Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7104 E. 2026/4467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7104
- Karar No
- 2026/4467
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/415 Esas, 2025/1493 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2022/849 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin... Borsası üyesi davalı ...'nün de bu şirketin yetkilisi olduğunu, altın alım satımı yapmak için 32.000,00 ABD dolarını 1 kg altın için nakit olarak ... isimli davalı şirket çalışanına teslim ettiğini, bu kişinin el yazısıyla "yeni hesap açılışı 32.000 USD ..." yazılı belge verdiğini, 14.12.2009 tarihinde 18.000,00 ABD dolarını nakit olarak 1/2 kg altın parası olarak aynı kişiye teslim ettiğini, hesabını kapatmak istediğinde zarar ettiğini söyleyerek parasını vermediklerini, hesap ekstresi istediğinde davalı şirketin muhasebecisinin ekstre veremeyeceklerini bildirdiğini, savcılığa şikayeti üzerine davalı şirket çalışanı ve muhasebecisi hakkında dolandırıcılık suçundan dava açıldığını, beraat kararı verilmiş ise de dosyanın henüz kesinleşmediğini, davalı şirketin legal muhasebe kayıtlarının dışında illegal gizli muhasebe kayıtlarının tutulduğunu, şirketi temsile ve idareye yetkili olanların kanunların kendilerine yüklediği görevi yapmaması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacaklarını ileri sürerek şimdilik 5.000,00 ABD doları alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca Amerikan dolarına uygulanan en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, şirketin ...'de şubesi bulunmadığını, merkezinin İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davalı ...'nün davacıyla hiçbir irtibatı ve ilişkisi bulunmadığını, bu kişiye husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının para teslimi karşılığı hiçbir yazılı belge, kaşe, imza almadığını, makine fişini davacının şirketten alacaklı olduğuna ilişkin belge gibi sunamayacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ceza davasının beraatle sonuçlandığını, davacının bir çok yere şikayette bulunduğunu, davacının dava açma ve takip etmeyi bir yaşam biçimi haline getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafından davalı şirket çalışanına fiziki altın almadan kendisi adına kayıt dışı altın alım satımına dair açık hesap açtırılmak üzere 32.000,00 USD ve 18.000,00 USD ödemede bulunduğu ve buna karşılık fiziki altın almadığı iddiasında bulunmuş ise de, dinlenilmesi istenen tanıklardan yeğeni olan tanığı ... dışındaki tanıkların davacı tarafından, davalı şirketten fiziki altın alım satımı dışında alım satım yaptığına ve bu maksatla davalı şirket çalışanlarına ödemede bulunduğuna dair görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, ayrıca davacının dayandığı ceza dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilip Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen beraat hükmü gerekçesinde de, davacının iddialarını ispata yarar delil bulunamadığının tespit edildiği, yine davacının davalı şirkete 32.000,00 USD ve 18.000,00 USD ödemede bulunduğuna dair üzerinde "giriş ..." yazan fişler sunulmuş ise de, işbu fişlerin alım-satım sırasında satışa dair düzenlenen fiş veya fatura vasfında belge niteliğinde olmadığı, gerek ceza dosyasındaki sanık beyanları ve gerekse de davacı tanıklarının beyan ettiği üzere işbu belgenin bilgi fişi olarak düzenlendiği, bu nedenle kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz belge niteliğinde olmadığı, yine davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davalı şirketin davacı ile ticari ilişkisine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, kayıt dışı altın alım satımı yapıldığına dair belge ve kayıt bulunmadığı, bu durumun bilirkişi raporlarında tespit edildiği, işbu tespitlere göre, davacının davalı şirketten fiziki altın alım satımı dışında, davalı şirkete para yatırarak altın alım satımı ve bu suretle gelir elde etmek üzere kayıt dışı hesap açtırıp bu hesaba ödemede bulunduğu ve yapılan bu ödemelerin geri ödenmediğine dair iddiasının ispatına yarar somut delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, iddianın ileri sürülüş şekline öncelikle davacının davalı şirkete 32.000,00 USD ve 18.000,00 USD ödeme yaptığı iddiası yönünden ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, dava konusu maddi olaya ilişkin iddialar yönünden yapılan ceza yargılaması sonucunda Yargıtay denetiminden geçerek beraat hükümü ile kesinleşen ceza dosyası kapsamında davacının iddialarını ispata yarar delil bulunamadığının tespit edildiği, davacının davalı şirkete ödemede bulunduğuna delil olarak dayanılan fişlerin alım satım sırasında satışa dair düzenlenen fiş veya fatura vasfında belge niteliğinde olmayıp bilgi fişi olarak düzenlendiği, bu nedenle kayıtsız şartsız borç ikrarına haiz belge niteliğinde olmadığı, davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin davacı ile ticari ilişkisine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacının davalı şirketten fiziki altın alım satımı dışında, davalı şirkete para yatırarak altın alım satımı ve bu suretle gelir elde etmek üzere kayıt dışı hesap açtırıp bu hesaba ödemede bulunduğu ve yapılan bu ödemelerin geri ödenmediğine dair iddiasının sunulan deliller çerçevesinde ispat edilemediği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız fiilden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 732,00 TL temyiz ilam harcı ile 3.608,50 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,10.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.