Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/6306 E. 2023/5164 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/6306
Karar No
2023/5164
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/178 E., 2015/912 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama - ret Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2014/178 Esas, 2015/912 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan sanıklar hakkında ayrı ayrı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi gereğince neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 50 nci maddesinin dördüncü delaleti ile birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.10.2020 tarihli ve 2016/129549 sayılı, katılanlar vekilinin temyiz talebinin reddi, sanıklar yönünden hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar vekilinin temyiz istemi; Sanıkların asli kusurlu olduğuna, her katılan adına ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve saire ilişkindir. 2.Sanıklar müdafiinin temyiz istemi; Sanıkların kusuru bulunmadığına, sanık ...'in işin düzenlenmesi hususlarında sorumluluğu bulunmadığına, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ve saire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü; 1.Mahkeme gerekçesinde; ''Ölen ...'un Ordu ili, ... Mahallesinde faaliyet gösteren ... San. Ltd şirketinde işçi olarak çalıştığı, olay tarihinde iş yerine TIR'ın üzerinde, kapalı konteynır içinde gelen mermer bloklarını indirdiği sırada, blokların üzerinde bulunan ve emniyet kalası olarak tabir edilen ağaç kalası sökmesi üzerine mermer bloklarının ölen ...'un üzerine düşmesi sonucu yaralandığı, kaldırıldığı Ordu Devlet Hastanesinde 23/11/2013 günü vefat ettiği, ölen üzerinde yapılan klasik otopsi sonucu düzenlenen otopsi raporunda; ölümün "künt genel beden travmasına bağlı omurga, kaburga ve pelvis kemik kırıkları ile birlikte bulunan iç organ harabiyeti ve iç kanama sonucu gelişen komplikasyonlara bağlı" olarak meydana gelmiş olduğunun bildirildiği, Ordu Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabından , olayın meydana geldiği ... Sanayi Ltd. Şirketinde sanıklar ... ve ...'in şirket müdürü olarak atandıkları ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıklarının belirtildiği, meydana gelen ölümlü kaza nedeniyle soruşturma aşamasında; tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde üç kişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edildiği, bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda; .... San ve Tic. Ltd şirketini temsile yetkili ve şirket müdürü ... ile şirketi temsile yetkili ...'in meydana gelen olayda, işverenin genel yükümlülüğü hükmünü yerine getirmediklerinden dolayı birlikte "asli kusurlu" olduklarının belirtildiği, kovuşturma aşamasında toplanan tüm delillerle birlikte dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilerek bilirkişi heyetine tevdinin sağlandığı, İş güveliği uzmanları ..., ... ile hukukçu bilirkişi ... tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan 28.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise özetle; meydana gelen olayın 5510 sayılı yasa kapsamında iş kazası olduğu, 6331 sayı kanun gereğince iş yerinde çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimin verilerek yazılı hale getirilip sertifikalandırılmasında, iş yerinde risk değerlendirmesi yaptırılarak belirlenen risklerden yapılması mümkün olanların yaptırılması, yapılması mümkün olmayan risklerin bertaraf edilmesi için gerekli çalışmaların yürütülmesinde, dosyadaki beyanlardan tek başına çalıştığı anlaşılan ölenin yanında başkaca işçilerin tertip edilerek iş güvenliği tedbirlerinin artırılmasında, mezarcı olarak çalıştığı bildirilen ölenin ve diğer işçilerin işin gereği olarak mermer blokların indirilmesinde çalıştırılmasından dolayı "her işçi her yerde çalışabilir " mantığı ile hareket edildiği, iş güvenliği tedbirlerinin çalışanların inisiyatifine bırakıldığı, konteyner içinde çalışan ölenin başında nezaretçi olarak işveren veya vekilinin bulunmadığı, mermer blokların indirilmesinde kullanılan aletlerin çok sıradan, iş güvenliğine uygun olmayan türden, tamamen insan gücü kullanılarak yapıldığı, fennin gereklerine uygun iş ekipmanlarının kullanılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilip güvenli çalışma alışkanlığı kazandırılmasında, iş yerinde denetim gözetim mekanizmasının kurulmasında, iş güvenliği mevzuatında belirlenmiş olan tedbirlerin alınmasında müşterek müteselsil sorumlulukları bulunan şirket müdürleri sanıklar ... ve ...'in tali kusurlu oldukları, ölen açısından ise; işçilerin davranış ve kusurlarından dolayı kendilerinin ve diğer kişilerin sağlık ve güvenliğinin olumsuz etkilenmemesi için azami dikkati göstermeleri gerektiği, ölenin tecrübeli çalışan olmasına rağmen mermer levhaları tutan ahşapları söktüğünde üzerine devrileceğini öngörmesi gerektiği, ölenin, levhaları bir arada devrilmeyecek şekilde tutan ahşapları sökerek tedbirsizliği, ihmali ile mermer levhaların üzerine düşmesine sebep olması nedeniyle asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmış, tüm dosya kapsamına uygun, denetime elverişli söz konusu rapor hükme esas alınarak ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurularak; sanıkların üzerilerine atılı taksirle neden olma suçundan tali kusurlu olduklarının kabulü ile sanıkların ayır ayrı alt sınırdan cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir. Katılanın işlenen suç nedeniyle uğradığı maddi zararın sanıklar tarafından giderilmemesi nedeniyle 5271 sayılı 231.maddesi gereğince haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanıklar hakkında hükmedilen hapis cezasının TCK.'nun 50/4 ve 50/1-a. maddeleri uyarınca sanıkların kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumlarına, yargılama sürecinde duydukları pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilmesine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' denilmiştir. 2. Katılanlar sanıklardan şikayetçi olduklarını, zararlarının giderilmediğini beyan etmişlerdir. 3.Sanık ...: "Ben kazanın meydana geldiği şirketin ortağıyım, olayın oluş şeklini görmedim soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu bize ulaştırılmadı, suçlamaları kabul etmiyorum, olayda benim herhangi bir kusurum yoktur, ölen ... bizim şirketimizden emekli olmuştu daha sonra ricası üzerine tekrar işe aldık suçlamaları kabul etmiyorum, olay nedeni ile üzgünüm, ben şirkette ortak sıfatı ile müdürüm diğer sanık ... ise dışarıdan görevlendirdiğimiz yetkili müdürdür, iş güvenliğine ilişkin tüm sorumluluk yetkilendirdiğimiz ... beye aittir, bu hususta benim herhangi bir sorumluluğum yoktur." şeklinde savunma yapmıştır. 4.Sanık ...; "Bende suçlamaları kabul etmiyorum, şirkette yetkili müdür olarak görev yapmaktayım olayı görmedim, iş yerimizde olay tarihinde tüm güvenlik tedbirleri alınmıştı dolayısıyla bizim herhangi bir kusurumuz söz konusu değildir, diğer sanık ... beyin beyanlarına bir diyeceğim yoktur, ben yetkili müdür olarak iş güvenliğinden sorumluydum, yaklaşık 10 yıldır söz konusu şirkette müdürlük yapıyorum bu süre içerisinde tüm yetki ve sorumluluk bana aitti, yılmaz beyin bu hususta herhangi bir sorumluluğu yoktur" şeklinde savunma yapmıştır. 5. Ordu Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabından, olayın meydana geldiği ... Sanayi Ltd. Şirketinde sanıklar ... ve ...'in şirket müdürü olarak atandıkları ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıkları belirtilmiştir. 6. Hükme esas alınan 28.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda; ''.. Meydana gelen olayın 5510 sayılı yasa kapsamında iş kazası olduğu, 6331 sayı kanun gereğince iş yerinde çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimin verilerek yazılı hale getirilip sertifikalandırılmasında, iş yerinde risk değerlendirmesi yaptırılarak belirlenen risklerden yapılması mümkün olanların yaptırılması, yapılması mümkün olmayan risklerin bertaraf edilmesi için gerekli çalışmaların yürütülmesinde, dosyadaki beyanlardan tek başına çalıştığı anlaşılan ölenin yanında başkaca işçilerin tertip edilerek iş güvenliği tedbirlerinin artırılmasında, mezarcı olarak çalıştığı bildirilen ölenin ve diğer işçilerin işin gereği olarak mermer blokların indirilmesinde çalıştırılmasından dolayı "her işçi her yerde çalışabilir " mantığı ile hareket edildiği, iş güvenliği tedbirlerinin çalışanların inisiyatifine bırakıldığı, konteyner içinde çalışan ölenin başında nezaretçi olarak işveren veya vekilinin bulunmadığı, mermer blokların indirilmesinde kullanılan aletlerin çok sıradan, iş güvenliğine uygun olmayan türden, tamamen insan gücü kullanılarak yapıldığı, fennin gereklerine uygun iş ekipmanlarının kullanılmadığı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilip güvenli çalışma alışkanlığı kazandırılmasında, iş yerinde denetim gözetim mekanizmasının kurulmasında, iş güvenliği mevzuatında belirlenmiş olan tedbirlerin alınmasında müşterek müteselsil sorumlulukları bulunan şirket müdürleri sanıklar ... ve ...'in tali kusurlu oldukları, Ölen işçinin ise; işçilerin davranış ve kusurlarından dolayı kendilerinin ve diğer kişilerin sağlık ve güvenliğinin olumsuz etkilenmemesi için azami dikkati göstermeleri gerektiği, ölenin tecrübeli çalışan olmasına rağmen mermer levhaları tutan ahşapları söktüğünde üzerine devrileceğini öngörmesi gerektiği, ölenin, levhaları bir arada devrilmeyecek şekilde tutan ahşapları sökerek tedbirsizliği, ihmali ile mermer levhaların üzerine düşmesine sebep olması nedeniyle asli kusurlu olduğu'' kanaati bildirilmiştir. IV. GEREKÇE Sanıklar ... ve ...'in şirket müdürü olarak şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıkları ... Sanayi Ltd. Şirketinde işçi olarak çalışan ...'un olay tarihinde iş yerine tırın üzerinde, kapalı konteynır içinde gelen mermer bloklarını indirdiği sırada, blokların üzerinde bulunan ve emniyet kalası olarak tabir edilen ağaç kalası sökmesi üzerine mermer bloklarının üzerine düşmesi sonucu yaralandığı, kaldırıldığı Ordu Devlet Hastanesinde 23/11/2013 günü vefat ettiği olayda; mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir. 1.Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; Katılanlar vekilinin yüzüne karşı 24.11.2015 tarihinde verilen hükmü karşı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık Kanunî süre geçtikten sonra 05.01.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. 2. Sanıklar müdafiinin temyiz istemi yönünden;. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanıkların ikisininde her konuda şirketi tek başına temsile yetkili olduğundan sorumlulukları bulunduğu, zarar giderimi yapılmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR 1.Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; Katılanlar vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık Kanunî süre geçtikten sonra 05.01.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanıklar müdafiinin temyiz istemi yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2014/178 Esas, 2015/912 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/6306, K. 2023/5164, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-6306-e-2023-5164-k-0a1c36fdfb41