Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/25948 E. 2013/18281 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/25948
- Karar No
- 2013/18281
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç :Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Hüküm :TCK'nın 179/2-3, 62/1, 53/1-2-3, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL'ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkûmiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkûmiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, bu kapsamda, mahkeme tarafından 25.01.2011 tarihinde verilen 1.500 TL adli para cezasından ibaret mahkûmiyet hükmünün temyize tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Olay günü gündüz saat 19:15 sularında bulutlu havada, meskun mahal dışında, bölünmemiş, 2 yönlü, 6 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, hafif eğimli düz yolda idaresindeki Çal Ovası Sulama Birliğine ait kamyonetle seyir halinde bulunan sanığın, direksiyon hakimiyetini kaybederek 42,5 metre fren izi bıraktıktan sonra seyir istikametine göre yolun sağında bulunan yarma şev'e çarparak takla atması şeklinde gelişen olayda; sanık hakkında Çal Devlet Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 26.04.2007 tarihli adli rapor içeriğinde ''şahsın alkollü olduğu görüldü, alkolmetreyle ölçüm yapılmak istendiğinde şahıs alkol ölçümünü, tedavi ve muayeneyi terk ederek, kabul etmeyerek yarı çıplak vaziyette hastaneyi kaçarak terk etti'' şeklindeki tespit lere yer verilmesi ve raporu düzenleyen doktorun tanık sıfatıyla alınan beyanında, sanığın ağzının alkol koktuğunu, davranışlarından da alkollü olduğunun açıkça belli olduğunu, bu nedenle sanığa alkolmetre ile ölçüm yapmak istediğinde sanığın bunu kabul etmeyerek yarı çıplak vaziyette hastaneden kaçtığını, sanığın güvenli şekilde ... kullanması mümkün olmadığını ifade etmesi, sanığın arkadaşı olan tanık ...'ın olay sonrası kolluk görevlilerince alınan beyanında; evine gittiğinde sanığın bilincinin yerinde olmadığını, etrafa bağırıp çağırdığını, kendilerini hiç dinlemediğini, sanığı tekrar hastaneye götürmek için ikna etmeye çalıştığını ve bilincinin yerine gelmesini beklediğini, aradan 2 saat geçtikten sonra sanığı hastaneye götürebildiklerini ifade etmesi, keza sanığın da soruşturma aşamasındaki beyanında; şuurunun yerinde olmadığını, ne yaptığını bilmediğini, hastane çalışanlarına bağırdığını ve hastaneyi yarı çıplak vaziyette terk ettiğini hatırlamadığını ifade etmesi karşısında; sanıktaki alkol derecesinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiğine ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair bulgular mevcut olduğundan ve sanık hakkında düzenlenen adli rapor ile tanık beyanlarında sanığın dışa yansıyan davranışları itibariyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek durumda bulunduğu sabit görüldüğünden, tebliğnamede Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapora istinaden emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edip edemeyeceği tıbben belirlenemeyen sanığın beraatine karar verilmesi yönünde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiş; Gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine, ertelemeye, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın TCK’nın 53. maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar” diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmek gerektiği gözetilmeden 53. maddenin (3) numaralı fıkrasına aykırı davranılması, Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 53. maddenin uygulanmasına ilişkin 3. paragrafın çıkartılarak yerine “Sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (a, b, d ve e) bentlerinde belirtilen haklardan aynı yasanın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen haklardan ise, kendi alt soyu açısından aynı yasanın 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından 5237 sayılı TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” ibaresinin eklenerek, hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün, isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.