Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10403 E. 2023/3749 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10403
- Karar No
- 2023/3749
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/395 E., 2020/541 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 03.07.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 05.02.2014 - 21.11.2016 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 250.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 12.09.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Dava süresinde açılmamıştır. Davacı hakkında yasalara aykırı bir işlem yapılmamıştır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davacının bir işle gerçekten iştigal edip etmediğinin araştırılması gerekmektedir. Mükerrer dava açılıp açılmadığı, davacının davaya muvafakatinin olup olmadığı araştırılmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2019/536 Esas, 2019/489 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.06.2020 tarihli ve 2020/395 Esas, 2020/541 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.12.2021 tarihli ve 2020/84677 sayılı, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, savunma haklarının kısıtlandığına, davacı maddi zararını ispatlayamadığından maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, faiz uygulamasına, hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna, ilişkindir. 2.Davacı vekilinin temyiz istemi; cezaevi harcamaları ve avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacı ... hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı ve Cebir, Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda; 04.02.2014 tarihinde gözaltına alındığı, Özalp Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/2 sorgu sayılı kararı ile 05.02.2014 tarihinde tutuklandığı, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21.11.2015 tarih, 2016/8191 Esas, 2016/7918 Karar sayılı ilamı ile 21.11.2016 tarihinde tahliyesine karar verildiği, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/1 Esas, 2017/172 Karar sayılı ilamı ile 13.06.2017 tarihinde Yargıtay bozma ilamına uyularak beraatine karar verildiği, verilen kararın 01.04.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Maddi tazminat miktarı belirlenirken, aylık net gelirini resmi bir belge ile ispat edemeyen davacının, vasıfsız bir işçi olduğu değerlendirilerek, tutuklulukta kaldığı dönemdeki net asgari ücret nazara alınıp, tutuklandığı ilk gün hesaba katılmak ve tahliye edildiği gün dikkate alınmamak suretiyle, haksız tutuklulukta geçen sürelerin ay ve günü üzerinden hesaplanan ve dosya kapsamıyla uyumlu olan bilirkişi raporunda belirtilen 35.030,10 TL maddi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta geçen süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle hesaplanan 55.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/1 E., 2017/172 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 05.02.2014 - 21.11.2016 tarihleri arasında 1020 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 01.04.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A.Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Tazminat talebinin dayanağı olan Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/1 E., 2017/172 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 05.02.2014 - 21.11.2016 tarihleri arasında 1020 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 01.04.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne ve hükmedilen tazminat miktarlarına talep doğrultusunda faiz işletilmesine ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunduğundan; davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir. 4.05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, bu aralıktan fazla hesaplanan nisbî avukatlık ücreti yerine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücrete hükmedilmesinde, hukuka aykırılık bulunamıştır. B.Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacıların, kendi vekilleri ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olmaları nedeniyle davacılar lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacılar ile avukatları arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Davacıların cezaevi harcamalarına ilişkin talebinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesi yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B-4) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.06.2020 tarihli ve 2020/395 Esas, 2020/541 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Van 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.