Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5817 E. 2026/2512 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5817
Karar No
2026/2512
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1213 Esas, 2025/1368 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/830 E., 2025/350 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.04.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “..., Melikgazi/ Kayseri” adresinde, .... Noterliği’nin 31.05.2012 tarih, ... yevmiye numarası ile onaylanan ana sözleşmesi ile kurucuları ortak ..., ortak ... ve ortak ... olmak üzere üç kurucu ortak tarafından ... ünvanıyla kurulduğunu, kurucuların/ortakların ..., ..., ... olduklarını, ...'in 500 adet hisse, 50.000,00 TL nakdi sermaye, ...'in 500 adet hisse, 50.000,00 TL nakdi sermaye, ...'in 5500 adet hisse 23.925,72 TL nakdi sermaye, 526.074,28 TL ayni sermaye olmak üzere şirkete pay ve hisse durumlarının kararlaştırıldığını, şirketi temsile yetkili olarak kurucularının ... ve ...'in münferiden imzaya yetkili kılındığını, genel kurul kararı ile davacı Şirket’in merkezinin ..., Melikgazi/ Kayseri adresine taşındığını, davalı ...'in davacı şirket ve diğer ortağı ...'den habersiz şekilde şirket sermayesinde ayni sermaye olarak bulunan, ancak tapuda halen eski şirket ortağı ... adına kayıtlı .... Mahallesi, 3368 ada, 10 parsel sayılı taşınmazı kendi adına tapudan devri yaptırmak suretiyle davacı şirketin malvarlığına zarar verdiğini ileri sürerek bu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının dava ehliyeti bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı ve aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın devrinden önceki malikinin davalı ... olduğunu, davacı şirketin ise hiçbir zaman dava konusu taşınmazın mülkiyetini kazanmadığını, dolayısıyla bahse konu taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep edecek kişinin ancak ... olabileceğini, bir taşınmaza hiçbir zaman malik olmamış ve hiçbir zaman o taşınmaz üzerinde herhangi bir hak iktisap etmemiş kişinin, taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep etme yetkisi olmadığını, işbu nedenle davacı şirketin eldeki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, eldeki davada 5 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu ve davacının ayni sermayeye dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, dava konusu şirket 2012 yılında kurulmuş olup davalı ...'in ise 09.09.2015 yılında hisselerini diğer ortaklar ... ve ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacı şirketin ise gerek 2012 yılından ...'in ortaklıktan ayrıldığı 2015 yılına kadar gerekse işbu 09.09.2015 tarihinden 09.09.2020 tarihine kadar geçen 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir alacak talebinde ve yahut tapu iptal ve tescil talebinde bulunmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiğini, davacı tarafın dava konusu taşınmazın iddia edildiği üzere şirket sermayesinde ayni sermaye olarak bulunduğunu somut bir delille ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari şirketlerde taşınmazın ayni sermaye olarak taahhüdü halinde taşınmazın değerinin yahut taşınmaza karşılık verilecek payların itibari değerinin esas sözleşmede belirtilmesi gerektiği, şirket alacaklılarının da korunması için belirtilen değerin gerçeğe uygun olması gerektiğinden değerin bilirkişi tarafından tespiti gerektiği, bunun için de taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılacak tespit davası ile değerinin biçilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 343. maddesine göre, şirkete ayni sermaye olarak taahhüt edilen taşınmazın değerinin belirlenmesi için taşınmazın değerinin tespiti istemli dava açılması gerektiği, ancak davacı şirket TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olup anılan hüküm kapsamında ayni sermaye değerinin mahkeme kanalıyla tespit ettirilmesi düzenlemesine muhatap tutulamayacağı, ayrıca anılan hüküm ile şirket alacaklıları korunmaya çalışılmakta olup ayni sermaye değerinin mahkemece belirlenmemiş oluşunun, bu malvarlığının şirkete intikal ettiği gerçeğini değiştirmeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirtilen taşınmazın, şirketin tescili ile birlikte şirkete intikal ettiği, tapuya tescilin yalnızca şirketin taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmesi için gerekli olacağı, davacı şirketin işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunduğu, davalı ... tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de eldeki davada, davacı şirketin kurulması ile birlikte malik olduğu taşınmaza ilişkin yolsuz tescilin iptali istendiğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı ... şirketin kurulduğu tarihten ibaren davacı şirkete ortak olup şirkete ayni sermaye olarak konulan taşınmazı bilmemesinin mümkün olmadığı, bu doğrultuda davalının taşınmazı iktisabında iyiniyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3368 ada, 10 parselde kain 10 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline, kısa kararın Kocasinan Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 128. maddesindeki düzenlemeye göre her ortağın, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu, davacı şirketin ortağı ...'in ayni sermaye olarak davaya konu taşınmazı gösterdiği, bu hususun şirket sözleşmesinde de düzenlendiği, taşınmazı kendi adına tescil ettirenin şirketin kurucu ortağı olup taşınmazın ayni sermaye olarak şirkete verildiğini bilebilecek durumda olmakla iktisabında iyiniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, taşınmazı satın alan ... şirketin ortağı olup şirket sözleşmesini, ayni sermaye taahhüdünü bilen ve bilmesi kendisinden beklenen kişi olduğu, bu nedenle adına yapılan tescilin, geçerli bir tescilin sonuçlarını meydana getirmeyeceği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortağının şirkete ayni sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği taşınmazın diğer ortak tarafından iktisabı sonrası şirketin açtığı tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davanın hukuki dayanağı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK) olup uygulanacak hükümler anılan Kanun'un 140. ve 303. maddeleridir. 140. madde hükmüne göre, sermaye olarak konulan taşınmazın mülkiyeti, tescil ve ilânla birlikte şirkete geçer. Her ne kadar sermaye olarak konulan taşınmazın değeri, eTTK'nın 303. maddesi uyarınca mahkemece tayin edilen bilirkişi tarafından belirlenmemiş ise de, söz konusu şirket 2012 yılında kurulmuş olup o tarihten davanın açıldığı tarihe kadar mevcut rapora itiraz edilmemiştir. Bu aşamadan sonra mevcut rapora itiraz edilmesi, çelişkili davranış olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi hükmüne aykırıdır.

2.Bu nedenle, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5817, K. 2026/2512, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5817-e-2026-2512-k-60bec006e0d9