Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/4340 E. 2023/5666 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/4340
- Karar No
- 2023/5666
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/1007 E., 2016/543 K. SUÇLAR : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık, imar kirliliğine neden olma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama-bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2015/1007 Esas, 2016/543 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine, imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.06.2021 tarih, 2021/27907 Esas, 2021/19500 Karar nolu görevsizlik kararı ile dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.05.2021 tarihli ve 2016/387201 sayılı, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği; 1.Sanığın 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan beraatine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın cezalandırılması gerektiğine,
3.Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
B.Müşteki ... vekilinin temyiz isteği; 1.Sanığın beraatine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın cezalandırılması gerektiğine,
3.Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1."Her ne kadar sanık ... hakkında İmar Kirliliğine Neden Olmak ve 2863 s. Yasaya Muhalefet suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; mahkememizce yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda 2007 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından çekilen fotoğrafta bodrum katın mevcut halde olup kapı, pencere ve doğrama camlarının takılmamış olduğu, 2013 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından çekilen fotoğrafta ise bodrum katta kapı, pencere ve doğrama camlarının takılı olduğunun belirtildiği, sanığın dava konusu yeri 2012 yılında satın aldığı ve sadece kapı, pencere ve doğramalarını değiştirdiği, dosyaya örnek olarak konulan ve başka dosyada düzenlenen ek bilirkişi raporunda pencere doğramalarının değiştirilmesi işleminin esaslı tadilat niteliğinde olmayıp basit tadilat niteliğinde olduğunun belirtildiği, bu duruma göre sanığın dava konusu yeri satın aldıktan sonra suç teşkil edecek esaslı bir tadilat yapmadığı ayrıca sanığa ait taşınmaza ait tapu kaydında taşınmazın 3. derece doğal sit alanı olduğuna ilişkin herhangi bir şerhin bulunmaması 12/07/2009 tarih 28358 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Korunan alanların tespit, tescil ve onayına ilişkin usul ve esaslara dair yönetmeliğin doğal sit alanları ve tabiat varlıklarının tescil ve ilanına ilişkin usul ve esaslar hakkındaki 7. maddesinde tescil edilen doğal sit alanı veya tabiat varlığı il merkez ilçesinde bulunuyorsa valiliğin, diğer ilçe sınırları içerisinde kalıyorsa kaymakamın yazısı üzerine tapu kütüğünün beyanlar hanesine doğal sit veya tabiat varlığı olduğuna dair kayıt konulur." hükmüne rağmen taşınmaza ait tapu kütüğünün beyanlar hanesinde doğal sit alanına dair hiçbir kaydın bulunmadığı, ayrıca sanığın herhangi bir suç işleme kastının da bulunmadığı, anlaşıldığından üzerine atılı suçları işlemeyen sanığın ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir."demiştir.
2. Sanık savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben dava konusu yeri 2012 yılında satın aldım. Ben satın aldığımda bodrum kat mevcuttu. Pencere ve kapısı da vardı fakat kırık vaziyetteydi. Ben satın aldıktan sonra orayı temizlettim pencere ve kapılarını da yenilettim. Badana ve boya yaptırdım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben kooperatif üyesi değilim dava konusu yeri 2012 yılında satın aldım. Zaten ben satın aldığımda oturma izinleri verilmişti dava konusu yerin sit alanı olduğunu da bilmiyordum." demiştir.
3. 25.11.2015 tarihli kolluk araştırma tutanağında, komşular ve site bekçileri ile yapılan görüşmeler ile yapılan araştırmada, kaçak inşaatın ... tarafından yapıldığının bilindiği, daha önceki sahibi zamanında bu kısmın bulunmadığının bilindiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece mahallinde 02.02.2016 tarihinde icra edilen keşif neticesinde alınan mimar bilirkişi raporunda, yapının keşif günü itibariyle bodrum+ zemin +1. kattan oluştuğu, bodrum katın ön cephesinin doğrama ve camekan ile kapatılarak kullanıma dahil edildiği, dava konusu yer zemin ve 1 kat olmak üzere 2 katlı iken bodrum katın da ilave edilerek 3 katlı hale getirildiği, yapılan bu kat ilavesinin brüt alanda artış ve nitelik değiştiren tadilat olmakla ruhsata bağlanmadığı, bina kapsamında kaldığı, 2007 yılında belediye tarafından çekilen fotoğrafta bodrum katın mevcut halde olup, kapı ve pencere doğrama ve camlarının takılmamış durumda olduğu, 2013 yılında çekilen fotoğrafta ise bodrum katta kapı, pencere doğrama ve camlarının takılı olduğu, sanık beyanı da dikkate alındığında bodrum katın kapalı alan halinde kullanıma dahil edilmesi tadilatının 05.04.2012 tarihinden sonra sanık tarafından yapıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Arkeolog bilirkişi raporunda, dava konusu yerin 3. derece doğal sit alanında kaldığı, bodrum katın ruhsata uyulmadan kapatıldığı, eylemin inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu, eylem sırasında herhangi bir bitki örtüsüne zarar verilmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
5. Dosya kapsamında mevcut tapu kaydının incelenmesinde, dava konusu taşınmazın sanık adına kayıtlı olduğu, edinme tarihinin 05.04.2012 olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE A. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; 1. 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu yerin kurulun 27.10.1995 tarihli kararı ile III. derece doğal sit alanı olarak tesciline karar verildiği, sit alanına ilişkin kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edildiği, bu hali ile sanığın yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü gerekeceği, her ne kadar sanık dava konusu bodrum kat kapama eylemini kendisinin yapmadığını ileri sürmüş ise de, kapatılan alanın kapı, pencerelerini değiştirdiğini ve boya, badanasını yaptırdığını ikrar ettiği, sanığın III. derece doğal sit alanında izinsiz olarak yaptırdığı bu eylemlerin dış dünyaya yansıyan eylemler olması nedeniyle 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, hatalı nitelendirme ile beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. "09.03.2015" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
B. Müşteki ... Vekilinin Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden müşteki Seferihisar Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır
C. Müşteki ... Vekilinin Sanık Hakkında İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; 1.... vekilinin, 21.01.2016 tarihli duruşmada davaya katılma talebinde bulunduğu halde, adı geçen kurumun katılan olarak kabulüne yönelik bir karar verilmediği anlaşılmakla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.11.2006 tarihli, 2006/2-249-247 sayılı, 15.07.2008 tarihli, 2008/9-95-195 sayılı ve 19.10.2010 tarihli, 2010/9-149-105 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteklerinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, ...'nın imar kirliliğine neden olma suçu açısından suçtan zarar görmesi ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 237 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, açılan davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
2.Sanık hakkında aynı eylemlere ilişkin olarak, hem 2863 sayılı Kanun'a aykırılık, hem de imar kirliliğine neden olma suçlarından kamu davası açılması ve 2863 sayılı Kanunun 65 inci maddesinin, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesine göre özel norm niteliği taşıması karşısında, “özel normun önceliği” ilkesi gereği eylem 2863 sayılı Kanun'a göre değerlendirilip, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, anılan suçtan da beraat hükmü tesis edilmek suretiyle tek eylemden iki farklı suç nitelendirmesi ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR A. Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Vekilinin Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2015/1007 Esas, 2016/543 Karar sayılı kararına yönelik katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B. Müşteki ... Vekilinin Sanık Hakkında 2863 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden müşteki ...'nın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, müşteki ... vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Katılan ... Vekilinin Sanık Hakkında İmar Kirliliğine Neden Olma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından; Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2015/1007 Esas, 2016/543 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.