Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7075 E. 2026/4364 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7075
- Karar No
- 2026/4364
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/611 Esas, 2025/1297 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/81 E., 2023/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'ın dava dışı limited şirketin hissedarı olduklarını, anılan davalının aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, bu yetkisini kötüye kullanarak şirkete ait taşınmazı diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek taşınmazın tapu iptal tescili ile şirket adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise taşınmazın güncel bedelinin tespiti ile müvekkilinin hissesine tekabül eden kısmının davalı ...'dan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile taşınmaz değerinin 1.209.010,02 TL olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar cevap dilekçesi sunmamış, davalı ... duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
2.Dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin iyi niyetli 3. kişi konumunda olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın dava tarihinde davalılar adına değil ... ve ... adına tescilli olduğu, davalılar ..., ..., ... bakımından davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davanın ... ve ...'e ihbar edilmesinin bu kişileri davanın tarafı haline getirmeyeceği ve bu kişiler yönünden tapunun iptali kararının verilmesine neden olmayacağı gerekçesi ile ilk talebin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ikinci talebin ise aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu iptal tescil istemi yönünden davalı önceki pay sahiplerinin dava tarihi itibariyle iptale konu taşınmazın maliki olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta taşınmazın el değiştirdiği tarih ile dava tarihi arasında yaklaşık 3 aylık görece uzun bir zaman dilimi bulunduğundan durumun kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından bahsedilemeyeceği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124/(4) maddesinin somut olaya tatbikinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının pay sahibi olduğu dava dışı şirkete ait taşınmazın şirket yetkilisi olan davalının muvazaalı işlemiyle devredildiği iddiasına dayalı tapu iptal tescil, bu talebin reddi halinde ise şirket yetkilisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık HMK'nın 124. maddesi kapsamında tarafta iradi değişiklik koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe (1) Dava, davacının pay sahibi olduğu dava dışı şirkete ait taşınmazın şirket yetkilisi olan davalının muvazaalı işlemiyle diğer davalılara devredildiği iddiasına dayalı tapu iptal tescil, bu talebin reddi halinde ise şirket yetkilisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davaya konu taşınmaza ait tapu kayıtlarının incelenmesinde; taşınmazın şirketi münferiden temsile yetkili davalı ... tarafından davalılardan ... ve ...'e devredildiği, anılan davalılar tarafından ise 15.06.2020 tarihinde ... ve ...'e devrinin sağlanarak taşınmazın el değiştirdiği, davanın açıldığı 09.09.2020 tarihi itibariyle taşınmaz maliklerinin davalılardan ... ve ... değil, ... ve ... olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine 16.02.2021 tarihli celsede, davacı vekiline tapu kaydını inceleyerek beyanda bulunmak ve gerekirse tapu maliklerini davaya dahil etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde dosyanın mevcut hali ile değerlendirileceği hususu hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Davacı vekili işbu ara karara istinaden sunduğu 02.03.2021 tarihli dilekçesi ile, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu belirterek, ... ve ...'in davaya dahil edilmesini istemiş ve bu şekilde anılan kişiler davaya dahil edilmiştir.
Ancak, gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse 6100 sayılı HMK’da dahili davalı başlığı altında bir müessese düzenlenmemiş, zorunlu dava arkadaşlığı dışında mevcut davaya başkasının ithaline imkan tanınmamıştır (aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/18161 E. - 2015/3305 K., 2017/4007 E. - 2019/1097 K. sayılı ilamları). Bu itibarla, eski tapu malikleri olan davalı ... ve ... ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan ... ve ...'in davaya dahil edilmeleri doğru görülmemiştir.
Bu durumda Mahkemece, davacı vekiline ... ve ... hakkında ek dava açmak için süre verilmesi, ek davanın açılması halinde bu davaların birleştirilmesi ve bu şekilde yapılacak yargılama neticesinde oluşacak sonuç çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 08.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.