Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6860 E. 2023/5573 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6860
Karar No
2023/5573
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/150 E., 2019/214 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 03.07.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 29.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 05.08.2016 tarihinde tutuklandığını, 17.01.2017 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine karar verildiğini belirtmiş, bu kapsamda uğradığı maddi ve manevi zararlar karşılık olarak 28.000,00 TL maddi ve 200,000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 23.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğunu, maddi zararın ispatlanması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, tazminat koşullarının oluşmadığını, faiz başlangıcı için belirtilen tarihin hatalı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2018 tarihli ve 2018/81 Esas, 2018/108 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/214 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğuna ve eksik manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının kendi kusuru ile tutuklanmaya sebep olması nedeniyle davanın reddi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... davacı ... hakkında Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/81 Esas 2018/25 Karar sayılı ilamı ile beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmeden 26/01/2018 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin mahkememizde 03/07/2018 tarihli dilekçe ile koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi içerir tazminat davası açtığı Samsun 2. Ağır Ceza mahkemesince verilen 12/10/2018 tarihli cevap müzekkeresinde belirtildiği üzere hükmün kesinleştiğinin tebliğ edilmediğinin bildirildiği gözetildiğinde açılan davanın süresinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Yine CMK.nın 142/2 maddesinin ''istem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır'' hükmünü ihtiva ettiği, davacının oturduğu yerin (ikametgah adresinin) Havza olup ikametinin bulunduğu alanın mahkememiz yetki alanı içinde olduğu ve mahkememizin tazminat konusu işlemle ilişkili olmadığı gözetildiğinde yetkili mahkemenin mahkememiz olan Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.

Maddi tazminat talebi açısından mahkememizce yapılan değerlendirmede; ... Davacının en son maaşının 15/08/2016 tarihinde yatırıldığı, bu nedenle 15/09/2016 tarihine kadar ki çalışma karşılığı ücretini aldığı ve yukarıda belirtildiği üzere davacının almış olduğu bu maaşından herhangi bir geri ödeme alınmadığı gözetilerek yapılan maddi zarar değerlendirilmesinde, her ne kadar davacı 29/07/2016 tarihinde gözaltına alınıp Havza Sulh Ceza Hakimliği'nin 05/08/2016 tarihli 2016/33 sorgu kararı ile tutuklanmış ise de, davacının yukarıda belirtildiği üzere, öğretmenlik görevine 01/09/2016 tarihinde son verildiği ancak 15/08/0216 tarihinde maaşının yatması ve sonrasında bu maaşının devlet tarafından geri istenmediği gözetildiğinde davacının 15/09/2016 tarihine kadar olan zaman diliminde maaşını aldığı yani gözaltına alındığı tarih olan 29/07/2016 tarihi ile 14/09/2016 tarihi arasında maaşını alması nedeniyle koruma tedbirleri nedeniyle maddi zararının bulunmadığı, maddi zararının 15/09/2016 tarihinde başladığı anlaşılmakla maddi zarar hesabı 15/09/2016 tarihi baz alınarak yapılmıştır. ... davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zararının 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden kesinti yapılmadan hesaplanması gerektiği anlaşılmış, ... bu doğrultuda 2016 yılı için net asgari ücretin günlük 1.300,99/30=43,3663333 yani 43,367 TL olduğu, 2017 yılı için net asgari ücretin günlük 1.404,06/30=46,802 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davacının 2016 yılında 15/09/2016-31/12/2016 tarihleri arasında toplam 108 gün tutuklu kaldığı sabit olduğundan, 108x43,367=4.683,636TL ve 2017 yılında 01/01/2017-17/01/2017 tarihleri arasında 17 gün tutuklu kaldığı sabit olduğundan, 17x46,802=795,634 TL olmak üzere davacının maddi tazminat hesabı doğrultusunda toplam maddi kaybının 5.479,27 olarak belirlenmiş, dava dilekçesindeki faiz talebi ve davacının haksız tutukluluk başlangıç tarihi birarada değerlendirildiğinde, davacı ... için 5.479,27 TL maddi tazminatın haksız tutukluluk başlangıç tarihi olan 29/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar vermek gerekmiştir.

Davacı ve vekilinin manevi tazminat talebi yönünden mahkememizce yapılan değerlendirmede ise, ... yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında nazara alındığında, manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine yüklenen suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, faize yönelik talep tarihinden itibaren tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer, özgürlüğünden yoksun bırakılması nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntılarının bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yönelik olduğu göz önünde bulundurularak zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olarak belirlenmesi gerektiğinden, bu hususlar da gözetilerek haksız tutuklama nedeniyle uğranılan manevi zararın giderimi çerçevesinde, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız tutukluluk başlangıç tarihi olan 29/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani sonuç ve kanaat doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.500,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 15.479,27 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Tazminat talebinin dayanağı olan Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/81 Esas, 2018/25 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 29.07.2016 - 17.01.2017 tarihleri arasında 172 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 26.01.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. UYAP'tan yapılan kontrolde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde aktif çalışan olarak görünen davacının geriye dönük maaş alacaklarının idare tarafından kendisine ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının görevine iade edilip edilmediği araştırılarak iade edilmesi halinde maddi kaybı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve davacı vekilinin maddi tazminatın hatalı hesaplandığına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/214 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B.3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2019/150 Esas, 2019/214 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/6860, K. 2023/5573, T. 12.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-6860-e-2023-5573-k-c6fe6f4d7564