Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/167 E. 2025/5671 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/167
- Karar No
- 2025/5671
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/320 E., 2016/277 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; ölenin evlilik süresince sanıktan hep şiddet gördüğüne boşanma tehdidi altında yaşadığına, tanıkların da ölen İzmir'de olduğu süre boyunca sanığın devamlı olarak arayıp tehdit ettiğini beyan ettiklerine, sanık ve yakınlarının çelişkili beyanlarda bulunduklarına, ölenin plan dahilinde sanık tarafından aşağıya atılarak öldürüldüğüne, araçta sağ arka kayar kapı direk kısmı cam kenarı iç kısmı ve arka koltukta sol tarafta kan lekeleri görüldüğüne demek ki ölenin darp edildiğine, ölenin hiçbir sağlık problemi olmadığına ,intihar edecekse daha öncesinde edebileceğine, sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen nihai kararda hiçbir somut gerekçe, kesin ve inandırıcı delil olmadığı halde; hem sanık hakkında taksirle ölüme sebebiyet verilmesine karar verilerek sanığın kusurlu kabul edilmiş olması, hem de sanığın tüm duruşmalara katılması ve sabıkasız olması da dikkate alınmadan verilen nihai hükümde de hiçbir lehe hüküm uygulanmamış olması ve böylece hiçbir hukuki geçerli sebebe dayanılmadan sanık aleyhine olacak şekilde hüküm kurulması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine, sanık aleyhine zorlama yorum yapıldığına, tüm kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla araçta şoför koltuğunda sanığın, arkada ölenin ve çocuğunun önde ise sanığın yaşlı annesinin bulunduğunu gösterdiğine, bu durumda da sanığın şoför koltuğunda oturduğu aracın normal hızında seyir ettiği bir sırada arka koltukta oturan yetişkin bir kişiyi araçtan atmasının hayatın akışına aykırı olduğunu ve buna dair hiçbir somut delilin olmadığına, araçtaki kanın mağdur hastaneye araçla taşınırken bulaştığına, tüm tanık beyanlarının sanık ile ölen arasında hayata kast edebilecek kadar derin bir anlaşmazlık olmadığını ortaya koyduğuna, 2009 marka fiat doblo bir aracın arkadaki sürgülü kapısının içeriden mandala basılması halinde açıldığına, sanığın hakimiyet alanı dışında var olan bir durumdan dolayı normal hızında ve yolunda seyir eden sanığın, eşinin araçtan atlamasına sebep olması veya engel olabilmesinin mümkün olmadığına, sanığın eşini derhal araca koyup hastaneye götürdüğüne, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; Taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu, sanık tarafın teklifi ve barışma niyeti ile maktulun İstanbul iline çağrıldığı,olaydan hemen önce sanıkla buluştuğu ve suça konu araca bindiği, araçta kapı direğinde kan izi bulunduğu, maktulun atlamasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı, sanıkların olay sonrası ispatlanan davranışlarının kastı gösterir şekilde olduğu, tüm bu hale göre sanığın eylemine uyan kasten öldürme eyleminden ötürü 5237 sayılı kanunun 82/1-d, 61, 53/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ile ölen ...'un olay tarihlerinde resmi nikahlı evli oldukları, taraflar arasında karşılıklı iddia ve savunmalar çerçevesinde boşanma davasına konu olmuş herhangi bir geçimsizliğin kanıtlanamadığı ancak sanık ile ... arasında davaya onu olmamış ise de evlilik birliğinin sona ermesine neden olabilecek bir takım geçimsizlik ve sorunların bulunduğu, olaydan önce ...'ın İzmir'e yaptığı seyahat ve dönüş sürecindeki yaşananlar ile sanığın bu süre zarfındaki davranışları ile ...'ın İstanbul'a dönüp kendisi tarafından karşılandığı aşamalarda ve ...'ın yakınlarının bulunduğu mahalden kendisinin kullandığı araçla alınma anına kadar kanaat oluşmasını sağlayacak herhangi bir tartışma ve kavganın söz konusu olmadığı, sanığın kullandığı araçta ... ile ortak çocuklarının yanı sıra sanığın annesinin de aracın ön sağ koltuğunda yolcu olarak yer aldığı, yolculuk süresinde yaşananların bilinemediği ve olayı aydınlatacak düzeyde ve nitelikte bilinmesinin olanaklı olmadığı, soruşturma aşamasında yapılan bilirkişi incelemesi ve kanaatiyle sanığın kullandığı aracın teknik özellikleri birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın ...'un ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin kendisinin doğrudan kasıt veya olası kasıt ile hareket ettiğine yönelik yakınmalar çerçevesinde ve bu nedenle sonucunda şüpheli bir durumun ortaya çıktığı anlaşılmış ise de, bu şüpheli durumun ceza hukukunun amacı olan maddi gerçeğin somut ve şüpheye yer vermeyecek delillerle ortaya çıkarılması ilkesi karşısında kasten veya olası kast ile eşini öldürme eyleminden sorumlu tutulması için yeterli görülmediği, kabul edilen oluş şekline göre sanığın kullandığı aracın teknik özelliklerini bilmesi, gerekli bakım ve onarım işlerini yaptırması, aracını yol, hava ve zemin şartlarına göre her an gerektiğinde durdurabilecek şekilde sevk ve idare etmesinin zorunluluğu dışında kendisinin ve araçtaki yolcuların da araç sürüş şeklinden kaynaklı can güvenliklerinin de sağlanması yönünde gerekli tedbirleri almak yükümlülüğünde bulunduğu, aracın kapısının içten açılmasının her zaman mümkün olabileceği ancak sürgülü kapının açılması ve bu nedenle yolcuya ikaz sisteminin bulunması karşısında sanığın sevk ve idaresindeki aracın bu koşulları ve sorumlulukları bilerek sevk ve idare etmesi gerektiği halde üzerine düşen bu sorumlulukları yerine getirmeyerek taksirle ...'un ölümüne neden olduğu, sanığın yargılama sürecindeki gözlenen hal ve davranışları, varlığı konusunda oluşan ... ile geçimsizliklerine yönelik kanaat karşısında da TCK 22/6 maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve sanığın taksirle ölüme neden olmak suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 85/1, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre; 1-Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2014 tarihli iddianamesi ile; 10/07/2012 günü sanık ...'un kullandığı araç içerisinde ölen eşi ..., 1,5 yaşındaki çocuğu ve annesi olduğu halde Silivriden İstanbul İstikametine gitmekte iken olay mahalline geldiğinde ...'un kilitli olmayan araç kapısından kendisini atmak suretiyle intihara teşebbüste bulunduğu, olay sonrasında yaralandığı daha sonra kaldırıldığı hastanede künt kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, bilirkişi raporunda araç sürücüsü sanığın "aracının teknik özelliğinden faydalanarak "kamyonet-yolcu nakli " araç kapılarının açma kapama mandalını kapalı konuma alıp seyir haline geçmesi gerekirken bu kurala uymadığı anlaşıldığından olayda kusurunun olduğunun bildirildiği, bu şekilde sanığın trafik düzeninin gerektirdiği gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek, araçta bulunan eşi ...'un ölümüne neden olduğu iddiasıyla taksirle öldürme suçundan cezalandırılması iddiasıyla açılan davada, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın kullandığı aracın teknik özelliklerini bilmesi, gerekli bakım ve onarım işlerini yaptırması, aracını yol, hava ve zemin şartlarına göre her an gerektiğinde durdurabilecek şekilde sevk ve idare etmesinin zorunluluğu dışında kendisinin ve araçtaki yolcuların da araç sürüş şeklinden kaynaklı can güvenliklerinin de sağlanması yönünde gerekli tedbirleri almak yükümlülüğünde bulunduğu, aracın kapısının içten açılmasının her zaman mümkün olabileceği ancak sürgülü kapının açılması ve bu nedenle yolcuya ikaz sisteminin bulunması karşısında sanığın sevk ve idaresindeki aracın bu koşulları ve sorumlulukları bilerek sevk ve idare etmesi gerektiği halde üzerine düşen bu sorumlulukları yerine getirmeyerek taksirle ...'un ölümüne neden olduğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın aksi ispat edilemeyen savunmalarında aracın sağ arka kapı açık ikaz lambası iki kez yandıktan sonra ölen eşini kapıyı kapatması yönünde uyardığı ve ikaz lambası söndükten 400-500 metre sonra eşinin araçtan düştüğünü farkettiğine dair beyanları ile ikaz lambası söndükten sonra araç kapılarının içten açılmasının her zaman mümkün olabileceği göz önüne alındığında sanığın hakimiyet alanı dışında ve bir anda gerçekleşmiş olabilecek kapının açılması eylemine engel olabilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması karşısında sanığın yolcularının can güvenliklerinin sağlanması için gerekli tedbirleri almadığı şeklinde kabul edilen eylemin gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince isnat edilen suçtan beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyet hükmü kurulması, 2- 10/07/2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 13/07/2012 olarak hatalı gösterilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y; Suç tarihi öncesinde sanık ... ile ölen eşi ... arasında geçimsizlik bulunduğu, ölen ...'ın İzmir'e akrabalarının yanına gittiği, suç tarihinde İzmir'den akrabaları ile İstanbul'a döndüğü, dosyaya yansıyan tanık beyanlarına göre ölen ...'ın aşırı derecede yorgun, bitkin ve uykusuz olduğu, konuşmakta güçlük çektiği içmek amacıyla suyu dahi işaret ile istediği, ölen ...'ın bu halde iken kendini karşılamaya gelen eşi Sanık ...'in sürücülüğünü yaptığı aracın arka sağ koltuğuna oturduğu, arka sol koltukta bir buçuk yaşlarındaki çocuklarının bulunduğu, ön sağ koltukta ise sanığın annesi ...'nın bulunduğu halde evlerine gitmek üzere yola çıktıklarında sanığın beyanına göre aracın gösterge panelinde sağ arka kapının açık olduğuna ilişkin ikaz/uyarı lambasının yandığı, sanığın eşi ...'a kapıyı kapatmasını söylediği çok kısa bir süre sonra araç hareket halinde iken tekrar arka sağ kapı ikaz/uyarı lambasının yanması üzerine sanığın tekrar eşi ...'dan kapıyı kapatmasını istediği, hemen sonrasında sanık ve ön sağ koltukta oturan tanık ...'nın araçta bir rüzgar sesi hissetmeleriyle arkaya baktıklarında ...'ın araçta olmadığını ve düşmüş olduğu gördükleri, aracı durdurup yaralı vaziyetteki ...'ı hastaneye götürdükleri ancak ...'ın hastanede yaşamını yitirdiği şeklindeki olayda; Dosyadaki bilirkişi raporuna göre, sanık ...'in kullanmakta olduğu aracı hareket ettirmeden önce aracının teknik özelliklerinden faydalanarak araç kapılarının açma kapama mandalını kapalı konuma alıp seyrine başlaması gerekirken, bu kurala uymayarak kontrolsüz bir şekilde seyrine devam ederek araç kapısının aniden açılmasıyla arka sağ koltuktaki yolcunun araçtan düşmesine sebebiyet vermesi suretiyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/1-d maddesi gereğinde kusurlu bulunduğunun belirtildiği, Olayın oluş şekli, sanık savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın aracını hareket ettirmeden önce aracın kapılarının tamamen kilitli ve kapalı olduğunu kontrol ettikten sonra seyrine başlaması gerektiği, sanığın bu kontrolü yapmadan seyrine başladığı, seyir sırasında iki defa arka sağ kapının açık olduğuna ilişkin ikaz/uyarı lambasının yanmasına rağmen, eşinin mevcut yorgun ve bitkin haliyle, açılması ve kapanmasının normalden fazla güç gerektirdiği bilinen sürgülü kapıyı tam olarak kapatamamış olabileceğini düşünerek aracını durdurup, sürgülü kapının kapalı olduğunu kontrol ettikten sonra yoluna devam etmesi gerekirken, araçta bulunan kişilerin can güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeden seyrine devam etmek suretiyle eşi ...'ın tam olarak kapanmamış kapının açılarak yola düşerek ölmesine sebebiyet vermesinde taksire dayalı kusurunun bulunduğu kanaat ve sonucuna varılmakla, Yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılması ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın atılı suçtan beraati yönündeki Dairemizin Sayın çoğunluğunun görüşüne katılmamaktayım.25.06.2025