Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6051 E. 2024/7452 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6051
- Karar No
- 2024/7452
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/520 Esas, 2023/1469 Karar HÜKÜM : Esastan ret; davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/106 E., 2018/536 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından 23.06.2011 tarihinde taşınmaz satın alındığını, ancak bu taşınmaz alımı şirket kayıtlarına işlendiğinde zaten davalı borçlu tarafından taşınmaz davalının annesi ...'e devredilmiş olduğunu, aynı şekilde 2011 yılında şirket adına satın alınan aracın da davalı borçlu tarafından eşine satıldığını ve ortakların bilgisi olmayan satışlara ilişkin alınmış ortaklar kurulu kararının mevcut olmadığını, davalının müvekkili şirketin iş yaptığı şirketlerden müvekkili şirket adına çekler teslim aldığını, ardından bu çekleri tahsil ettiğini ve benzer şekilde bankalardan müvekkili şirket adına kendi hesabına ödemeler yaptığını, ancak toplamı 272.000,00 TL olan bu ödemeleri müvekkili şirkete geri ödemediğini ve hiçbir gerekçe olmaksızın kendi uhdesine aldığını, davalı borçlunun anılan işlemler nedeniyle davacı şirkete olan borcunu ödemeyince davacı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu, davalı borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı şirketin davalı ile davadışı ...'ı 15.07.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle tek imzayla temsil ve ilzam etmek üzere şirket müdürü seçildiklerini, davacı şirketin iki müdürü olduğu için müvekkilinin tek başına aldığı kararın oy çokluğu ile alınan bir karar olarak kabul edileceğini, taşınmaz satışının resmi kayıtlara intikal ettiği tarihte davalının şirket ile bir ilgisinin olmadığını, şirketten ayrıldığını, aracın satışı yönünden şirketin zararının olmadığını, tam tersi kar ile satıldığının açık olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği bankalardan uhdesine çektiği paralar ile ilgili olarak ise bu paraların ve çeklerin tahsil tarihi ve keşide tarihine bakıldığında hepsinin müvekkilinin şirket hissesini devrettiği tarihten sonra olduğunu, bu durumda verilen paraların ve çeklerin müvekkiline hisse devri karşılığı olarak verildiğinin açık olduğunu, davacı tarafça müvekkili aleyhine dava konusu satışlar ve uhdesine aldığı para ve çekler ile ilgili olarak şikayette bulunulması sonucu Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/350 E. sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin beraat ettiğini, söz konusu dosyanın Yargıtay'da olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddi ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava şartı niteliğindeki davalı hakkında dava açılması yönünde ortaklar kurulu kararının mevcut olduğu, davalının dava dışı ... ile birlikte 15.07.2009 tarihinden itibaren davacı şirketin yetkili müdürü iken 15.12.2012 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığı, yine davalının 15.11.2012 tarih ve 14 numaralı hisse devri ve müdür atanmasına ilişkin genel kurul kararı ile şirketteki hisselerinin tamamını ...'a devrettiği, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemde şirkete ait bir adet aracı eşine 82.000,00 TL bedelle sattığı, yine şirkete ait bir adet taşınmazı da 108.910,00 TL bedelle annesine satış yaptığı, bundan başka davacı şirkete ait banka hesabından ve şirketin iş yaptığı üçüncü kişilerden şirket adına çekler teslim aldığı, bu çekilen paralar ve alınan çeklerin toplamının 272.000,00 TL olduğu, toplam olarak 462.910,00 TL tahsil edilen paraların ne şekilde şirket adına tasarruf edildiği ile ilgili davalının kayda değer bir savunmasının bulunmadığı, ayrıca bankalardan çekmiş olduğu paraların ve üçüncü kişilerden şirket adına almış olduğu çekler ile ilgili olarak davalı her ne kadar bunların hisse devir bedeli karşılığı olarak kendisine verildiğini ileri sürmüş ise de, kapatılan Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilgili dava dosyasında bu konuda davalı ... tarafından ... aleyhine açılan alacak davasının ret ile sonuçlanıp kesinleşmesi karşısında davalının savunmalarına itibar edilmediği, sonuç olarak bilirkişinin raporunda da belirtildiği üzere söz konusu tahsilat ve satış işlemlerinden yapılan tahsilatlar nedeniyle toplam 462.910,00 TL tutarındaki paranın davalının uhdesinde bulunduğu, davalının bu miktar kadar davacı şirketi zarara uğrattığı sonuç ve kanaatine varıldığı, takip öncesinde davalı taraf usulünce temerrüte düşürülmediğinden davacı tarafın işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, davacının icra inkar tazminatı talebi, alacağın likit nitelikte olmayışı sebebiyle, davalının da kötü niyet tazminatı talebinin olayda koşulları gerçekleşmediğinden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 462.910,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, davacının fazlaya dair isteminin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, hukuk hakiminin ceza davasında suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı, davalı tarafından hisse devir bedeline ilişkin açılan alacak davasının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/219 E. ve 2014/125 K. sayılı kararıyla reddedildiği, taşınmaz ve araç satış bedelleri ile şirkete ait para ve çek bedellerinin şirket için harcandığına veya şirkete iade edildiğine ilişkin savunmasının bulunmadığı, davalının icra takibinden önce temerrüte düşürülmediği, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirket tarafından eski yöneticisi olan davalı aleyhinde davalının haksız eylemleri nedeniyle davacı şirketin zarara uğratıldığından bahisle zarar tutarının tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ve ek raporunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 82.000,00 TL'si araç satışından, 108.910,00 TL'si gayrimenkul satışından, 115.000,00 TL'si bankadan yapılan ödemelerden ve 157.000,00 TL'si çekle yapılan ödemelerden kaynaklanan toplamda 462.910,00 TL asıl alacağının hesaplandığı, satılan araç ve gayrimenkul bedelleri ile şirkete ait alınan çeklerin şirkete teslim edilmeyerek davalının uhdesinde kalmasının zararlandırıcı bir işlem olduğu yönünde görüş bildirilmiştir 3. Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/350 E. 2015/676 K. sayılı ilamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise dava konusu araç ve taşınmaz satışından dolayı şirketin herhangi bir zararının olmadığı, şirketin zarara uğratıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı belirtilmiş ve Mahkemece davalının sanık olduğu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin ceza davasında işlemlerin ticari usullere uygun olduğu, şirketin zararı olmadığı, davalının kendisine menfaat sağladığına dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle sanık olan davalının beraatine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. 4. Her ne kadar 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince hukuk hakimi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmasa da, aynı maddi vakıalara ilişkin olarak, dava konusu araç satışı, taşınmazın satışı ve davalıya yapılan harici ödemeler nedeniyle şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, alınan bedellerin şirket uhdesine geçip geçmediği hususlarında dosyaya kazandırılan bilirkişi kök ve ek raporuyla ceza yargılamasında hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan, bu çelişkinin giderilmesi için konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden denetime elverişli, yeterli, çelişkileri giderir rapor alınması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.