Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/631 E. 2024/8975 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/631
- Karar No
- 2024/8975
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1682 Esas, 2023/1108 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/387 E., 2020/44 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının şirketlerine ait çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ve işyerine gelmeyerek işten ayrıldığını, 15.03.2019 tarihinde davalının kendi posta adresinden şirket yönetici ve çalışanlarına posta gönderdiğini, bu postada şirketi karaladığını, itibarını zedelediğini, küçük düşürücü sözlerde bulunduğunu, şirketle ilgili asılsız iddialarda bulunduğunu ve "Gelişmeleri bilmek isteyen sosyal medyadan beni takip edebilir" diyerek benzer davranışları sürdüreceğini açıkça ifade ettiğini, bu nedenle davalının bu tür eylemlerinin sosyal medyada durdurulması için haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yazılan postanın eleştiri niteliğinde olduğunu, davacı şirketin müşterilerine, kamuoyuna ya da tüketicilere gönderilmediğini, şirket çalışanları olarak bilinen kapalı bir guruba gönderildiğini, bu nedenle de haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını, davacı şirketi karalamadığını, iş sözleşmesinin sona erme sürecini anlattığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının davaya konu postada "...koskoca ... bir çalışanının haklarını ödemekten imtina edecek bir kurum değil, hiç öyle olmadığını da biliyorum. Konu iki yöneticinin yaptıkları hatanın arkasında durma çabaları sonucu ortaya çıkan çirkin tablo. Yalnız bu iki yönetici resmi olarak ...'i temsil ettiklerini unutuyorlar sanırım. Şu anda ... benden 10.000,00 TL tazminat istiyor resmi olarak, düşünebiliyor musunuz? ... ismini düşürdükleri durumu?" ifadelerine yer verdiği ve bu ifadelerde davacı şirketi karalamaya yönelik bir ifade bulunmadığı tam tersine davacı şirketin tanınmış ismine yakışmayacak davranışlarda bulunan iki yöneticisine yönelik eleştiri getirildiği, eleştirinin hedefinin davacı şirket değil davacı şirketin yöneticileri olduğu, davaya konu postanın hedef kitlesinin davacı şirketin çalışanları ve yöneticileri olduğu, davacı şirketin üretim ya da iş sırlarının ifşa edildiğini gösterir bir ifade de bulunmadığı, davalının gönderdiği e-postada ve facebook paylaşımlarında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerini ihlal eden bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça davaya konu e-postada kullanılan sözlerin eleştiri mahiyetinde olduğu, haksız rekabet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmek suretiyle davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.