Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5937 E. 2024/7428 K. – Marka Hükümsüzl

Konu: Marka Hükümsüzlüğü

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5937
Karar No
2024/7428
Karar Tarihi
Konu
Marka Hükümsüzlüğü

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/942 Esas, 2023/1590 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/116 E., 2021/429 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde “...” ibareli 2000/10557 marka numaralı, 29, 30, 31 sınıflarda yer alan emtiaları haiz markayı 25.03.2005 tarihinden itibaren 10+10 yıl süre ile tescil ettirdiğini, ancak kamuyu ilgilendiren, halka mal olmuş, tarihi ve kültürel değerlerin, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf vs bildiren işaretlerin, ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davalı şirket tarafından tescil edilen “...” ibaresinin hepimizin ortak geçmişi ve tarihi değeri olan Osmanlı ifadesinin İngilizce şekli olduğunu, “...” ibaresinin ilavesiz bir şekilde kimsenin tekeline bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, “...” ibaresinin kahve ve türevi ürünler açısından marka olarak tescil edilemeyeceğini, ... Coffee veya Türkçe ifade ile Osmanlı Kahvesinin bir kahve çeşidi olarak bilindiğini, tescil edildiği kahve, kakao, suni kahve, moka, kahve yerine geçen ifadeler açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin "Osso" markası ile Osmanlı Kahvesi üretip sattığını, davayı açmakta menfaatinin olduğunu ileri sürerek davalının “...” ibareli markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ğ ) bentleri uyarınca bütün ürün türleri açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, söz konusu ibarenin “kahve, kakao, suni kahve, moka (kahve), kahve yerine geçen ifadeler” açısından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkil şirketin 2005/10557 sayılı "..." ibareli markası için yapılan başvurunun ilgili kurum tarafından incelenerek tescil edildiğini, 6769 sayılı Kanun'da sayılan mutlak red sebeplerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın renk, şekil ve kelime kompozisyonundan oluştuğu, asgari düzeyin üzerinde bir ayırt ediciliğinin bulunduğu, sicilde gösterilebilir şekilde somutlaştırıldığı, dolayısıyla marka hakkında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulama şartlarının oluşmadığı, dava konusu markanın belirli bir kompozisyon ve fikri yaratım kapsamında şekillenmiş olup belirli bir seviyede markasal algı yarattığından aynı maddenin (b) bendinin uygulama şartlarının oluşmadığı, davaya konu markanın bir bütün olarak markasal algı yarattığı, “...” ibaresi her ne kadar fantezi (yaratım) bir marka olmasa da bir bütün olarak kompoze edilen marka imajında tescil sınıfları da göz önüne alındığında tüketici algısının tereddütsüz şekilde kelime unsurunun bağımsız anlamı üzerinde yoğunlaşmayacak olması karşısında (c) bendinin uygulama şartlarının oluşmadığı, TÜRKPATENT nezdinde “...” ibaresini içeren yaklaşık 800; “OSMANLI” ibaresini içeren yaklaşık 1500 marka kaydı olduğu, somut uyuşmazlığa bakıldığında, “...” ibaresi her ne kadar “OSMANLI İMPARATORLUĞU"nun İngilizce karşılığı olan “... EMPİRE” ibaresinin bir parçası olarak değerlendirilebilirse de tescil sınıfları bakımından “...” ibaresinin tereddütsüz şekilde bu kapsamda anlaşılmayacağı, bu ibarenin tek başına tarihi ve kültürel olarak korunması gereken bir ibare olarak değerlendirilemeyeceği, sektörde “DİBEK KAHVESİ” olarak bilinen ürüne kimi kişilerce “OSMANLI KAHVESİ” adı verilmişse de “OSMANLI KAHVESİ” ibaresinin bir cins adı olarak kabulünün mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığa konu markanın tescil engeli taşımadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığa konu davalı markasının tescil engeli taşımadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın, mutlak tescil engellerine tabi bir marka olduğundan bahisle hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (a), (b), (c) ve (ğ) bentleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5937, K. 2024/7428, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5937-e-2024-7428-k-7dab1ba062bc