Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5659 E. 2024/7520 K. – Markaya Tecavüz
Konu: Markaya Tecavüzün Tespiti İle Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5659
- Karar No
- 2024/7520
- Karar Tarihi
- Konu
- Markaya Tecavüzün Tespiti İle Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1063 Esas, 2023/912 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/398 E., 2021/92 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin 2000/17929, 2014/69374, 2017/100459 sayılı tescilli markaların sahibi olduğunu, diğer müvekkiline ise bu markaların lisans verildiğini, davalı tarafın ise müvekkiline ait söz konusu markaları Sınai Mülkiyet Kanununa göre marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde hukuka aykırı şekilde kullandığını, dava açılmadan önce İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi eliyle delil tespiti işlemi yapıldığını, delil tespiti işlemi ile davalının müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, halihazırdaki tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve kaldırılmasına, hükmün ilanına, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı görmeye İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, delil tespiti dosyasına sunulan rapor kapsamında müvekkiline ait iş yerinde iddia edilen markaların kullanılmadığının ortaya çıktığını, müvekkiline ... Belediyesi tarafından verilen işyeri açma ruhsat tarihinin 31.05.2010, Esnaf ve Sanatkar Sicili Tasdiknamesinin düzenleme tarihinin ise 18.01.2008 olduğunu, bu tarihler itibariyle davacının hak iddia edebileceği marka tescillerinin bulunmadığını, müvekkili tarafından marka tescilleri öncesinde kullanılan unvanın "GÜZEL BAHÇE ... EMLAK" şeklinde olduğunu, tespit sırasında bu kullanımın da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'nin 2000/17929, 2014/69374, 2017/100459 numaralı 36. sınıfta bulunan "Gayrimenkul Komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" ni kapsayan tescilli ve "..." ibaresini esas unsur olarak içeren markalarının bulunduğu, bu markaların kullanımı hususunda diğer davacı şirkete inhisari olmayan lisans verildiği, davalının emlakçılık faaliyetine dair ilk fatura kesiminin 18/06/2009 tarihine ilişkin olduğu, söz konusu fatura üzerinde "... EMLAK" ibaresinin bulunduğu, davalının yıllık beyannameleri incelendiğinde 2008 yılından 2019 yılına kadar her yıl değişen miktarlarda ticari gelir elde ettiğinin anlaşıldığı, davalının "... EMLAK" ibaresini emlakçılık faaliyetine ilişkin olarak 2008 yılından bu yana kullandığı, davacıya ait 2014/69374 ve 2017/100459 sayılı markaların, davalının "... EMLAK" ibaresi ile markasal faaliyette bulunduğu 2009 yılından sonraki yıllarda tescil başvurusuna konu edildiği, tescilli bir markayı tescilden önce kullanan ve bu markanın tescilsiz kullanımına bağlı olarak üstün hak elde eden kimsenin tescilden sonra da kullanımının, sonradan başkası tarafından tescil ettirilen markaya tecavüz oluşturmayacağı, davacı ...'ye ait 2000/17929 sayılı marka kapsamında yer alan "Gayrimenkul İşleri: Emlak komisyonculuğu hizmetleri" ile davalıya ait emlakçılık faaliyetinin aynı/aynı tür hizmetler oldukları, 2000/17929 sayılı markasının kelime ve şekil unsurundan oluştuğu, "..." ibaresinin yanı sıra şekil unsuruna da markada yer verildiği, davalının markasal kullanımlarının "... EMLAK" şeklinde olduğu, markada yer alan "..." ibaresinin coğrafi kaynak, "Emlak" ibaresinin ise faaliyetin adını belirttiği, dolayısıyla markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kalan ibareler oldukları, bu hale göre davalıya ait markasal kullanımların esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin gerek büyük su kütlesi gerekse de kişi ismi olarak yaygın kullanılan, sıradan ve fantezi olmayan bir sözcük olduğu, ticari yaşamda değişik sektörlerde yaygın olarak kullanılagelen bir ibare bulunduğu, bu nedenle zayıf marka mahiyetinde bulunan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, davacıya ait 2000/17929 sayılı markanın salt "..." ibaresinden oluşmadığı, bu ibarenin yanı sıra şekil unsuru da içerdiği, markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olması, davacıya ait markada yer alan şekil unsuru ile aynı ya da benzer bir şekil unsurunun davalı markasal kullanımlarında yer almaması, emlakçılık hizmetlerinin ortalama tüketici kesiminin dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu nazara alındığında karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, bir an için markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu varsayılsa bile; bu kez davalının 2009 yılından dava tarihine kadar ki dönemi kapsayan 10 yıllık süre içerisinde "... EMLAK" ibaresini markasal olarak kullanması, bu süre içerisinde taraflar arasında iltibas tehlikesine ilişkin uyuşmazlığın söz konusu olmaması olgularının göz ardı edilemeyeceği, dava tarihi itibariyle davalıya ait uzun süreli markasal kullanım ve taraflar arasında bu kullanımdan kaynaklı olarak önceki tarihli niza bulunmaması nedeniyle davalıya ait markasal kullanımla davacıya ait 2000/17929 sayılı markanın birlikte piyasada var oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalının "... EMLAK" şeklindeki markasal kullanımlarının 18.01.2008 tarihine dayandığı, eldeki davanın ise bu tarihten yaklaşık 12 yıl sonra 26.11.2019 tarihinde açıldığı, arada geçen süre içinde taraflar arasında herhangi bir niza çıkmadığı gibi markaların karıştırıldığına ilişkin bir delil de sunulmadığı, dolayısıyla birlikte var olma koşullarının gerçekleştiği, aksi yöndeki davacı istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün tespiti ile tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4 üncü, 29 uncu, 149 uncu ve 150 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.