Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/1521 E. 2026/2680 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1521
- Karar No
- 2026/2680
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... Mahkemesi SAYISI : 2025/829 Esas, 2025/1016 Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.12.2014 tarihli protokol içeriğine göre davalı şirketin kuruluşundan itibaren fiilen %50 pay ile gizli ortak ve yönetici olduğunu, davalıya ihtarname göndermesinin akabinde davalı şirketin anlaşma talebi ile müvekkili ile görüştüğünü, görüşmeye davalı şirket temsilcisi .. .. .. yerine akrabası ... ve kardeşi .. ..'nin katıldığı ve tarafların fiilen bir arada bulunup çalıştığı sürede davalı şirket yetkilsi .. ..'nin fazladan aldığı 160.000,00 TL'yi davacıya iade etmeyi ve davacının şirketin kuruluşundan itibaren getirdiği sermayeye karşılık ise 140.000,00 TL ödeyerek sulh olmayı istediklerini ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin davalı şirkete yarı yarıya fiilen ortak olmadan önce davalı şirketin hali hazırdaki mevcut adresinin müvekkilinin eski firması olan .. .. .. Sanayi şahıs işletmesi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin başkası aracılığıyla müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, müvekkilinin Türkiye genelinde az bulunan elmaslı soketler işinin imalatında kendine has formüllerin sahibi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin isteği üzerine kendisinin işlettiği .. .. .. Sanayi şahıs işletmesinin faaliyetini sonlardırıp işletmeye ait makina ve teçhizatları sermaye olarak yeni kurulacak olan davalı şirkete getirdiğini, gerçek bedelleri gösterilmeyerek 31.12.2013 tarihli fatura ile davalı şirkete sermaye olarak devrettiğini, halihazırda aile şirketindeki müdürlüğünün yapılandırma borç ödemesi devam ettiğinden fiilen birlikte kurdukları şirketi hukuken .. üzerine yapıldığını, bir süre sonra müvekkilinin şirkete alınmadığını ileri sürerek 19.12.2014 tarihli protokole istinaden kuruluşundan beri gizli ortak olduğu şirketin % 50 paylı limited şirket ya da adi ortaklığın tespitini ve ... sicil il müdürlüğüne tescilini, müvekkiline ödenmeyen aylık alacaklarının, kâr payı ve sair alacaklarının tahsilini, aksi halde şirketin kuruluşunda sermaye olarak konulan, araçların, makina, teçhizat ve formülleri ile tüm taşınır ve taşınmaz malların tespiti ile dava tarihindeki değeri itibariyle aynen iadesi mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'sinin protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 19.12.2014 tarihli protokole dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 147. maddesi gereği taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın her ne kadar 31.12.2013 tarihli fatura ile sermaye koyma borcunu ifa ettiğini belirtse de bunların şirkete sermaye olarak getirilmiş değerler olmadığını, faturanın kurulacak şirket adına düzenlenmediğini, davacının borçları nedeniyle işletmesini kapatma kararı aldığını, bu sebeple mevcut makina ve malzemelerini şirkete satarak parasını elden aldığını, şirket sermayesi olduğuna dair protokolde kayıt olmadığını, sermaye olarak getirilmiş olsa dahi faturada belirtilen değerler üzerinden hisse tespiti yapılması gerektiğini, davacının 19.12.2014 tarihli protokol ile fiili ortak olduğunun ifade edilmesinin şirketin kuruluşundan sonra ortak olduğu anlamına geldiğini,6102 sayılı Türk ... Kanunu'nda limited şirkette pay devrinin nasıl yapılacağının düzenlendiğini, bu kapsamda yasanın kapsadığı şartlar yerine getirilmediğinden davacı lehine pay olduğunun söylenemeyeceği, davacının şirkette 12.12.2014 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, bu tarihten önce de para ihtiyacı olduğunda şirket yetkilisine yardım ettiğini ve ücretini de elden aldığını, hatta şirket yetkilisinden borç aldığını, sigortalı olarak çalışmaya başladıktan sonra şirkete ortak olmak istediğini, sermaye getirerek ortak olacağını belirttiğini fakat sermaye getiremediğini, ileride şirkete ortak olmak üzere protokol yapıldığını fakat davacının sermaye koyamadığını, davacının sermaye olarak koyduğunu belirttiği makinelerin şirket kayıtlarında olmadığını, davacının iddialarının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, kâr payı dağıtılmasına ilişkin şirket ortaklar kurulunca alınmış karar bulunmadığından davacının kar payı talep edemeyeceği gözetilerek davanın kısmen kabulü ile, davacının 19.12.2014 tarihli protokol gereğince davalı şirkette 19.12.2014 tarihinden itibaren %50 hisse ile adi ortak olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalı limited şirketin gizli ortağı ve %50 pay sahibi olduğunun tespiti ve alacak talebine ilişkindir
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına ... olmadığına, 06.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.