Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6103 E. 2024/7466 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6103
Karar No
2024/7466
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1763 E., 2023/1212 K. HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/619 E., 2020/154 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin "..." ibaresini esas unsur olarak içeren tanınmış markaların sahibi olduklarını, davalı tarafın ise müvekkillerine ait "..." markasını haksız şekilde işletme adı ve sair şekilde kullandığını, bu durumun müvekkillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, www.... ve ... sitelerinde davalı tarafın "..." ibaresini markasal olarak kullandığını, davalının bu eylemine son vermesi yönünde 10.08.2017 tarihli ihtarnameyi gönderdiklerini, ancak davalı tarafın haksız eylemlerine devam ettiğini, davalı tarafın unvanını kötü niyetle tescil ettirdiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, menine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı şirket adına kayıtlı olan internet sitelerine erişimin engellenmesine, davalı şirketin ticaret unvanının terkinine, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin tescilinin 2012 yılı başında Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapıldığını, tescil sırasında davacının şirketleri ve markasıyla ilgili bilgileri bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da kendilerine bir uyarı yapılmadığını, "..." alan adlı internet sitesinin taraflarına ait olduğunu, ancak ... internet sitesinin kendilerince açılmadığını, hiç bir ilgisi bulunmadığını, davacının marka kullanımının "..." şeklinde olduğunu, kendilerinin unvanının ise "..." ibaresini taşıdığını, tarafların farklı iş alanlarında iştigal ettiklerini, ortada bir haksız kazanç bulunmadığını, şirketin ismini oluştururken Türkiye ve Konya'nın ilk hecelerinden esinlendiğini, kötü niyetli olmadıklarını, ticari dürüstlük ilkesine de aykırı hareket etmediklerini, savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "... davacı şirketlerin her ikisinin de ticaret unvanında "..." ibaresinin ana unsur olarak yer aldığı, davacı şirketlerin birbirleriyle bağlantılı şirketler oldukları, yine davacı ...Ş. adına tescilli markaların da esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı tarafın ticaret unvanında ve kendilerine ait olduğunu kabul ettikleri http://.../ alan adında "..." ibaresini aynen kullandığı, davalının ticaret unvanına uygun bir alan adı alması zorunluysa da, davalının alan adında ticaret unvanının tamamını kullanmadığı, yalnızca "..." ibaresine yer verdiği, davalı şirketin faaliyet alanında yer alan inşaat hizmetleri ve kara taşıtlarıyla ilgili faaliyetler davacıların markalarının tescilli olduğu 37. ve 39. sınıflarda yer alan hizmetlerle benzer ve bağlantılı oldukları, davalının "..." ibaresini ticaret unvanı ve internet alan adı ile internet sitesinin içeriği dışında markasal olarak kullandığına dair bir delil elde edilemediği, davalının bu kullanımlarının davacıların ticaret unvanlarına ve hak sahibi oldukları markalarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet niteliğinde olduğu, ancak tescilli ticaret unvanını kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıların markaya tecavüz nedeniyle SMK'nun 149. maddesi uyarınca tecavüzün tespitini, önlenmesini ve zararlarının giderilmesini, verilecek hükmün ilan yoluyla duyurulmasını talep edebilecekleri, alınan bilirkişi raporu ile davalının tecavüzün söz konusu olduğu dönemde 55.526,70 TL gelir elde ettiği tespit edilmişse de, davalının tecavüz teşkil eden kullanımının yalnızca internet ortamında söz konusu olması nedeniyle, elde ettiği tüm gelirin "..." ibaresini kullanması nedeniyle elde edildiğinin düşünülemeyeceği, internet ortamındaki kullanım nedeniyle ne kadar gelir elde ettiğinin ayrıca tespitinin mümkün olmadığı, bu nedenle TBK'nun 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkememizce belirlenmesi gerektiği, davacı şirketlerin ticaret hacmine, tanınırlıklarına ve davalı şirketin iş ve ticaret hacmine, elde ettiği cirosuna göre 30.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, yine davalının kusur durumu, davacılar ait markanın kullanım şekli ve tanınırlığına göre 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, http://turkontradeturkey.blogspot.com.tr isimli internet sayfasının davalıya ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, internet alan adına erişimin engelenmesi, ticaret unvanının terkini ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 7 inci ve 29 uncu maddeleri. 3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete ilişkin 54 üncü v.d. maddeleri. 4. 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6103, K. 2024/7466, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6103-e-2024-7466-k-02a996c01bb6