Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/2389 E. 2013/27458 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/2389
Karar No
2013/27458
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : TCK'nın 125/2 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1, 53/1; 134/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet Hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezaların on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede: Sanık, Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesince istinabe yoluyla alınan 07.10.2008 tarihli savunması sırasında, katılanla barıştıklarını belirtip, katılanın isim ve soy ismi ile imzasını içeren 06.10.2008 tarihli bir sayfalık şikayetten vazgeçme dilekçesi ibraz etmiş ise de, anılan mahkemeye hitaben yazılan dilekçe üzerinde hakim havalesi bulunmaması ve gönderenin kimliğinin tespit edilmemesi karşısında, fakstan ibaret belge hukuki sonuç doğurmayacağı gibi, sanığın, katılan tarafından elektronik posta adresine gönderildiğini ifade ederek delil olarak dosyaya ibraz ettiği 17.12.2008 tarihli elektronik iletide yer alan, “şu bizim davanın iptali benim dilekçeyle olmamış, eve yazı geldi, gidip bi de hakimle konuşmam gerekiyormuş, zorla vazgeçmediğimi kanıtlamak için sanırım. Ben karar verdim bana verdiğin ne kadar zarar varsa karşıla ondan sonra dilekçemi yeniden yazıp gidip hakime ifade vereceğim...” ibarelerine ve 08.04.2008 tarihli duruşmadaki beyanına göre, katılanın aşamalarda sanığa yönelik şikayetinden vazgeçtiğine dair usulüne uygun bir ifadesi bulunmadığı anlaşılmakla, katılanın sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmediği belirlenerek yapılan incelemede: Oluşa ve kabule göre; katılanla bir dönem arkadaşlık ilişkisi içerisinde olan sanığın, katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, katılanın elektronik posta adresine, “...internetten bütün iş arkadaşlarının müdürlerini adreslerini aldım....öpüşürken çekildiğimiz fotoğrafları babanın iş arkadaşlarına, lojmandaki komşularınıza, okuldaki öğretmenlere tek tek yollamazsam adam değilim...menün sağlam, yabancı sünnetsiz bir erkekle bile oldun, rus karılara giderdim ya da barlarda karılara para yedirirdim, kaç defa ilişkiye girdik hesapla, ben sana borçlu çıkarım daha... Dediklerimi yapacağım, merak etme, posta kutularına iyi baksınlar komşuların, hocaların, iş arkadaşların, ben sapık değilim...” şeklinde, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden ibarelere yer verdiği elektronik iletiyi gönderdikten sonra, sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan katılanın özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarını, onun bilgisi ve rızası dışında, “yazın Didim'deki stajım ne kadar da zormuş rehber olmak görün ne zor durumlarda çalıştığımı...staj yaptığım şirketteki kokartlı rehber evinde kaldım kira vermedim arada kaçamaklarım oldu ama” ibareleriyle beraber katılanın öğrenim gördüğü üniversitedeki öğretim üyelerinin elektronik posta adreslerine gönderdiği olayda, sanık hakkında hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının yasal unsurlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına, hükmedilen hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmemesine ve ertelenmemesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, A ve B harfiyle belirtilen hükümlerin hak yoksunluğu uygulamasına ilişkin 6 ve 7. bentlerinin, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanunun 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/2389, K. 2013/27458, T. 02.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2013-2389-e-2013-27458-k-1882edc7dcd2