Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10338 E. 2024/2397 K.

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/10338
Karar No
2024/2397
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/129 E., 2015/550 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63, 53/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiş, Dairemizin 03.12.2019 tarihli ve 2018/2648 Esas, 2019/11302 Karar sayılı tevdi kararı uyarınca ölenin oğlu müşteki ...'e gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve adı geçen müştekinin temyiz isteminde bulunmaması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Tebliğnamesiz gönderme yazısı ile Dairemizin 03.12.2019 tarihli tevdi kararında açıklanan eksikliklerin giderildiği belirtilerek dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; kusur tespitine, ölenin asli kusurlu olduğuna, kazada bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, tayin edilen cezaya, ölenin çocuklarının şikayetten vazgeçtiğine, sanık lehine TCK m.50, 51 ve CMK m.231'nin uygulanmaması ve kararda tartışılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 21:20 sıralarında, kazadan yaklaşık 45 dakika sonra alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucuna göre 0,69 promil, kazadan yaklaşık 2 saat 15 dakika sonra alınan doktor raporuna göre de 0,42 promil alkollü vaziyette olan sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, gece vakti ıslak zeminli iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, trafik işaret levhaları ve yer çizgileri belirlenmiş olan olay mahalli yaya geçidine geldiğine meskun mahal hız sınırına riayet etmeyerek ıslak zeminli yolda karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...'e çarpması sonucu ölümüne neden olduğu, sanığın yayayı 43 metre sürüklediği ve çarpma anından sonra da yaklaşık 46 metre ilerleyerek durabildiği olayda; mahkemece hükme esas alınan keşfe dayalı 04.06.2015 tarihli raporuna göre, sanık sürücünün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, Mahkemece sanık hakkında kaza esnasında 0,69 promil alkollü olması nedeniyle bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 63, 53/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan inceleme neticesinde oluş, dosya kapsamı, sanığın savunması, tanık anlatımları, bilirkişi raporları karşısında Mahkemece dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği; kaza tespit tutanağı ile uyumlu yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 04.06.2015 tarihli raporun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla; sanığın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş olup tebliğnamede eksik incelemeye dayalı bozma öneren (I) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir. Olay günü saat 21:20 sıralarında, kazadan yaklaşık 45 dakika sonra alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucuna göre 0,69 promil, kazadan yaklaşık 2 saat 15 dakika sonra alınan doktor raporuna göre de 0,42 promil alkollü vaziyette olan sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, gece vakti hız sınırının 50km/saat olduğu ıslak zeminli iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, trafik işaret levhaları ve yer çizgileri belirlenmiş olan olay mahalli yaya geçidine geldiğine meskun mahal hız sınırına riayet etmeyerek ıslak zeminli yolda karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...'e çarpması sonucu ölümüne neden olduğu, sanığın yayayı 43 metre sürüklediği ve çarpma anından sonra da yaklaşık 46 metre ilerleyerek durabildiği olayda; Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 100 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği ve Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği; sanığın kazadan yaklaşık 45 dakika sonra alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucuna göre 0,69 promil, kazadan yaklaşık 2 saat 15 dakika sonra alınan doktor raporuna göre de 0,42 promil alkollü vaziyette olduğu dikkate alındığında, olay anında yaklaşık 0,80 promil alkollü olduğu anlaşılan sanığın savunmasının aksine, almış olduğu alkolün verdiği etki ile emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak olmasına rağmen araç kullandığına dair dosyaya yansıyan ve itibar edilir nitelikte bir delil bulunmadığı ancak sanığın yaya geçidi üzerinden karşıya geçmekte olan yayaya çarptıktan sonra 43 metre sürüklediği ve çarpma anından sonra da yaklaşık 46 metre ilerleyerek durabildiği dikkate alındığında, dosya kapsamında teknik anlamda hız tespiti bulunmasa dahi sanığın idaresindeki aracın çarpmadan sonra 89 metre sonra olan durma mesafesine göre, sanığın meskun mahal hız sınırının iki katına ulaştığı anlaşılmakla, eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup tebliğnamede bu hususta bozma öneren (II) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 2.5237 sayılı Kanun'un 53/1-3. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle öldürme suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "sanığın amaç ve saiki" ibareleri ile hak yoksunluklarına ilişkin paragrafın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/10338, K. 2024/2397, T. 15.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-10338-e-2024-2397-k-cf71ed38b5ae