Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5210 E. 2026/2047 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5210
- Karar No
- 2026/2047
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/231 Esas, 2025/1144 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/625 E., 2023/822 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı hakkında icra takibi başlatıldığı, icra takibine konu 30.09.2015 keşide tarihli, 85.000,00 TL bedelli çekin ve 30.08.2015 keşide tarihli, 85.000,00 TL bedelli çekin keşidecisinin davacı şirket, lehtarının ise ... olduğunu, ilgili çeklerin ciro zincirine bakıldığında ...'ın (...) çekin son cirantacısı ve icra dosyasının alacaklısı olduğunun görüleceğini, söz konusu iki çekin de müvekkili şirket tarafından keşide edilmediğini, çeklerde yer alan imzaların davacı şirketin yetkilisi olan ...'a ait olmadığını, davacı şirketin çeklerde lehtar olarak gözüken ...'e ve ciranta olarak gözüken ...'a (...) böyle bir borcu da bulunmadığını, çeklerin lehtarı olarak gözüken dava dışı ...'e karşı müvekkili şirket tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan iki adet menfi tespit davasında çeklerdeki imzaların müvekkili şirketin yetkilisi olan ...'e ait olmadığına ve dolayısıyla davacı şirketin borçlu olmadığına karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu neticesinde kurulmuş olan bu hükümlerin kesinleştiğini ileri sürerek, davacının davalı/alacaklı ...'a (...) karşı borcu bulunmadığından davanın kabulü ile davalının %20 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının soyut imza inkarı dışında herhangi bir maddi ve hukuki sebep ileri sürmediğini, şirket müdürü olan ...'in 2007-2009 dönemi hariç şirketle ilişkisini hiç kesmediğini, ...'ın bilgisi olmadan şirketin çeklerini bir başkasının tanzim ederek tedavüle koyamayacağını, çeklerdeki imzaların davacı şirketi temsil ve ilzam eden ...'a ait olduğunun belirleneceğini, davacının çek defterinin, dava konusu çek yapraklarının rızasına aykırı olarak elden çıktığına dair bir sav ileri sürmediğini, bugüne kadar menfi tespit davası açmadığı gibi herhangi bir masraf gerektirmeyen cezai şikayet hakkını da kullanmadığını, davacı şirketin, şirket yetkilisi dışında başka kişilere imzalattığı çek ve senetleri hep ödediğini, tüm bu işlemlerin, dava konusu çeklerin şirket müdürü ...'ın bilgisi, talimatı dahilinde keşide edildiğini gösterdiğini, bir sahte çek olmadığını, davacının, atadığı ticari mümessil tarafından keşide edilen çekten sorumlu tutulması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547. maddesine göre ticaret sicile tescil edilmemiş olsa dahi ticari mümessil çek keşide etmeye yetkili olduğunu savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; imza inkarının kıymetli evrakı elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak def'i niteliğinde olduğu, bu hususta iyiniyet iddiasının da dinlenemeyeceği, dava konusu çekler üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı hususunun alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, çek nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, 15.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.