 12.01.2017 tarihinde, süresi içerisinde açıldığı ve davacı hakkında 14.09.2012- 21.03.2014 tarihleri arasında yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulandığı anlaşılmıştır. Davacı 10.560,00 TL maddi tazminata hükmolunmasını talep edilmiş ise de; oluşacak muhtemel maaş kayıplarının maddi tazminata eklenemeyeceği, davacının gözaltında kaldığı dönem için maddi zararları hesaplanırken harcamaları, ziyaretçilerinin yol harcamaları ile yargılamanın devamı sırasında yaptığı benzeri giderlerin CMK'nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceği ancak davacının, beraat ettiği davada kendisini vekille temsil ettirdiği, davacı tarafça dosyaya sunulan ve beraat hükmünden önceki tarihte düzenlenen serbest meslek makbuzu üzerindeki 10.560,00 TL'lik bedelden, beraat hükmü ile birlikte davacı lehine hükmedilen 3.600,00 TL vekâlet ücretinin mahsup edilmesi suretiyle hesaplanan 6.960,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 10.12.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise Davacı tarafça 500.000,00 TL manevi tazminata hükmolunması talep edilmiş ise de; manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, uygulanan tedbirin türü ve süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği dikkate alındığında, davacı hakkında 16 ayı aşkın süreyle yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanması, davacıya yapılan suçlama, davanın kamu oyunu uzun süre işgal etmesi, basında çıkan yazı ve yorumların davacıyı olumsuz etkilenmesi, usulsüz arama ve el koyma kararı ve itibarsızlaştırmanın boyutu nazara alınarak 45.000,00 TL manevi tazminatın adli kontrol tedbir tarihi olan 14.09.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Davacının iddiaları değerlendirildiğinde, Tuğamiral rütbesinde olan davacının imzasız ve isimsiz bir ihbar sonucu açılan soruşturma neticesinde, kamu oyunda ... casusluk ve fuhuş davası olarak bilinen davada yargılandığı ve beraatine karar verildiği, bu davada davacının 14.09.2012 ve 21.03.2014 tarihleri arasında yaklaşık 1 yıl 6 ay 1 hafta adli kontrol uygulanmak suretiyle uzunca sayılabilecek bir süre seyahat özgürlüğünün engellendiği, ancak davacı tarafın adli kontrol kararından ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2014 tarihli tensip ara kararı ile kaldırılması üzerine haberdar olduğu hususları birlikte değerlendirilerek, CMK 141-3 maddesi uyarınca, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, adli kontrol uygulamasının başlangıcı olan 14.09.2012 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi suretiyle elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit etmek gerektiği halde bu ölçütlere aykırı olarak fazla miktarda, manevi tazminata hükmedilmesi kanuna aykırılık oluşturduğundan, davalı hazine vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme hükmü kaldırılarak, dairemizde yapılan değerlendirme sonucunda manevi tazminat miktarı 10.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 10.12.2015 tarihli serbest meslek makbuzu gereğince ... olduğu 10.560,00 TL vekâlet ücretinden beraat ettiği mahkemece ödenmesine karar verilen 3.600,00 TL avukatlık ücreti düşülerek, kalan 6.960,00 TL madddi tazminatın ödeme tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin yerel mahkeme kararında kanuna aykırılık bulunmadığından maddi tazminat yönünden değişiklik yapılmamak suretiyle yeni bir hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçlarından 14.09.2012 - 21.03.2014 tarihleri arasında 553 gün adli kontrol tedbiri uygulandığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 6.960,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesince ortadan kaldırılarak 6.960,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 16.960,00 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere, vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmesi davalı açısından kararın kesin olması sebebiyle bozma nedeni yapılamamıştır. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 5271 Sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayılmak suretiyle hüküm altına alındığı, adli kontrol kararlarının ise tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmaması nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi davalı açısından kararın kesin olması sebebiyle bozma nedeni yapılamamış, açıklanan nedenle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/2833 Esas, 2019/113 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2017/2833 Esas, 2019/113 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/6864, K. 2023/1650, T. 15.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-6864-e-2023-1650-k-46cbeef212a6