Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/9197 E. 2023/5988 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/9197
- Karar No
- 2023/5988
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/317 Esas 2016/75 Karar SUÇ : Taksirle Öldürme HÜKÜMLER : 1-Taksirle öldürme suçundan mahkumiyet 2-6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında anun'a muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Onama 1. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) Muhalefet Suçu Yönünden; Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği ön inceleme neticesinde anlaşılmakla, gereği düşünüldü: 2.Taksirle Öldürme Suçu Yönünden; Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29/02/2016 tarihli ve 2014/317 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararı ile; A) Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci ve 54 üncü maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ve 4.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23/10/2020 tarihli ve 2016/162698 sayılı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçu yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin incelenmeksizin iade ve taksirle öldürme suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebebi, süre tutum dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunan sanık müdafinin temyiz sebebi kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Katılan vekilinin temyiz sebebi, süre tutum dilekçesi ile temyiz başvurusunda bulunan katılan vekilinin temyiz sebebi kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Görüşü "Adli Tıp raporları ile de olayın kazara mı meydana geldiği yoksa kasıtlı olarak mı meydana geldiği hususunun tahkikatla aydınlatılabileceği belirtilmiş, mahkememizce bu yönden tahkikat yapılmış, dinlenen tanıkların hiçbiri sanık ile ölen ... arasında herhangi bir husumet veya anlaşmazlığa dair beyanda bulunmamışlardır. Bilakis bu yönden sanık savunmasını doğrular şekilde gayet iyi arkadaş oldukları ve aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı anlatılmıştır. Öte yandan olayın vuku bulmasından hemen sonra ölen ...'ı hastaneye götüren de yine bizzat sanık ...'dır. Bütün bu deliller birlikte ele alındığında sanığın ölen ...'a kasıtlı olarak vurup vurmadığı konusunda ortada bir şüphe mevcut olup, bütün uğraşılara rağmen bu şüphe olumlu veya olumsuz bir şekilde giderilememiştir. Yapılan tahkikat neticesinde, şüphenin daha çok sanık lehine ortadan kalktığı, olayın kazara gerçekleştiğini işaret ettiği sabit ise de; bu konuda net bir belirleme yapılması imkan dahilinde olmadığından şüpheden sanığın yararlanacağına yönelik ceza yargılama hukukunun evrensel ilkesi gözetilerek sanık lehine yorumla eylemin kasıtlı olarak gerçekleştiği konusunda mahkumiyete yeterli, kesin, inandırıcı ve her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemediğinden eylemin kasıtlı olarak gerçekleştirilmediğinin kabulü "nün gerektiği ve "sanığın bulundurma ruhsatlı iki tabancasının olay tarihinde ruhsata aykırı şekilde taşıyarak suça konu arkadaşına ait iş yerine götürdüğü, burada tabancalarını çıkarıp tezgahın üzerinde ortalığa tedbirsiz bir şekilde bıraktıktan sonra telefonla konuşmaya başladığı, sonrasında ölen ...'ın bu tabancaları alıp incelemeye başladığını görmesi üzerine tedbirsiz bir şekilde gelerek ölenin elindeki tabancayı çekiştirip almaya çalıştığı sırada tabancanın ateş aldığı ve ...'ın bu şekilde vurularak öldüğü kabul edilmekle artık tabancaların sanığa ait olması, bu tabancaların mekanik özelliklerini biliyor olması gerektiği, buna rağmen tabancaları tedbirsiz bir şekilde ortaya koyması, sonrasında yine tabancaları ölenin elinden çekiştirerek almaya çalışması bir bütün halinde dikkate alındığında sanığın tabancanın ateş alabileceğini yani neticeyi öngörebilecek durumda olduğu ancak neticeyi istemediğinin kabulü ile eylemde bilinçli taksirin bulunduğu" belirtilmiştir. 2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, "... benim çocukluk arkadaşım olur. Olay kaza ile meydana gelmiştir. Olay tarihinde ben Serdar'ın dükkanına gitmiştim. Söz konusu silahlar bana aittir. Olay tarihinden 1 hafta önce bize bıçak çekilmesinden dolayı güvenlik amacıyla silahları yanımda bulundururdum. Ben olay anında telefonla konuşuyordum. O sırada silahları masanın üzerine koymuştum. Tayfun silahı boşalttı. Ben telefonla görüştükten sonra kendisinin silahı boşalttığını gördüm. Silahla oyun olmaz diyerek elinden silahı almak istedim ve bu sırada silah ateş aldı. Olay tamamen kaza ile meydana geldi. Ben daha önce bu konuda vermiş olduğum ifadeleri tekrar ederim. Olaydan dolayı üzgünüm" şeklinde beyanda bulunmuştur. 3.Katılan aşamalarda, "Maktül ... benim kardeşim olur. Şüpheli ...'la kardeşim yaklaşık 15 yıllık arkadaşdırlar. Aralarında herhangi bir husumet yoktur. Hatta kardeşim Tayfun, ...'ın münibüsünü satın aldı. Bu münibüsle işe başladı. Olay gününe ilişkin benim herhangi bir bilgim yoktur. Kardeşim silahlara merakı da yoktur. Biz ailecek bu olayın kazaen gerçekleştiğini düşünüyoruz. Kardeşimin hayatını kaybetmesinde şüphelinin herhangi bir kusuru varsa davacı ve şikayetçiyim, uzlaşmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmakla hakkında katılma kararı verilmiştir. 4.Dosyada mevcut bulunan Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 12/09/2012 tarihli raporu ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi'nin 29/02/2013 tarihli raporu ile olay yerinden alınan bir adet boş kovan ve bir adet deforme mermi çekirdeğinin sanığa ait SMİTH&WESSON marka tabancadan atıldığı bildirilmiştir. 5.Dosyada mevcut bulunan, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı müdürlüğünün 17/09/2012 tarihli raporunda sanık ...'ın sol el iç, sol el dışı, sağ el iç ve sağ el dış swap numunelerinde atış artıklarının bulunduğu ancak ölen ... isimli şahsa ait swap numunelerinde ise atış artığının bulunmadığı ve Alanya Emniyet Müdürlüğü olay yeri inceleme ve kimlik tespit grup amirliğinin 12/08/2012 tarihli olay yeri inceleme raporunda SMİTH & WESSON marka toplu tabir edilen tabanca ve bu tabancanın haznesinde 38 SPL+P N CCI R ibareli kovan olduğu görülmüş, tabanca üzerinde yapılan incelemede teşhis ve tasnife elverişli iz veya delil tespit edilemediği belirtilmiştir. 6.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi'nin 20/02/2013 tarihli raporunda, atışa hazır halde yani top yuvasındaki fişek yatağında fişekler var ve horozu kurulu iken, tetiğine basınç kuvveti uygulanmadan çekme, çekiştirme veya sarsıntı gibi etkenlerle kendiliğinden patlamadığı, beton gibi sert bir zemine düşürülmesi ya da düşmesi sırasında da kendiliğinden patlamadığı, top yuvasındaki fişek yatağında bulunan fişeğin patlaması için tetiğine elektronik tetik ölçme cihazı ile yapılan ölçüm sırasında horozu kurulu iken 2.3 kg civarında, horozu kurulu değilken ise 4.0 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. 7.31/12/2012 tarihli kollukça düzenlenen tutanakla ölenin kıyafetlerinin yakınlarına verilmediği ve 02/01/2013 tarihli tutanakta ise ölüm olayının meydana geldiği hastaneden ve otopsi için ölenin sevk edildiği mezarlık morgundan ölüm anında üzerinde bulunan kıyafetlerinin sorulduğu ancak kıyafetlerin bulunamadığı belirtilmiştir. 8.Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 03/12/2015 tarihli raporunda, "...B-Kişinin vücuduna bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edilmiş olup trajesi boyunca oluşturduğu harabiyet dikkate alındığında; tek başına ölüm meydana getirir nitelikte olduğu, C-Cesetten mermi çekirdeği elde edilmediği, D-Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanması nedeniyle oluşan kanama sonucu meydana geldiği, E-Tıbbi belgelerde ve adli dosyada kayıtlı bilgilerde ölü muayenesi sırasında kişiye ait elbiselerinin üzerinde olduğunun kayıtlı olduğu, ölü muayene fotoğraflarının kurulumuz tarafından tetkikinde kişinin üzerinde bulunan tişörtte ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası trajesine uyan bölgede defekt görüldüğü, otopsisinde boyun sağ yanda göğüs kemiği ile sağ köprücük kemiği bileşkesinin 3 cm üzerinde etrafında vurma halkası bulunan, atış artıkları bulunmayan ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tanımlandığı, otopsi fotoğraflarının yapılan tetkikinde ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası çevresinde cilt üstünde ve cilt altında atış artıkları görülmediği de dikkate alındığında; kişinin ölümüne neden olan atışın mevcut bulgularla bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğu, ancak atış elbiseli bölgeye isabet etmiş olduğundan mevcut verilerle kesin atış mesafesi tayini yapılamadığı, olay anında kişinin üzerinde bulunan ve delik ihtiva eden elbiselerin incelenmek üzere Fizik İhtisas Dairesine gönderilmesi durumunda atış mesafesi tayini yapılabileceği," ile olayda kısa namlulu silah kullanıldığı, ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası lokalizasyonu ve özellikleri dikkate alındığında savcılık evrakında sorulduğu üzere sanığın savunmasında belirttiği şekilde olayın oluşmasının mümkün olduğu, ölenin elinin silaha olan uzaklığı ve pozisyonuna göre elinde atış artıklarının bulunmayabileceği gibi olay sonrası yaralının hastaneye götürülmesi esnasında veya hastanede yeniden canlandırma işlemleri sırasında atış artıklarının temasa bağlı olarak kaybolabileceği belirtilerek olayın meydana geliş mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının gerektiği bildirilmiştir. 9.Tüm aşamalarda tanık sıfatı ile dinlenen ... "... ve Tayfun benim arkadaşım olur. Olaydan bir gün önce ... ile beraberdik. İşten çıktıktan sonra ... ile buluştuk. Gece beraberdik. Alkol almıştık. Eğlence mekanındaydık. ... alkollüydü, evine götürdüm ancak yukarıya çıkaramadığım için evime götürdüm ancak oraya da çıkaramadım. Daha sonra kendisini arabada bıraktım, arabayı kilitledim kendim eve çıktım. Tayfun ile ...'da arkadaştılar. Aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumet yoktu. ... daha sonra uyanmış. İş yerinin sahibi olan Serdar'ı aramış. Serdar gelmiş, anahtarı evden alarak arabanın kapısını açmış. ... benim yanıma geldi, kendisini neden kilitlediğimi sordu. Ben de eve çıkaramadığımı söyledim. Daha sonra sabah 09:00 civarında evime gelerek eve gideceğini söyledi. İkindin görüşürüz dedi. Ben ikindi vakti uyandığımda telefonuma cevapsız aramalar geldiğini gördüm. Olayın olduğunu öğrendim. ...'ın merakından dolayı 4-5 tane silahı olduğunu biliyorum. Bu silahları da evde vitrinde görüyordum. Ben hiç ...'ı üzerinde silahı taşırken görmedim. Ayrıca arabamla diskoya giderken de otonun bagajına silah koyduğuna ilişkin bana bir şey söylediğini hatırlamıyorum. Benim arabamı zaman zaman ... kullanır. Olaydan sonra da ... benimle telefon görüşmesi yapmadı. Ben olayı duyunca şaşırdım, karakola gittim. Benim olaya ilişkin bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. 10.Dosya içeriğinde mevcut bulunan 13/08/2012 tarihli, telefon döküm tutanağı metninden sanığın aşamalardaki beyanları ile uyumlu şekilde olay esnasında tanık ... ile konuştuğu anlaşılmıştır. 11. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 13/08/2012 tarihli otopsi raporunda, "Yapılan dış muayene, adli tahkikat, otopsi ve toksikolojik inceleme sonuçlarına göre, ...'ın, Boynunun sağ yanı alt kısmından girip göğüs boşluğu sol tarafına giren, sol taraf subklavien arteri parçalayıp sol akciğer üst lobunu delip geçen ve vücudu terkeden mermi çekirdeğinin neden olduğu, büyük damar ve sol akciğer harabiyetleri sonucu öldüğü," ile "giriş deliği çevresi ve altı özelliklerine göre atışın, uzak atış mesafesi içerisinden yapıldığı, giriş deliği çevrelerindeki giysiler üzerinde de bu yönde tetkik yapılmasının faydalı olacağı, seyrinin ise, sağdan sola, önden arkaya ve hafifde yukarıdan aşağıya doğru olduğu" belirtilmiştir. 12.Sanık ...'a ait güncel adli sicil ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE Suç tarihinden bir gece öncesinde 22.30dan saat 04.00 civarına kadar alkol alan sanık ...'ın, olay günü sabah saatlerinde ( 10 civarı) arkadaşı olan ve aynı dosya kapsamında yalan tanıklık yapmak suçundan sanık olarak yargılanan ...'in iş yeri olan Cd dükkanında yalnız başına bulunduğu esnada ölen arkadaşı ...'ın dükkana geldiği ve sanığın oturmakta olduğu patron masasının karşısında bulunan koltuğa oturduğu, bu aşamada sanığın belinde bulunan Adli emanetin 2012/1201 sayılı sırasında kayıtlı olan sadece bulundurma ruhsatı olan Smith Wesson marka, 38 kalibre, altı fişek alabilen toplu tabancasını çıkartarak masanın üzerine bıraktığı ve elinde bulunan telefon ile, dosya içeriğinde bulunan telefon döküm tutanağı ile sabit olduğu üzere, tanık olarak aşamalarda dinlenen ... isimli bir gece önce birlikte eğlenmeye çıktığı arkadaşı ile görüşmekte olduğu, ancak bir yandan da öleni gözleri ile takip ettiği ve iddiasına göre ölenin masa üzerinde bulunan tabancanın topunu yana doğru açıp 6 adet fişeği (mermi) masaya koyarak tabancanın topunu açarak ve horozunu düşürerek oynadığı, sanığın silahın emniyeti olmadığına ilişkin uyarısına rağmen silahla oynamayı sürdürmesi üzerine sanık ...'ın oturduğu patron koltuğundan kalkarak kendisine göre masanın sol tarafında bulunan ölenin elindeki tabancayı almak üzere tabancanın topunu tuttuğu ve kendine doğru çektiği esnada tabancanın patlaması sonucu ...'ın yaralanarak hastaneye götürülmesi esnasında yolda yaşamını kaybettiği ve Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 13/08/2012 tarihli otopsi raporunda kişinin "Boynunun sağ yanı alt kısmından girip göğüs boşluğu sol tarafına giren, sol taraf subklavien arteri parçalayıp sol akciğer üst lobunu delip geçen ve vücudu terkeden mermi çekirdeğinin neden olduğu, büyük damar ve sol akciğer harabiyetleri sonucu öldüğü"nün bildirildiği olayda; Sanık müdafii ve katılan vekilinin kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yönünden , Olay ve olgular kısmında yer verilen Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 03/12/2015 tarihli raporu doğrultusunda olayın sanığın savunmalarındaki şekli ile meydana geldiği ve kazara gerçekleştiği ancak sanığın bulundurma ruhsatlı tabancasını taşımaması gerektiği halde taşıyarak suça konu yerde tabancayı ortalık yere bırakması ve telefonla konuştuğu esnada ölen ...'ın silahı eline aldığını görmesi üzerine tek eli ile tabancayı almak için silahı çekiştirmesi şeklindeki ölüme sebebiyet veren eylemlerinin bilinçli taksir unsurlarını barındırdığı anlaşılmakla, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin esas mahkemenin kararı hukuka uygun bulunmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR 1. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a Muhalefet Suçu Yönünden, Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2.Taksirle Öldürme Suçu Yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29/02/2016 tarihli ve 2014/317 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararında, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.