Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/916 E. 2024/9048 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/916
- Karar No
- 2024/9048
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1439 Esas, 2023/968 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/787 E., 2019/875 K. Taraflar arasındaki asıl davada paydaşlık durumunun tespiti ile şirket pay defterine işlenmesi, tedbiren kayyum atanması, karşı davada ise manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 1996 yılından bu yana yüzde iki paydaş olduğunu, bu şirket dışında, aile şirketi yapısındaki iki ayrı şirketin de hakim ortağı olduğunu, davalının da lojistik, taşıma ve vinç hizmetleri veren İstanbul Ticaret Sicîl Müdürlüğü'ne 239004 numarası ile kayıtlı bir anonim şirket olduğunu, müvekkilinin 1996 yılından, 2009 yılına kadar müseccel paydaşlık durumunun bu tarih ve sonrasında her nasılsa şirket kayıtlarında yer almadığını, oysa müvekkilinin, hisse devri konusunda hiç kimse ile bir devir sözleşmesi imzalamadığını, temliki herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerini oluşturan eski hakim ortakların davacı paylarını da yeni ortaklara devretmeleri sözkonusu olamayacağı noktasından hareketle keyfiyet Gebze 14. Noterliği'nden tebliğ olunan 20,04,2016 tarih, 3467 yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirkete sorulmuş ise de açıklayıcı bir cevap alınamadığını, şirketin cevabında açıklama yerine hukukla korkutma ve taleplerinin reddi yoluna gittiğini, davacının ortaklığını sürecinde şirketin hiçbir dönem kar payı dağıtımı yoluna gitmediğini ancak mevcut makine parkını misli ile genişlettiğini, taşınmazlar edindiğini, tamir-bakım atölyesi ve akaryakıt istasyonu açtığını, unvanını markalaştırdığını, ilişkilerini uluslararası alana taşıdığını beyan ederek öncelikle davalı şirkete kayyum tayin olunmasına ve paydaşlık durumunun tespiti ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkilinin eski hissedarı olup, hisselerini 2010 yılında dava dışı ... İthalat İhracat Ticaret ve Nakliyat A.Ş. ye devrettiğini, aradan yaklaşık 7 yıl geçtiğini, davanın konusu itibariyle husumetin ve haksız/mesnetsiz taleplerin müvekkiline değil, davacının hisselerini satıp, devrettiği İMÎSK'e yöneltilmesi gerekli olduğunu, müvekkili şirketin işbu dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığı açık ve net olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti eksikliği nedeniyle dava şartı oluşmadığından husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketteki hissesini usul ve yasaya uygun şekilde dava dışı ...'e satıp, devrettiği ve bedelini de tahsil ettiğinin açık ve net olduğunu, davacı tarafın aksi yöndeki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli tüm beyan, iddia ve taleplerinin külliyen reddi gerektiğini, müvekkili tarafından davacıya Beşiktaş 6. Noterliği kanalıyla gönderilen 02.05.2016 tarihli ve 17767 yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile müvekkilinin hisselerine ilişkin devirlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılmış bulunduğu, aradan yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra kurgulanmaya çalışılan beyan, iddia ve taleplerin dürüstlük kuralına ve hayatın olağan akışına aykırı, kendi içinde dahi çelişkili, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnameye itiraz ettiklerini, hisse devrinin eski TTK m. 385 ve 443 ile bir alakası bulunmadığı gibi söz konusu olan anonim şirket hisse satışı olduğunu, malvarlığı satışı olmadığını, davacının hissesini 2010 yılı Nisan ayında sattığını ve bedelini de tahsil ettiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2005/2935 E.,2005/4414 K. sayılı ve 02.05.2005 tarihli kararında; "...Dava açma hakkı doğduktan ve kira sözleşmesi yenilendikten sonra uzun süre dava açılmaması kiralananda yapılan tadilata ve kullanım biçimine onay verme anlamına geldiği gibi Medeni Kanun'un 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece bu husus göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken..." suretiyle açıklandığını, Yargıtay'ın konuya ilişkin tutumu, bu konuda hakkın kötüye kullanılması yasağına geniş bir uygulama alanı tanıma yönünde geliştiğini, Yargıtay'ın, hakkın uzun süre kullanılmayıp, sonradan dava açılması halinde, olayda başkaca ek unsurlar bulunmasa bile doğrudan doğruya ve son derece katı biçimde, hakkın kötüye kullanıldığı sonucuna vardığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile gecikmeli hak kullanımı sonucuna varılan hallerin çoğunda, hareketsiz geçirilen sürelerin 9 ay, 14 ay, 1 yıl gibi aslında oldukça kısa sayılabilecek süreler olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın tedbir taleplerinin de yerinde olmadığını beyanla davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine ikame edilen haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın pasif husumet nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı dava ile açılan dava neticesinde ticari itibarının zedelendiğini belirterek 50.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının hisse devir sözleşmesindeki imza inkarının yerinde olmadığı, hisse devir bedeli olarak ödendiği idia edilen Yapı Kredi Bankasının 150.000,00 USD'lik havale dekontu, bu havale için hisseyi devralan dava dışı İmiks İthalat .. A.Ş.nin bankaya talimat yazısında hisse devri, karşılığı olduğunun belirtilmiş olması, davacının 08.04.2010 tarihli bu havaleye bir itirazı olmayıp, bu paranın kendisine hisseyi devralan şirket tarafından değil davalı şirket tarafından ameliyat parası için gönderildiği yönündeki duruşmada verdiği beyanının gerçeği yansıtmadığı, davacının davalı şirketteki hissesini dava dışı şirkete devrettiği, bedelini tahsil ettiği, davacı şirkette halen ortak olduğunu ispatlayamadığı, karşı davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; davacının pay tespiti için açmış olduğu bu davanın davalı şirket yönünden kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, manevi tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve karşı davanın da reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı/karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davacının davalı şirkete paydaş olduğunun tespiti, şirket pay defterine işlenmesi, tedbiren kayyım atanması istemi olup, karşı dava ise manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.