Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6262 E. 2024/7499 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6262
- Karar No
- 2024/7499
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1282 Esas, 2023/981 Karar HÜKÜM: Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/197 E., 2023/416 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu hakkında 18.06.2017 tanzim tarihli 30.07.2019 vade tarihli kambiyo senedine dayanan alacak sebebiyle icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, müvekkilinin 18.06.2017 tanzim tarihli 30.07.2019 vade tarihli 85.000,00 USD bedelli kambiyo senedinin yetkili ve meşru hamili olduğunu, davalı borçlunun senet altındaki imzaya itiraz etmediğini, davalı borçlunun kötü niyetli şekilde takibe itiraz ettiğini, senetteki borç miktarını ödemeden kurtulmaya çalıştığını, sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını belirterek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe dayanak senette tahrifat olduğunu ve bono vasfını haiz olmayan bir kağıt eklendiğini, takibe itiraz ettiklerini, zamanaşımı definde bulunduğunu, senette yazan düzenleme tarihinde, senedin ön yüzünde yer alan kişilerle, müvekkilinin bir araya gelmediğini ve imza atmadığını, davaya dayanak senet ile icra takibi yapılan senet arasında fark olduğunu, dava değerine, işlemiş faize ve faiz hesabına itiraz ettiklerini, bu nedenle icra takibi dayanağı ile farklı bir dayanağa dayandırılması nedeniyle davanın usulden reddini, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine dava değerinin % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; somut olayda Silivri İcra Müdürlüğünün 2021/4671 E. sayılı takip dosyasına konu 18.07.2017 tanzim tarihli 85.000,00 USD miktarlı bononun ödeme gününün 30.07.2019 tarihinin iki kez yazıldığı ve yazılan tarihlerden bir tanesinde 9 rakamı üzerinde oynama olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde bu yönde itirazın olduğu, grafolog bilirkişiden rapor aldırıldığı ve grafolog bilirkişinin, bu tarihin 30.07.2017 tarihi olduğunu belirttiği, bono tanzim eden keşidecinin paraf imzasının bulunmadığı, bu hali ile bonodaki düzeltme öncesi duruma göre değerlendirme yapılması gerektiği, yani ödeme tarihinin 30.07.2017 tarihi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca grafolog bilirkişinin maddi hata şeklindeki beyanlarına bu yönü ile itibar edilmediği, 30.07.2017 ödeme tarihi dikkate alındığında, bonolarda 3 yıllık zamanaşımı içerisinde, süresi geçirildikten sonra 24.12.2021 tarihinde takibin başlatıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığı ispat edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu senette vade tarihinin 30.07.2017 olduğu, 24.12.2021 tarihinde takibin başlatıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre uygulanacak zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu, zamanaşımını kesen sebeplerin somut olayda bulunmadığı, senedin zamanaşımı süresinden sonra takibe konulduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, zamanaşımının hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olduğu, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracı olduğu, eldeki davada takip konusu senedin zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, zamanaşımı değerlendirmesinin esasa yönelik bir değerlendirme olup, dava şartı olmadığından usulden verilmiş bir ret kararı niteliğinde kabul edilemeyeceği, ayrıca davalı tarafından yargılama sırasında verilen dilekçeyle tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece kötü niyet tazminatının reddine karar verildiği, davalı vekilinin karara karşı bu yönüyle istinaf talebinde bulunduğu, takip konusu bononun zamanaşımı nedeniyle kambiyo senedi vasfını yitirdiği, senetteki vade tarihinin düzenleyen tarafından paraf edilmemiş olduğu senet metninden anlaşıldığına göre ve 6102 sayılı Kanun'un 748 inci madde hükmü gereğince, senet üzerinde düzeltme yapılmadan önce imza koymuş olanların eski metne göre sorumlu olacağı halde takibin kötü niyetli yapıldığı, davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü yerine reddi kararı doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, takibin kötü niyetli yapıldığı anlaşıldığından 997.050,00 TL asıl alacağın % 20'si olan 199.410,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve zaman aşımına uğramış bono nedeniyle avalistin sorumlu olmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı alacaklının takibi kötü niyetle başlattığı gerekçesiyle davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmiş ise de alacaklının takipte kötü niyetinin tespitine ilişkin haksızlığının yanı sıra ayrıca kötü niyetli takip başlattığının da ispatı gerekmekte olup dosya içeriğinden davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından aleyhe tazminata karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.