Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5956 E. 2024/7357 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5956
- Karar No
- 2024/7357
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1532 Esas, 2023/1287 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/792 E., 2023/467 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisini ekonomik açıdan varlıklı, aile ve iş çevresi geniş bir kişi olarak tanıtan davalıyla müvekkilinin bir takım ticari faaliyetlerde bulunduğunu ancak zarar ettiklerini, söz konusu zararların telafisi için davalının tek hissedarı olduğu dava dışı ... Lojistik Ltd. Şti.’den hisse devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davalıya güvenerek davalının şirketteki %15 hisseye tekabül eden bir tanesi 50,00 TL'den 15.000 adet payı 750.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını, devir tarihinden sonra şirkette herhangi bir ticari faaliyet olmadığını, müvekkilinin bilgi alamadığını, bilanço ve kayıtların davalı tarafından usulüne uygun tutulmadığını, bu durumun şirket yöneticisi olan davalının sorumluluğuna yol açacağını, TTK m.553'e göre yöneticilerin şirket ortaklarına karşı sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin haberi olmadan ve imzası taklit edilerek şirketin tasfiyeye sokulduğunu, tasfiye memuru olarak davalının seçildiğini, bu hususta Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının (CBS) 2022/53946 sayılı dosyası üzerinden başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, yönetici-tasfiye memuru olan davalının hukuki sorumluluğu ve haksız fiili kapsamında müvekkilinin devir bedeli olan 750.000,00 TL üzerinden doğrudan zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, TTK m.560 gereğince zamanaşımı süresinin dolduğunu, zararın oluştuğu iddiasının ortak adına değil tüzel kişilik tarafından ileri sürülebileceğini, tazminatın şirket adına istenebileceğini, sorumluluk davası açılmasına şirket tarafından karar verilmesi gerekirken bunun yerine getirilmediğini, davacının müştekisi oluğu soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, şirket kurduklarını ancak başarılı olamadıklarını, şirketin tasfiyeye girmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davacının haberinin olmadığı iddialarının da doğru olmadığını ve şirketin salt zarar etmesinin şirket yöneticisinin sorumluluğunu gerektirmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şirket hisselerini devraldığını ve sonrasında şirketin tasfiye edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürdüğü, davacı kendi rızası bulunmaksızın tasfiye kararı alınarak doğrudan zarara uğradığını iddia etmiş ise de iddia edilen zararın dolaylı zarar olduğu, davacının pay devir bedeli ödediğini iddia etmesi ve ödemesinin, zararın niteliğini doğrudan zarara dönüştürmeyeceği, aksinin kabulünün şirket ortağı tarafından açılan tüm sorumluluk davalarının şirket ortaklığı için devir bedeli ödenmiş olması nedeniyle doğrudan zarar olarak adlandırılması anlamına geleceği, davacının iddialarının şirketin ve dolayısıyla kendisinin zarara uğratıldığına yönelik olup şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen TTK'nın 555 inci maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortağın, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabileceği, davacının zarar tazminatını şirkete değil kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı alacak davasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 92 inci ve 114 üncü maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553 üncü ve 555 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.