Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1463 E. 2024/8988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1463
- Karar No
- 2024/8988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1711 Esas, 2023/1659 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2021/174 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FORM" ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalıya ait 2019/40965 başvuru numaralı “şekil + ...” ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, kararın yeniden incelenmesi için yapılan başvurunun da YİDK tarafından nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzediğini, müvekkili şirkete ait “FORM” ibareli markaların zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, aksine müvekkili şirketin marka üzerine yaptığı yatırımlar ve yoğun çabası neticesinde ibarenin yüksek bir bilinirlik kazandığını, markayı gören ortalama tüketicinin aklına doğrudan müvekkili şirketin geldiğini, davalının herhangi bir çaba sarf etmeden müvekkili şirketin marka imajından haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkili şirkete ait “FORM” markasının ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve tanınmış marka statüsüne ulaştığını, yüksek ayırt ediciliğin markaların karıştırılması riskini arttırdığını, ortalama gıda tüketicilerinin tercih hakkını çok kısa bir süre içerisinde kullandığını, dikkat seviyelerinin düşük olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini güçlendirdiğini, müvekkili şirket markasının hiçbir değişikliğe uğramadan markanın içerisinde yer aldığını, davalı markasının müvekkili şirket seri markalarının arasına sızacağını, davalının kötü niyetli olarak dava konusu marka başvurusunu yaptığını ileri sürerek, 35. sınıfta yer alan 29, 30 ve 32. sınıf emtiaların satışı hizmetleri bakımından 2020-M-7419 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın aynı emtia bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekil cevap dilekçesinde, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, bir markanın sadece tanınmış, bilinmiş ve imaj sahibi olmasının sonraki kullanıcının kötüniyetli olduğuna işaret etmeyeceğini, müvekkilinin davacıdan farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, tüketiciler nezdinde ibarenin “...” şeklinde zikredilmesi halinde davacı şirketin akla geleceğini, sadece “Form” ibaresini duyan tüketicinin kelimenin bilinen tanımlarını algılayacağını, bu tanımlamaların “formda kalmak, fit olmak, sağlıklı olmak, vücut dengesini korumak” gibi anlamları olacağını, müvekkili markasındaki “...” ibaresinin “Dermatoloji” kelimesinin kısaltılmışı olduğunu, dolayısıyla müvekkili markasının tüketiciler nezdinde cilt bakım ürünleri üzerine faaliyet gösteren bir marka olarak yorumlanacağını, müvekkilinin davacı markaları arasında sızma amacı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarını oluşturan işaretlerin genel görünümleri itibariyle ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarından söz edilemeyeceği, zira dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresi olduğu, markanın "Dermatoloji" kelimesinin kısaltılmışı olan "...-" ile "-form" kelimelerinden oluştuğu, her iki kelimenin birleştirilmesi ile oluşan bu ibareyi, ortalama tüketicinin bir bütün olarak bu şekli ile algılayacağı, bir kısım tüketicinin markaları "...-form" olarak algılaması ihtimalinde dahi, "..." ibaresinin "Deriye ait, deri ile ilgili" anlamına gelen terim anlamının bulunduğu, bu anlamın davaya konu 35. sınıf kapsamındaki 29, 30 ve 32. sınıf emtiaların perakendeciliği hizmetlerini doğrudan tanımlamadığı, dolayısıyla bu ibarenin en az "Form" ibaresi kadar somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, markalarda her ne kadar müşterek olarak "Form" ibaresi yer alsa da, dava konusu markada bu ibarenin başlangıç kısmına getirilen ve davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz bulunan "..." ibaresinin varlığından kaynaklı olarak iltibas tehlikesinin bertaraf edildiği, zira makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketicinin, markaları oluşturan başlangıç kısımlarına, diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat edeceği, tüketicilerin dava konusu markayı davacı markalarından farklı, başka bir marka olarak algılayacağı, marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, taraf markaları benzer olmadığından, SMK'nın 6/4-5 maddesi koşullarının oluşmadığı, davalının kötüniyetle hareket ettiğini gösterir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "Form" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresi ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarih ve 2020/616 E.- 2020/4442 K. sayılı ilamında "Conform" ibaresinin, 12.10.2020 tarih ve 2020/119 E.- 2020/3987 K. sayılı ilamında "Perform" ibaresinin, 10.04.2018 tarih ve 2016/7123 E.- 2018/2557 K. sayılı ilamında "Arcoform" ibaresinin ve 04.11.2019 tarih ve 2019/141 E.- 2019/6786 K. sayılı ilamında ise "Ladexform" ibaresinin davacı markaları ile benzer bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.