Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6391 E. 2023/2542 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6391
- Karar No
- 2023/2542
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3250 E., 2018/1845 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 29.06.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 17.12.2016-30.12.2016 tarihleri arasında gözaltına alınan, 30.12.2016-19.04.2017 tarihleri arasında ev hapsi, 19.04.2017-14.11.2017 tarihleri arasında da yurt dışına çıkış yasapı tedbirleri uygulanan davacı hakkında yapılan yargılama soruşturma sonunda beraatine hükmedildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 1.200.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın açığa alınma tarihinden tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 2.Davalı vekili 25.08.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ve belgeye dayanmadığını, dava konusu tazminata faiz yürütülmesi isteminin hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. 3. Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/562 Esas, 2018/266 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/3250 Esas, 2018/1845 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2021 tarihli 2019/2351 sayılı tebliğnamesi ile hükmün onanması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; gözaltına alınan ve hakkında kontrol uygulanan davacının bu nedenle ve kamu görevinden ihraç edilmesi nedeniyle maddi zararının oluştuğuna; dolayısıyla maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkeme gerekçesinde "..Davacının Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçudan 17/12/2016 - 30/12/2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2018 tarih ve 2017/347 esas 2018/242 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davacının beraat ettiği, beraat kararının 30/03/2018 tarihinde kesinleştiği, davacının gözaltında kaldığı sürelerin başka bir cezadan mahsup edilmediği, bu sebeple davacının bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, manevi tazminat talebi yönünden gözaltında geçirdiği süreler ile davacının sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak 1.500,00 TL manevi tazminata karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağını oluşturan Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/347-2018/242 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 17.12.2016-30.12.2016 tarihleri arasında 13 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 30.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı anlaşılmıştır. 30.08.2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edilen ve gözaltına alındığı tarihte fazlaya ilişkin geliri olduğuna yönelik belge sunamayan davacının gözaltına ilişkin giriş-çıkış evrakları getirtilip teyit edildikten sonra bu süreye ilişkin gözaltı tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken maddi kaybın bulunmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ve kamusal nitelik taşıyan ceza mahkemesinde, bazı koruyucu tedbirlere başvurulması gerekebilir. Bu tedbirler, muhakemenin yapılabilmesi açısından, delillerin karartılmasını önlemeye yönelik olabileceği gibi şüpheli ya da sanığın hazır bulundurulmasını veya ilerde verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak amacını da taşıyabilir. Koruma tedbirleri kavramı içinde yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma, adli kontrol, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi konuları yer almaktadır. 466 sayılı Kanunda bu koruma tedbirlerinden yakalama, gözaltı ve tutuklama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerinde ise yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan ve 5271 sayılı CMK'nın 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (j) bendinde maddesinde düzenlenen konutunu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin maddi tazminat yönünden temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/562 Esas, 2018/266 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bursa 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.09.2023 tarihinde karar verildi.