Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3150 E. 2026/924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3150
- Karar No
- 2026/924
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1424 Esas, 2025/457 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1135 E., 2022/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında...markası altında bayilik dikey ilişkisi kurulduğunu, davalı bayi yetkilisi ...'ın sözleşme ve protokolde müvekkili şirketin tüm hak ve alacaklarını garantör sıfatıyla da garanti ettiğini, diğer davalı ...'ın davalı bayinin müvekkili şirket nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 100.000,00 TL'sine kadar 10 yıl süre ile sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile kefaletname imzaladığından davalı şirketin borçlarından sorumlu olduğunu, davalı bayinin taraflar arasında bayilik sözleşmesi ve bayilik protokollerine ek olarak satış taahhütnamesi imzaladığını, buna göre beher yılda asgari 4 00... beyaz ürün satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, eksik sattığı beher m3 için davacının maruz kaldığı kâr kaybını şartı ceza olarak ödeyeceğini, eksik kalan m3 başına 60,00 USD cezai şart ödeyeceğinin belirlendiğini, davalı tarafın satış taahhütlerini yerine getirmediğini ve sözleşme süresi dolmadan ve davacının onay ve izni olmaksızın istasyonu başka bir işleticiye sattığını, istasyonu satın alan işleticinin de müvekkili şirket ile anlaşmaması nedeni ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresinden önce son bulduğunu, davalı bayinin taahhütnamede belirlenen asgari taahhüdünü ihlal ederek satamadığı ürün sebebi ile cezai şart borcu doğduğunu, davalı bayiye noter vasıtasıyla satış taahhüdüne uyması gerektiğinin ihtar edildiğini, davalı bayinin yıl esasına dayalı satış taahhütlerini yerine getirmeyerek, sözleşme hükümlerine aykırı davranarak, bayilik ilişkisinin sona ermesine neden olarak müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürerek bayilik sözleşmesinin davalı bayi tarafından süresinden önce erken feshi sebebiyle 50.000,00 USD cezai şart bedelinin işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalı bayinin satış taahhüdünü ihlali nedeni ile satış taahhüdünü ihlalden doğan cezai şart alacağının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 USD'lik kısmının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 17.01.2014 tarihli kefaletname başlıklı belgede kefaletin açıkça mevzuata aykırı alındığını, eş muvafakatinin de alınmadığını, bu nedenle ... bakımından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, EPDK'nın akaryakıt sektörüne yönelik ön araştırma raporunda tonaj taahhütleri nedeniyle cezai şart talep edilmesinin baskı unsuru olarak ve kötüniyetli kullanılarak rekabet ortamını bozması nedeniyle muafiyet kapsamı dışında tutulduğundan Rekabet Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca geçersizlik hükmüne tabi olduğunu ve mutlak butlanla batıl olduğunun tartışılmaz olduğunu, istasyonun işlek bir yerde olmayışı, bölgede başkaca bayilerle rekabet ilişkisi içinde oluşu, bulunduğu bölgede davacı markasıyla tek elden satış yetkisinin taraflarına tanınmamış oluşu, istasyonun objektif değerlendirmede mevcut çalışma şartlarıyla ne kadar satabileceğinin aşikar olduğunu, 17.01.2014 tarihinde başlayan bayilik sözleşmesinde ceza koşulunun talep edilebilmesi takip eden yılda henüz bayiye mal verilmeden önce ceza koşulu ile ilgili çekincenin bildirilmesi yani henüz ifaya başlamadan önce çekince bildirişmesi veya devam eden yılda yakıt alımına başlamadan önce ihtar çekilmesi gerektiğini, bahse konu taahhüt hususlarının değiştirildiğinin sabit olduğunu, davacının takip eden yılda henüz ifaya başlamadan önce çekince koymadan kar elde ettiği ve ihtirazi kayıt ile şerh de etmediğini, haklı nedenle ve fesih durumu da değerlendirildiğinde dava dilekçesinde açıkça süresinden önce fesih nedeniyle akde aykırılığa dayanıldığından ve ayakta olan sözleşme olmadığından talep edilen vasıftaki cezai şarta hükmedilemeyeceğini, aksi kanaatte ise kesinti yönteminin uygulanmasının gerektiğini, düzenlenen ceza miktarının tacir olan borçlunun iktisaden mahvına yol açacak derecede ağır ve yüksek olmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını sonlandırarak EPDK lisansının iptal edilmesi nedeniyle süresinden önce sonlanmasına sebep olunduğundan davacının sözleşme ve taahhütnamede belirlenen cezai şartları isteyebileceği, bayilik sözleşmesi ekleri ve kefaletnamenin incelenmesinden ...' ın nüfus kayıt örneğine göre 19.10.1989 tarihinde evlenmiş olduğu ve halen evli olduğu, sözleşme tarihinde evli olması ve eş muvafakati sunulmaması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 584. maddesine aykırı olan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğundan adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine, öte yandan sözleşmede ...e karşı garanti eden ... isimli gerçek kişiyi ifade edeceğinin yani garantörün ... olduğu açık bir şekilde belirtilmiş olduğundan davalı ...' ın aynı zamanda garantör olduğuna ilişkin iddiasının kabul edilmediği, sözleşmenin ilk iki dönemine ilişkin gönderilen ihtarname ve faturasında her hangi bir ihtirazi kayıt/şerh bulunmadığı ve davacı tarafından sözleşmenin üçüncü yılında ihtarname gönderildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Hakların Geç Kullanılması" başlıklı 5.2 maddesinde "Bayi'nin ...'e karşı her ne suretle olursa olsun üstlenmiş olduğu yükümlülük ve taahhütlerden her hangi birinin ihlali halinde;...lehine doğacak hakların bir ya da birkaçının...tarafından Bayi'ye karşı zamanında kullanılmaması,...tarafından bu haklardan feragat edildiği anlamına gelmez....bu haklarını mevzuat ve yasalarda belirlenen sürelerde her zaman için kullanabilir" hükmüne yer verildiği gibi dönem sonunda ceza koşulu ile ilgili faturaya ihtirazi kayıt konulmaması ihtarname gönderilmemesi haktan feragat anlamını taşımadığından davacının talepte bulunabileceği, benimsenen bilirkişi raporu kapsamında tespit edilen 103.332,87 TL cezai şart miktarının davalının mali bilançosu, yaptığı işin miktarı, ticari işletmesinin büyüklüğü ile davacının mali yapısı ve ekonomik büyüklüğü dikkate alınıp değerlendirildiğinde; davacının takdiren davalıdan talep edebileceği cezai şart miktarından %80 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ...-Karaman petrol yönünden; 10.000,00 USD alınmayan mal karşılığı cezai şart alacağının davalının ekonomik yönden mahvına sebebiyet vereceğine kanaat getirildiğinden %80 oranında indirim yapılarak 2.000,00 USD cezai şart alacağının ve 50.000,00 USD sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle cezai şart alacağının davalının ekonomik yönden mahvına sebebiyet vereceğinden %80 oranında indirim yapılarak 10.000,00 USD cezai şart alacağı olmak üzere; toplam 12.000,00 USD'nin12.01.2017 tarihinden fiili ödeme gününe kadar Devlet Bankalarının USD ile açılmış bulunan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki bayilik protokolü ile satış taahhütnamesine aykırılık nedeniyle cezai şart talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle ...'ın dava konusu sözleşmeyi ne sıfatla imzaladığının sözleşmede belli olmadığı gibi davacının da adı geçenin garantör olduğunu iddia etmesi karşısında TBK’nın 584. maddesine ilişkin koşulların garanti sözleşmesinde de uygulanacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.