Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6129 E. 2026/1038 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6129
Karar No
2026/1038
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/374 Esas, 2025/263 Karar HÜKÜM :Davanın Kısmen Kabulü

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraflarca temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Temyize konu karar 03.04.2025 tarihinde verilmiştir. HMK'nın 14.11.2024-03.06.2025 tarihleri arasında yürürlükte olan Ek-1. maddesinin 3. fıkrası "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır" hükmünü havi olup, dosyada verilen ilk karar tarihi olan 03.07.2018'de temyiz kesinlik sınırı 47.530,00 TL'dir.

Mahkemece kabulüne karar verilen 3.438,00 TL temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından davalı T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile davalı TPAO vekilinin temyiz başvurularının miktardan reddi gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı ortaklıkta pay sahibi olduğunu, 18.06.1984 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (233 sayılı KHK) ile vakfın TPAO'da bulunan payının devletleştirildiğini, Anayasal teminat altında bulunan özel mülkiyet hakkına rağmen devletleştirilen payların nemaları ile birlikte ödenmesi gerektiği halde ödeme yapılmadığını, müvekkilinin paylarına bedeli ödenmeksizin el konulduğunu, mülkiyet hakkının varlığının tespiti için açtıkları davada mülkiyet hakkının karşılığının ancak tazminat olarak talep edilebileceğine karar verildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı ortaklıktaki hissesinin güncel ve reel değerinin ve nemalarının tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin davalılardan ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 28.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 61.974.551,97 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir .

II. CEVAP 1.Davalı TPAO vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılamayacağını, mevduat faizi talep edilemeyeceğini, vakıfların parasını mevduatta tutma zorunluluğu bulunmadığını, dava tazminat davası niteliğinde olduğundan ve davalıların temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden mevduat faizi veya avans faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafın sahip olduğu şirket hisselerinin 233 sayılı KHK ile 1984 yılında devletleştirildiği, yetki yasası ve KHK'nın yürürlükte olduğu, davacı tarafın devletleştirilen şirket hisseleri için mahkeme tarafından takdir edilecek uygun tazminatı talep edebileceği, somut olayın özelliklerine, tarafların hak ve menfaat dengesine uygun olduğu değerlendirilen bilirkişi raporunda belirlenen 3.438,68 TL tazminatın asıl alacak tutarı olan 248,47,00 TL’sine dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı anonim ortaklıkta pay sahibi olan davacının 233 sayılı KHK ile devletleştirilen payının güncel reel değerinin nemaları ile birlikte tespiti ve tahsili talebine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Temyize konu karar 03.04.2025 tarihinde verilmiştir. HMK'nın 14.11.2024-03.06.2025 tarihleri arasında yürürlükte olan Ek-1. maddesinin 3. fıkrası dikkate alındığında, dosyada verilen ilk karar tarihi olan 03.07.2018'de temyiz kesinlik sınırı 47.530,00 TL olup, Mahkemece kabulüne karar verilen 3.438,00 TL bu miktarın altında kaldığından davalı T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile davalı TPAO vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı vekilinin temyizine gelince, dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Mahkemece, davanın 3.438,68 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 hükmü uyarınca aynı miktarda vekâlet ücretine; davalılar lehine ise 1.227.711,13 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de, davalılar lehine hükmedilecek vekâlet ücreti yönünden Tarife'nin 13/3 hükmünün dikkate alınmamış olması doğru olmamış, kararın bu yönü ile bozulması gerekmiştir.

4. Ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1 sayılı Tarifesi'nin 3/1-(g) bendi dikkate alınarak, kabul edilen miktara göre alınması gerekli harç, kararın hüküm kısmında "Karar ve İlam Harcı" başlığı adı altında 4. maddede, 615,40 TL olarak belirlenerek, bu miktarın peşin ve ıslahla alınan toplam miktardan mahsubu ile fazla alınan miktarın karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana (davacıya) iadesine karar verildikten sonra hükmün 'Yargılama Giderleri ve Gider Avansı' başlıklı 8. maddesi ile "Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, ıslah harcı ve vekâlet harcı toplam 1.058.167,90 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına' şeklinde zait bir hükme yer verilmesi de doğru olmamış, harçlar kamu düzenine ilişkin olduğundan bu kısmın re'sen gözetilmesi gerekmiştir.

Ne var ki (3) ve (4) numaralı bentlerdeki yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz dilekçelerinin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bent uyarınca davacının İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (11) numaralı maddesinde yer alan “Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.227.711,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesi" ibaresi çıkarılarak yerine "Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 13/3 hükmü uyarınca 3.438,68 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine" yazılmak; (4) numaralı bent uyarınca İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının (8) numaralı maddesinin hükümden çıkarılmak suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6129, K. 2026/1038, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6129-e-2026-1038-k-d83351de2287