Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/9852 E. 2024/7511 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/9852
Karar No
2024/7511
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/298 E., 2015/489 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet-Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanıklar ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, B.Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2. cümle, TCK'nın 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, C. Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanunun 67/2, TCK'nun 62, 53. maddeleri gereğince 2 yıl 1ay hapis, 1000 TL Adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, D.Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanunun 74/1, 74/1-2. cümle, TCK'nın 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.10.2020 tarihli, 2016/102308 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık beyanları, tape kayıtları dikkate alındığında beraat eden sanıkların diğer sanıklar ile arasında ilişki olduğunun ortaya çıktığına, beraat kararının yerinde olmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. B.Sanıklar müdafinin temyiz nedenleri; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; sanıklar ... ve ... hakkında kültür varlığı ticareti yapma suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmışsa da; telefon görüşmelerinde tarihi eser alımına yönelik kısmi söylemler bulunmakta birlikte, 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesine temas eden izinsiz kültür varlığı ticareti yapma suçunun 5271 sayılı CMK'un 135. maddesinde sayılan ve iletişimin tespitine karar verilebilecek katalog suçlardan olmadığı, bu itibarla görüşme içeriklerinin anılan suç yönünden sanıklar aleyhine, hukuka uygun olarak elde edilmiş delil vasfında bulunmadığı, kaldı ki iletişimin tespitine ilişkin tutanaklarda belirtilen eserlerin neler olduğu, suça konu 37 adet sikkeye ait görüşmeler olup olmadığı ve 2863 sayılı Kanun kapsamında bulunan eserlere ilişkin yapılıp yapılmadığının belirlenemediği, dolayısıyla söz konusu suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına dair bir saptamanın da yapılamadığı, yine sanıkların inkara yönelik savunmalarının aksine delil mevcut olmadığı, sadece telefon dinleme kaydına dayanılarak ceza verilemeyeceği, telefon konuşmalarının mutlak şekilde maddi ve destekleyici yan deliller ile kuvvetlendirilmesinin gerektiği, ticarete konu edildiği iddia olunan eserlerin sanıkların ev ve iş yerlerinde de ele geçirilmemiş olması karşısında; sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, cezalandırılma için yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, maddi gerçeğe ulaşılmasını amaçlayan ceza yargılaması sonunda ancak elde edilen delillerin, sanıkların suçu işlediklerinin kesin olarak kanıtlandığı kanısını oluşturacak yeterlilikte olması durumunda hükümlülük kararı verilebileceği, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanıklar aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığından, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinden de hareketle sanıkların aksi kanıtlanamayan istikrarlı savunmalarına itibar edilerek müsnet suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle üzerlerine atılı kültür varlığı ticareti yapma suçundan CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. IV.GEREKÇE VE KARAR A. Sanık ... müdafinin sanık hakkında izinsiz kazı yapmak ve Kültür varlığı ticareti yapmak suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemler, 2863 sayılı Kanunun 74/1. ve 67/2. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 10.11.2015 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 10.11.2023 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki her iki suçtan açılan kamu davasının DÜŞMESİNE, B.Sanık ... müdafinin sanık hakkında izinsiz kazı yapmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 10.11.2015 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 10.11.2023 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, C.Sanıklar ..., ... hakkında kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/9852, K. 2024/7511, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-9852-e-2024-7511-k-6630ae9f72a8