Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5841 E. 2024/7390 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5841
- Karar No
- 2024/7390
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1979 Esas, 2023/1056 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/511 E., 2021/255 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 79 yaşında vefat eden ...'ın mirasçıları olduğunu, davalılardan ... tarafından müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibinin, müteveffa tarafından verildiği iddia edilen 23.04.2015 düzenleme, 12.06.2015 vade tarihli ve 550.000,00 TL'lik bir senede dayandırıldığını, murisin herhangi bir hastalığı yokken birden vefat ettiğini, ölmeden önce ona yeğeni olan davalı ... ile eşi ...'nun baktığını, onların yanında kalırken öldüğünü, alelacele defnedildiğini, cenazeden kimseye haber verilmediğini, ölümden 15 gün geçer geçmez söz konusu bu senedin ortaya çıktığını, senedin lehtarının ... olduğunu, onun tarafından ciro yoluyla davalı ...'e geçirildiğini, bu davalı tarafından da icra takibine başlandığını, murisin emekli bir devlet memuru olduğunu, hiç ticaret yapmadığını; borç para almaya yani bu senedi vermeye herhangi bir sebebinin bulunmadığını; davalılar aleyhine İstanbul Cumhuriyet Savcılığında sahtecilik ve dolandırıcılıktan dolayı şikayette bulunduklarını, yine şüpheli ölümden dolayı da ayrıca şikayette bulunduklarını, soruşturmaların devam ettiğini, senedin hile, ikrah ve sahtecilik ile elde edildiğini ileri sürerek, davacıların senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, icra dosyasına yargılama esnasında para ödemek zorunda kalırlarsa o taktirde ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle bu paranın istirdadına, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle de davalılardan %20 kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; murisin, emeklilikten sonra davalı ... ile birlikte yıllarca ticaret yaptıklarını, paralar kazandıklarını, ancak zaman zaman da zarar ettiklerini, kazanılan paraların paylaşılması gibi bölüştürülmesinin de doğal olduğunu, söz konusu olan senedin de edilen zarardan murisin payına düşen miktar karşılığında davalı ...'e verildiğini, murisin emekli müftü olması nedeniyle ticarette isminin geçmesinin sakıncalı olduğunu, bu nedenle söz konusu ticari faaliyetlerin resmiyette ... üzerinden yürütüldüğünü, davalı ...'in de borcuna karşılık senedi diğer davalı ...'a ciro ettiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacıların iddiasının 550.000,00 TL'lik senedin zorla alındığına ilişkin olduğu; muristen bu senedin zorla alındığını davacıların ispatlayamadıkları, aksine davalı ...'nun ticaretle uğraştığı ve davalı tanıklarının beyanına göre de murisle birlikte ticaret yaptıkları ifade edildiğinden ortada da murisçe imzalanan ve zorla alındığı ispat edilemeyen bir senet bulunduğundan; senedin geçerli kabul edilmesi gerektiği, aksinin ispatlanmadığı, her ne kadar senette "nakden" yazıyorsa da bunun davalının savunmasıyla uyumsuzluk arz etmediği, müşterek yapılan ticarette zararın, diğer ortak açısından borçtan sayılması nedeniyle söz konusu "nakden" yazılmasının halin icabına uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ile tereke temsilcisi tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekili ile tereke temsilcisinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili ve tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile tereke temsilcisinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.