Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1690 E. 2024/7022 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1690
- Karar No
- 2024/7022
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : KonyaBölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1490 Esas, 2023/2564 Karar HÜKÜM : Esastan Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, müvekkiline hissedarlığının başından beri şirket hakkında bir bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirketin kâr zarar durumunu bilmediğini, davalı şirketin 2019 yılında genel kurul yapmadığını, davalı şirket yönetiminin şirketi kötü yönettiğini, bu durumun defter incelenmesinden ortaya çıkacağını, müvekkilinin defalarca ihtarname göndermiş olmasına rağmen davalı şirketçe herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, tüm bu nedenlerle bilirkişi incelemesi ile şirketin kâr-zarar ve bilanço durumunun tespit edilerek müvekkilinin şirket nezdindeki hak edişinin hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk başvurusu yapılmadığından öncelikle olarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, bunun kabul görmemesi halinde açılan davanın 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasından dolayı zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan da davacının taleplerini somut olarak belirtmesi ve belirttiği değer üzerinden nispi harç yatırması gerektiğini, davalının müvekkili şirket kayıtlarına göre hissedarı olmadığını, davacının elinde müvekkili şirkete ait hisse senedi bulunmadığını, anonim şirketlerde böyle bir davanın açılması için öncelikle kâr payı dağıtımı ile ilgili ana sözleşmede böyle bir hüküm bulunması gerektiğini, bu yönde bir karar alınmamış ise karar alınmayan genel kurul kararının iptali sonrası bu davanın açılabileceğini tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, bu mümkün olmazsa zamanaşımı nedeniyle reddine bu da mümkün olmazsa davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın tespit talebine ilişkin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) dava şartları başlıklı 114 üncü maddesi ve aynı Kanunun tespit davası başlıklı 106 ncı maddesi uyarınca tespit davalarının, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olduğu, tespit davası, genel olarak 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı düzenlendiği, bunun dışında tespit davalarını düzenleyen bazı özel kanun hükümlerinin de bulunduğu, tespit davası yolu ile mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edilebileceği, dolayısıyla konusunu yalnız hak veya hukuki ilişkilerin oluşturduğu, bir hukuki ilişki için önemli olsalar bile maddi vakıalar (olaylar ve olgular) yalnız başına tespit davasının konusunu oluşturamayacakları, (6100 sayılı Kanun 106/3), aynı şekilde, kaybolması veya başvurulma olanağının kalmaması nedeniyle, henüz incelenme zamanı gelmeden başvurulan, bir anlamda güvence altına alınmasını amaçlayan delil tespiti (6100 sayılı Kanun 400-405) ile tespit davasının birbirine karıştırılmaması gerektiği, nitekim, 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesine ilişkin gerekçesinde maddi vakıaların tek başına tespiti istenildiği takdirde tespit davasına değil, delil tespiti kurumuna başvurulması gerektiğine işaret edildiği, tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli olmadığı, bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi için), konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerektiği (6100 sayılı Kanun 106/2),bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, üç şartın birlikte varlığına bağlı olduğu, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (m. 106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olması gerektiği; 2) bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması gerektiği; 3) yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olması gerektiği, tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu (6100 sayılı Kanun 114/1-h), açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmekte olduğu, bu şartların bulunmaması hâlinde mahkemece esas hakkında incelemeye girmeden, davayı usulden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerektiği, somut olayda davacının bu tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; tespit talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 106,114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.