Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2047 E. 2025/7019 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2047
- Karar No
- 2025/7019
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/124 Esas, 2025/68 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1088 E., 2021/941 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; danışmanlık ve piyasa araştırması yapan müvekkili şirketin eski çalışanı olan davalı ...'ın 29.09.2017 tarihinde müvekkili ile ilişiğinin kesildiğini, diğer davalı ...'nin ise 10.10.2017 itibariyle müvekkili şirketten ayrıldığını, her iki davalının bir araya gelerek aynı sektörde aynı konuya ilişkin olarak davalı şirketi ...'nin işten ayrılmasından 6 gün sonra kurduklarını, müvekkilinin ticari sır niteliğindeki bilgilerini kullanıp müşterilerini yasa dışı yollarla ayartmak suretiyle haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiklerini, davalı şirket ile müvekkilinin faaliyet konularının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin eski çalışanları olan ... ve ...üzerinden müşteri listelerinin ele geçirildiğini, ...'ın müvekkil şirket veri tabanına yetkisiz erişim sağladığını, ayrıca müşterilerine müvekkilini kötüleyici e-postalar gönderdiğini ileri sürerek HMK'nın 107. maddesi uyarınca şimdilik haksız rekabet nedeniyle uğranılan 50.000,00 TL maddi tazminat ile rekabet yasağı ve sır saklama yükümlülüğünün ihlali nedeniyle her bir davalı gerçek kişiler yönünden ayrı ayrı 10.000,00 TL cezai şartın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkiliyle davacı arasında yazılı iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Araştırma ve Danışma A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yetkililerinin kendi şirketlerini kurduklarını, bunun haksız rekabet ve sözleşme hükümlerine aykırı olmadığını, suç teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıdaki işinden ayrılarak şirket kurmasının haksız rekabet ve iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olmadığını ve suç teşkil etmediğini, davacının müşteri bilgilerinin alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan e-posta yazışmalarında davalıların davacıyı kötüleyerek elindeki müşterilerin ayartıldığına dair haksız rekabet kapsamında değerlendirilecek herhangi bir somut söylemin bulunmadığı, ticari sırların ifşası ve görevi kötüye kullanma suçları iddiasına ilişkin dava konusu olaylarla ilgili yapılan şikayet sonucunda davalıların da içinde bulunduğu şüpheliler hakkında ticari sırların ifşa edildiğine ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığından verilen takipsizlik kararının kesinleştiği, tanıkların da müşteri ayartmasıyla ilgili somut bir beyanı olmadığı, haksız rekabet fiilleri işlenmek suretiyle müşterilerin çalınması iddiasının ispatlanamadığı, sektörel bazda gerek davacının gerekse davalının iştigal alanları gözetilerek müşterilerin birden fazla araştırma şirketiyle eş zamanlı olarak çalışmasının da işin niteliğine uygun olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği, bu bağlamda davacının müşteri bilgilerinin çalındığı (veya sonrasında davacı şirketin veri tabanına girildiği) düşünülse dahi münhasıran davacıyı kötülemek suretiyle veya gerçeğe aykırı iddialar ortaya atmak suretiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesi kapsamında bir eylem sabit olmadığı sürece haksız rekabetten söz edilemeyeceği, zira bir kısım davalı tanıklarının da müşteri listesini Linkedin uygulaması üzerinden genişlettiklerini söyledikleri, ayrıca davacının 25.10.2019 tarihli beyan dilekçesinin 4. sayfasında belirttiği şirketlere davalılar tarafından gönderilen e-postaların da bulunmadığı, davalıların davacının çalışanları ...ve ...'u ayartarak ayrılmaya ikna etmeleri yönünden yapılan değerlendirmede, dava dışı işçilerin işinden istifa ederek başka bir şirketten aldıkları teklif doğrultusunda işini değiştirmelerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, çalışanların önceki iş yerlerinde edindikleri mesleki birikim ve tecrübeyi sonraki çalıştıkları yerlerde kullanmalarının doğal olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davalıların haksız rekabette bulunmadıklarına ilişkin tesbitinin yerinde görüldüğü, dosyaya davalı ...'ın iş sözleşmesinin ibraz edilmediği, ancak davalı ...'nin 06.06.2016 tarihli iş sözleşmesinin sunulduğu, davacının talebini söz konusu sözleşmenin "Rekabet Yasağı" başlıklı 7. maddesine dayandırdığı, davalı ... 'ye ait iş sözleşmesinin 7. maddesinin 3. paragrafında, davacı şirketin tüm zararı ile ilgili tazmin talebi dahil her türlü haklarının saklı olduğunun düzenlendiği, iş sözleşmesinde kararlaştırılan bir cezai şart hükmü bulunmadığı, davalıların haksız rekabette bulunmadıkları belirlendiğinden, cezai şart talebinin de reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti ile zarar tazmini ve iş sözleşmesi kapsamında rekabet yasağına aykırılıktan dolayı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi